Aşı kararı insan hakkı mı insanlık görevi mi?

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de aşı tartışmaları tam gaz devam ediyor. Hem de Kovid-19 virüsü gibi hafiften de mutasyona uğrayarak. Şöyle ki; başlarda özellikle zamanı ile hangi Kovid-19 aşısının daha güvenli ve koruyucu olduğu üzerine yoğunlaşmıştık bu hala geçerli ama şimdi buna bir de tek doz tartışması eklenmiş durumda. Yani öncelikle herkesi bir kere aşılamak mı iyi yoksa az kişiyi iki kere aşılamak mı iyi konusu. Bu bağlamda da ilk aşı ile ikinci aşı arasındaki sürenin 14 değil 28 gün ya da 48 gün olması gerektiğini, hatta 12 hafta diyen İngiltere örneğindeki gibi daha da uzatılabileceğini savunanlar var. Buna karşı olanlar da ilk dozların etkisinin 3 haftadan fazla devam ettiğine dair hiçbir kanıt olmadığı iddiasındalar. Her iki tartışma açısından değişmeyen bir başka tartışma ise aşının zorunlu olup, olamayacağı durumu ya da aşı olup olmama kararı. Tabii bir de aşı tamam normale dönüş ne zaman konusu var. Yani soru çok. Dolayısıyla durum tespitini yinelemekte yarar var. Dünya Sağlık Örgütü’nde uzun yıllar salgın hastalıklar ve virüslerle ilgili Tanı, Sınıflandırma ve Değerlendirme Bölüm Başkanlığı (virüsleri isimlendiriyor, tanı kriterlerini belirliyor) görevini yürüten Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bedirhan Üstün anlatıyor:

“Aşı olunca normale dönecek diye bir durum söz konusu değil. Aşı olunca sen hasta olmayacaksın ama başkasına bulaştırabilirsin. O nedenle aşı olunsa bile bu tedbirler sürecek. Yani bütün popülasyona aşıyı da yapmış olursak yaz aylarında rahatlarız. Ama onun dışındaki zamanda bence bu 2023’e kadar her sene bizi böyle sarsacak.”

Nasıl yani?

“Kışları ve özellikle aşı olmayan kesimler ve bir de geç etkileri yani. Biz şu anda bunu grip gibi yaşıyoruz akciğerde zatürre gibi yaşıyoruz. Ben teker teker görüyorum, duyuyorum bu hastalık 1,5 ayda 2 ayda kalp kasını etkiliyor, kalp kasını etkileyenlerden ölenler çok oluyor. 6 ay içerisinde böbrekleri etkileyecek, mesela insanların üreme sağlığını etkileyecek çünkü prostatı, yumurtalıkları etkiliyor. Bu virüsün benzeştiği vücut proteinlerinin olduğu her sistemde bir bozukluk bekliyoruz biz. Yani her şeyi etkileyen bir virüsle karşı karşıyayız. Daha bununla savaşın şu anda ilk evresindeyiz. Bilinmeyen çok şey var. Sadece ellerini yıka, aşını ol bir şey olmayacak diyebilecek bir yakıştırmayla bu işin çözüleceğini zannetmiyorum.”

Neden 2023?

“Şöyle; matematiksel olarak dalgalara bakınca dalgaların sönebilmesi için bu toplum içerisinde belli bir zaman geçmesi lazım. İşte birinci, ikinci dalga, üçüncü dalga denildi ya şimdiye kadar o dalgaların sönmesi için. Yani sonuç itibarıyla ya herkes hasta olacak ya herkes aşı olacak. Bunun olabilmesi içinde herkesin aşı olması gelecek senenin sonunda olur herkesin Kovid olması da 2023 de olur ancak.”

Herkesin aşı olması yetmez mi?

“Yeter ama aşılar düzgünse. Mesela İngiltere aşı da yapıyor ama herkes evinde kalsın diyor. Söylemek istediğim şey aşı yetmiyor. Aşının etkisinin ortaya çıkması için bir toplumda 100 kişinin 80’ini mutlaka aşılaman lazım.”

Peki ya aşı kararı tartışmaları? İnsanlık hakkı olduğu, zorlama olamayacağı yolundaki görüşler. Prof. Üstün devam ediyor:

“Aşı olmamak insan hakları diyebilirsin ama bence toplumsal bir menfaat ortak bir çıkar söz konusu olduğunda aşı yapılacaksa herkese zorunlu yapılmalı. Aşı ancak ve ancak tüm topluma yapılırsa işe yarıyor. Yarısı olmuş yarısı olmamış yarım yarım olmaz bu iş. Tek doz yapılırsa da çok zayıf bir koruma sağlar. Çift doz yapılması lazım. Yani artık insanlar böyle kolaya kaçmak yerine problemi çözmek için olağanüstü güç sarf etmek zorundalar. Mesela bütün ilaç fabrikalarına aşı ürettireceksin. Yapabilirsin bunu. Dünya Sağlık Örgütü’nün Kovacs diye bir aşı konsorsiyumu var. Kooperatif gibi bir şey herkese ben aşı vereceğim ve 1,5 dolardan vereceğim, üç ay içerisinde de alacaksınız diyor. Yani adamlar bunu sağladılar,4,5 dolar verirsen istediğin aşıyı alacaksın diyor. Buna rağmen kimi ülkeler kimi siyasiler böyle bir olanağı kullanmıyorlar..”

Dünyada herkesin aşılanması anlamında mı?

“Evet, dünyadaki herkesin aşılanması lazım ki Kovid belasını atlatalım. Yani biz Türkiye’de aşılandık deyince olmuyor. O zaman Suriyeliler, İranlılar, Iraklılar, Yunanlar, Bulgarlar, Ruslar ne olacak? Onlar gelip gidiyorlar Türkiye’ye. Onlar da aşılanmadığı sürece bu sürecek. O yüzden herkesin aşılanması lazım. Şimdi herkes kendi derdinin peşinde ama bütün hepimizi içeren bir çözüm olmazsa biz bu işten ne sağlıklı çıkacağız, ne karlı çıkacağız...”