Belediyelere gözaltı

Belediyelere gözaltı


Tunca BENGİN

     Depremden korkma çürük binadan kork. Artık bunu bilmeyen yok. Tabii, İstanbul'un durumunu da. Kentteki yapıların yüzde 70'i kaçak, zemin etütleri bilinmiyor. Paniğin nedeni de bu. Dün Bayındırlık Bakanı Koray Aydın'ı dinledik. O da çarpık kentleşme, kaçak yapılaşmadan yakınıyor. İstanbul - Avcılar'ı örnek verirken, 'yüzde 10'u iskanlı, 90'ı kaçak' diyor.
       İyi de İstanbul'u bu hale kim getirdi? Hırsız müteahhitler mi, rüşvetle iş bitiren yerel yönetimler mi, yoksa bunlara göz yuman, üstüne üstlük imar aflarını çıkaran Ankara mı? Binlerce bina yıkıldı, on binlerce insan öldü elle tutulur tek sanık başta Veli Göçer üç - beş tane müteahhit. Sorgulanan (geriye dönük) ne bakan, ne bürokrat ne de belediye başkanı var.
       Ancak Ankara'nın tavrı net. Hesaplar geriye değil, ileriye dönük. Hiç olmazsa ders aldık mı? Bakan Aydın, 'Bu depremden ders çıkarılmayacak da hangisinden çıkarılacak' diyor. Ohhh; hükümet üyesi bir bakandan böyle bir söz duymak dahi güzel. Dilerim lafta kalmaz. Bakan Aydın, kararlı olduğunu ısrarla vurguluyor. Ve de bundan böyle denetimsiz yapılaşmaya izin verilmeyeceğini savunarak, şöyle konuşuyor:
     "Denetim mekanizması çalışmamış. İnşaatların projeye uygun olup olmadığı bilinmiyor. Yapı denetim kuruluşları oluşturulacak, buradan okey almayan projelere ruhsat verilmeyecek. İlk şart da zemin etüdü olacak."
       Bu, belediyelerin ruhsat yetkisini elinden alma anlamına gelmiyor mu? Bakan'a göre değil, sadece denetim, ruhsatı verecek olan yine yerel yönetimler. Ya para tatlı gelir, kaçak olursa? Onun da çözümü var. Bakan Bey devam ediyor:
     "Belediyeleri sıkıştırmak gerekir. Diyelim kaçak bina saptanmış, belediye yıkmıyor. Bunlar valilik aracılığıyla İçişleri Bakanlığı'na iletilir. Soruşturma açılır. Üç - beş tanesini görevden aldın mı, bak bakalım bir daha yapabiliyorlar mı?"
       Ne diyelim. İnşallah olur...
       Bu arada, birkaç söz de vatandaşa... Artık fayın yeri ve depremin zamanı tartışmasını bırakın. Acilen konutlarınızın sağlamlık testini yaptırın... Çünkü Bakan Bey de öyle diyor...

2000 kayıp yıl

     Deprem Türk turizmine büyük darbe vurdu. Özellikle de kongre turizminin merkezi İstanbul'da. Rezervasyon iptalleri yüzde 65 - 70'lere vardı. Bu açıdan 2000'i kayıp yıl olarak gören Turizm Bakanı Erkan Mumcu 'Hedef 2001' diyor...
       Gerçekten 1999 sıkıntılı geçti. 18 Nisan seçimlerinin hemen ardından turizm krizi patladı. Aslında sinyaller geliyordu ama; politikacılar oy derdindeydi. Terör tehdidi ve de dost(!) ülkelerin olumsuz propagandaları işin tuzu biberi oldu. Ağustos başında tam toparlandık diyecekken, bu kez de deprem vurdu. Bakan Mumcu, 'Deprem olmasaydı 1998 rakamlarını yakalayacaktık' diye konuşuyor. Bu 9 - 9.5 milyon turist demek. Ama olmadı.
       Ya bundan sonrası? Avrupalı Türkiye yeni sezonda ne yapacak? Bakan Mumcu, öncelikle 'tanıtım' diyor. Bu iş için 75 milyon dolarlık ödenek ayrıldığını belirtiyor. Ve de aleyhteki propagandaların azalacağına inanıyor.
       Yatırımlara gelince; ilk hedef İstanbul'u 2001'e hazırlamak. Başta Lütfi Kırdar önündeki olmak üzere yeni kongre merkezi projeleri hızlandırılacak, Açık Hava Tiyatrosu'ndan kış aylarında üstü kapatılarak yararlanılacak.
       Sahillerdeki yatırımlarda özellikle yabancı ortaklı, kent bazındaki projelerin destekleneceğini açıklayan Bakan, 'Bundan böyle tesis, sahili boydan boya kapatmayacak; iç kesimlerden de yararlanılacak. Böylelikle çarpık yapılaşma engellenecek. Ayrıca tesisin doluluk oranı yabancı ortağı da etkileyecek' diyor. Ha; bu arada Şanlıurfa, Mardin başta olmak üzere Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde de yatırımlara ağırlık verilecek. Umduğumuzu bulamadığımız inanç turizmi de yeniden ateşlenecek. Haydi hayırlısı...


Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr