Tunca Bengin

Tunca Bengin

tunca.bengin@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

ABD ve Fransa başta olmak üzere Avrupa’daki bazı ülkeler terör örgütü PKK/YPG’ye olan sevdaları, kirli ilişkileri nedeniyle teröristleri korumak kollamak ve onlara meşruiyet kazandırmak adına her türlü kepazeliği yapıyorlar. Bunun son örnekleri de ABD’nin koskoca(!) Genelkurmay Başkanı ve Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı’nın Suriye’de terör örgütü YPG/PKK işgalindeki bölgeye gidip teröristlere yağdırdığı övgüler skandalı ile Fransa’nın terör örgütü PKK/YPG’nin sözde komutanlarını Paris’teki Senato binasında ağırlayıp, hiç utanmadan bir de onlara “nişan” verme, ödüllendirme rezaletiydi. Dolayısıyla, biz de önceki günkü yazımızda doğrudan teröre, teröriste yardım yataklık ve terör suçu anlamına gelen bu rezilliklere değinmiştik. Özellikle Fransa’nın yüz yıllardır nasıl bir kalleşlik ve tezgâh peşinde koştuğunu örnekleriyle sıralamıştık. Dün de bu kirli sicilini yazımız üzerine arayan TBMM eski Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Cemil Çiçek ile konuştuk. Kısa bir selam, saygı muhabbetinin ardından doğrudan konuya giren Çiçek, “Terör uluslararası politikanın bir aparatı, tek başına bir şey ifade etmiyor, arkasında kimler varsa onların değirmenine su taşır. Bunu da kullanırlar. Bunların başında da Fransa gelir. Geçmişte de bunun sayısız örnekleri var” dedi. Devamında da bunlardan bazılarını anlattı:

Haberin Devamı

“Türkiye’nin talepleri her zaman bellidir. Her görüşmede, her vesilede bunlara karşı neden tedbir almadıkları hep konuşulur. Ama ne zamanki Türkiye’de bir ihaleler falan söz konusu olduğunda, o ülkelerde göstermelik bir kısım tedbirler alırlar. Nitekim bir tarihte yine Türkiye’de önemli ihaleler var, Fransa’nın da ağzının suyu akıyor bunlardan birini, ikisini kapabilmek için. O arada PKK’ya yönelik bir kısım göstermelik tedbirler almaya başladılar. Avrupa’da PKK’nın kasası olarak bilinen Rıza Altun’u gözaltına aldılar. Bu olay ne zaman oluyor? Fransa’da özellikle Cezayir kökenli Fransız vatandaşlarının büyük eylemler yaptığı, yakıp, yıktığı günlerin ertesinde. Rıza Altun gözaltına alınınca PKK’lılar da Marsilya’da arabaları yakmaya başladılar. Bununla PKK bir mesaj verdi, üstü örtülü demek istedi ki ‘Biz sizinle beraber çalışıyoruz, neden bu gözaltılara falan yöneliyorsunuz? Eğer bunu devam ettirecekseniz Cezayirlilerinkine benzer, Fransa’nın her yerinde ortalığı ateşe veririz.’ Birkaç gün sonra Rıza Altun serbest bırakıldı. ‘Beni niye gözaltına aldıklarını bilmiyorum, bunların istihbaratıyla zaten beraber çalışıyorduk’ tarzında bir açıklama yapınca adamı apar topar hudut dışı ettiler. Avusturya üzerinden Kuzey Irak’a geldi. Halen Kuzey Irak’ta, bir ara bazı operasyonlarda ağır yara aldı falan denildi. O günlerde Komünist Partisi’nden bir milletvekili de Avrupa Parlamentosu’nda kendi ülkesini tenkit ederek, ‘Biz bunlarla beraber çalışıyoruz. Paris yakınlarındaki çiftlik evini biz kiralamadık mı, orada eğitim vermiyor muyuz bunlara? Neden müttefiklerimizi sıkıntıya sokuyorsunuz’ anlamında bir konuşma yaptı. Kaldı ki DHKP-C’nin önde gelenleri de büyük ölçüde Fransa’da öldü. Dolayısıyla, Fransa’nın sabıkası çok.”

Haberin Devamı

***

Haberin Devamı

Şu sıralar “Herkesin derdi o parti, bu parti, şu parti halbuki bunlar kim olursa olsun Türkiye’nin sorunudur. Yani kim gelirse gelsin bunlarla mücadele etmek durumunda” diyen Çiçek’in “Türkiye deprem ve seçime odaklanmışken ABD ve Fransa kaynaklı kepazelikler tesadüf mü?” sorumuza verdiği yanıt ise şuydu:

“Hayır. Hiçbirisi tesadüf olmaz. Bakınız, Sayın Cumhurbaşkanı’nın dış güçler dediği 7-8 tane devlettir. Öyle onlarca devlet Türkiye’ye operasyon çekmiyor. Böyle bir kabiliyeti de yok. Bu dış güçlerden bir tanesi de Fransa’dır ve Almanya’dır. Türkiye’deki her türlü terör eyleminin, Türkiye’yi kargaşaya, kaosa sürükleyecek her olayın arkasında bu ülkeler vardır. Mesela Fransa sadece terörle ilintili politikalar sürdürmüyor, aynı zamanda sözde Ermeni soykırımı konusunu en fazla gündemde tutan Fransa’dır. Sonra Almanya da kabul etti. Şimdi geçtiğimiz günlerde yine Türkiye içe döndüğü için Fransız Parlamentosu’nda Türklerin Asurilere ve Keldanilere de soykırım uyguladığına dair bir karar kabul edildi. Yani sadece terör konusu üzerinde durmuyor Fransa, soykırım konusunu da gündemde tutmak suretiyle Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışıyor. Ama Türkiye bunun üzerinde durmadı, bir ya da iki gazetede 5-10 cümlelik bir haber olarak çıktı. Ne Meclis’te konuşuldu ne başka bir şey, sadece Dışişleri’nin bir cevabı var.”

ABD ve Fransa’nın bu tavırları 14 Mayıs’a da endeksli olabilir mi? Başka beklenti iddiaları da var malum?

“Seçim dönemleri tabiatıyla tüm ülkelerde bütün dikkatlerin içe döndüğü bir süreç. Dolayısıyla, dışarıda, evin dışında ne oluyor, ne bitiyor ona çok fazla ilgi gösterilmiyor. Onlar da bu durumdan istifade etmeye çalışıyorlar. Böylece gündeme getiriyorlar. Avrupa’da önemli gelişmeler var, özellikle Almanya’da, Fransa’da. Türkiye’nin sözde soykırım suçlamalarıyla gündeme geleceği bir yüzyılın içerisinde bulunuyoruz. Kim bunun farkında, ne kadar farkında, onu takdirlerinize sunarım. Biliyorsunuz, Ermeni soykırım palavraları da yalanları da 60’lı yıllarda başladığında Türkiye bunu önemsemedi, yeteri kadar üzerinde duramadı. Bugün 30’dan fazla ülke, ABD dâhil, bunu kabul etti. En son Çekya parlamentosundan geçti. Giderek parlamentolarda ve dünya kamuoyunda bir meşruiyet kazanmaya, hukuki yoldan elde edemediklerini algıyla elde etmeye çalışıyorlar. Şimdi bu yetmedi, Yunanistan küçük Asya topluluklarına Türkler, Rumlara (Pontus) soykırım yaptı dedi, kendi parlamentosunda bunu kabul etti. Cumhurbaşkanlarının başkanlığında bir komite kurarak üç yıllık bir eylem planı ortaya koydu. Dışişleri dışında kimse de bunun farkında değil.”

Çiçek, Almanya’nın da son iki yıl içinde üniversitelerde önemli toplantılar yaptığını belirterek, şöyle devam etti:

“9 üniversitenin iş birliğiyle Türklerin 1937’de Kürtlere soykırım uyguladığını sempozyumlarda, panellerde tartışmaya başladılar. Evvela üniversitelerde bu işi pişiriyorlar. Yine bir süre evvel ‘Türkiye’de Çerkezlere asimilasyon uygulanıyor’ dedi. Allah’tan Çerkez Dernekleri Federasyonu buna bir cevap verdi. Yani şunu demek istiyorum; Avrupa bir taraftan terör istismarı yaparak, öbür taraftan da soykırım noktasında önemli bir kısım gündem konularını tartışarak üniversitelerde, vs. bir süre sonra karşımıza yeni sorunlarla çıkmış olacaklar. Türkiye inşallah 14 Mayıs’ta bu seçimi bitirse de esas meselelere dönüverse. Maalesef Türkiye’nin böyle bir gündemi var, iç siyaset bunların hepsini ikinci plana itmiş oluyor.”

Siyaset bunun ne kadar farkında?

“Şu an pek farkında değil. Asuriler ve Keldanilerle ilgili haberleri okuduğunu bile zannetmiyorum. Bunu ben belli yerlerde gündeme getirdim tabii. Devletin ilgili birimlerinde, arşivlerinde vardır. Şimdi bu konular pek dikkat çekmiyor. İttifaklar şu şununla görüştü, bu bununla el ense çekti, onunla meşgul olduğumuz için bize el ense çekenlerin farkında bile değiliz.”