Emeklilik hayali zirvesi

45 yıllık gazetecilik hayatımda ne zaman yolum İzmir’e düşse, hep buralarda yaşamanın hayalini kuranlardan oldum...
Sonra bu da mesleki koşturmanın içinde ertelenen planlara katıldı.
Ama emeklilerin ‘ikinci bahar’ planlarında hep bir Ege sahil kasabasında uzun bahar yaz yaşamı vardır...
Daha önceleri Ege’nin tüm kıyı şeridi için yapılan bu planlar, son yıllarda İzmir ilçelerine yoğunlaştı...
Tabii insanın neden İzmir diye sorası geliyor?
Hem doğayla içiçe hem denize çok yakın hem de her türlü büyük şehir imkanı kısa mesafede olunca, İzmir’in güzelliklerinde yaşama imkanı bulunmaz nimet...
Çiğdemiyle, gevreğiyle, boyozuyla özgün dili özgün lezzetleri olan bu nadide kentte her şeyin adı da tadı da bambaşka ayrıcalıklar yaşatabiliyor insana...
Hemen yakınınızda, kış biterken otların bayramının başladığını, yaz aylarında binbir tabiat armağanı meyve ve sebzenin iki adım ötenizde yetiştiğini görmek de farklı bir talih oluyor...
Çeşme’de, Urla’da yerel pazarları gezmek bile başlı başına bir tercih nedeni...
Yeşille mavinin kucaklaştığı o kadar çok mekanda doğanın tadını çıkarmak mümkün ki, insan ister istemez oralarda yaşama imkanı olanlara imrenmeden edemiyor...
Yıllardır göç alan ve kalabalıklaşan nüfusuna rağmen kendi özgün güzelliklerini koruma konusunda çok başarılı olan İzmir’i, birçok kentten farklı kılan apayrı bir kültürünün de olması çok önemli...
Kısacası İzmir’e, İzmir’i sevenlere ve orada güzellikler yaşamak için can atanlara imbatlı, temiz havalı güzel günler olsun...