Ermenistan alçaklıkta sınır tanımıyor

Hem suçlu hem güçlü diye bir deyim vardır. Suçlu kendisi olduğu halde üste çıkmaya çalışan, üstelik karşısındakini suçlamaya yeltenen kimseler için söylenir. Yani hem hırsız hem arsız hem katil gibi bir şey. İşte bugün Ermenistan’ın ve gözü dönmüş Başbakanı Paşinyan’ın durumu aynen böyle. Şöyle ki; Ermenistan 1992 Şubat’ındaki Hocalı katliamının hemen ardından Azerbaycan’ın o dönemdeki iç karışıklığını fırsat bilerek Dağlık Karabağ’ı işgal planını devreye sokmuş ve birçok yerleşim yerine saldırarak sivilleri hedef almıştı. Yoğun bombardıman altında kalan yüzlerce sivil hayatlarını kaybetmişti, kurtulanlar ise yerlerini yurtlarını terk edip göçmüştü. O günden beri de Azerbaycan’ın o toprakları Ermenistan’ın işgali altındaydı. Dolayısıyla, Dağlık Karabağ’daki şu anki durumun tek kelimeyle özeti şu:

Artık hesap vakti...

Bu bağlamda da Azerbaycan ordusu Ermenistan askeri hedeflerini tek tek vuruyor ve topraklarını geri alıyor. Bir başka deyişle, Azerbaycan kendi topraklarında temizlik harekâtı yürütüyor. Buna karşı bozguna uğrayan Ermenistan ise bir yandan mağdur edebiyatı yapıyor, diğer yandan da Azerbaycan’ın sivil yerleşim yerlerine attığı füzelerle kadınları, çocukları öldürerek resmen savaş suçu işliyor. Son olarak da Paşinyan, Dağlık Karabağ konusunda tavizde bulunmaya hazır olduklarını duyurdu ancak Azerbaycan’ın da tavizlerde bulunması gerektiği kaydıyla. Yani Paşinyan açık açık “Çekiliyoruz” demek yerine, hâlâ utanmadan “Azerbaycan da taviz versin” diyebiliyor. Dolayısıyla da niyeti açık; ya sivil yerleşim yerlerine attığı füzelerle Azerbaycan’ı karşılık vermeye zorlamak ya da taviz saçmalığıyla Azerbaycan’ı masadan kaçan taraf durumuna sokarak Rusya’yı oyunun içine dâhil etmek. Nitekim bunu Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev de dile getirdi. Putin de dün ateşkes çağrısı yaparken, “Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) kapsamında Ermenistan’a karşı sorumluluklarımız var. Fakat çatışmalar Ermenistan topraklarında yapılmıyor” dedi. Açıkçası, Ermenistan sınır tanımadığı alçaklık ve kalleşlikten asla vazgeçmiyor. Bu kirli oyunu ve olası gelişmeleri dün MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş’e sordum. Onun yorumu da aynı yöndeydi:

“Ermenistan sivil hedefleri vurarak Azerbaycan’ın Ermenistan’a müdahale etmesini istiyor. Azerbaycan, dikkat ederseniz, kendi toprakları içinde mücadele ediyor, kendi topraklarının işgalini kurtarmak amaçlı bir girişimleri var. Yani Ermenistan’a müdahale etmesi durumunda Rusya’yı devreye sokmak isteyen bir sonuç ortaya çıkar. Yani Ermenistan topraklarına müdahalesi demek Rusya’nın Azerbaycan’a müdahalesini ortaya çıkarır. Ve bu konuda da Azerbaycan çok dikkatli.”

Tuzağa çekmek istiyor yani?

“Tabii tabii, sivilleri vurarak, doğrudan Ermeni topraklarına müdahale yapılmasını istiyor. Yani bir nevi tuzak, burada da Rusya’nın müdahalesini ortaya çıkarmak istiyor, kendisine destek amaçlı. Ama Aliyev bu konuda çok dikkatli, böyle bir tuzağa düşmüyor.”

BM’nin 51. maddesine göre meşru müdafaa hakkı yok mu?

“Siyasi dengeler işte. Meşru müdafaa hakkı ortaya çıkıyor, zaten işgal edilmiş topraklar sebebiyle doğrudan meşru müdafaa hakkı her zaman var. Ama güç dengesi dediğim gibi Ermenistan’ın güvenliğinin korunması biraz da Rusya’nın kontrolü içerisinde. Ve bu konuda Ermenistan ile Rusya arasında güvenlik anlaşması da var. O bakımdan Rusya’nın güç dengesi tabii ki Azerbaycan’ın sınırlı, dikkatli hareket etmesi zorunluluğunu ortaya çıkarıyor. Bu bizim açımızdan da önemli çünkü Azerbaycan’a olan desteğimizin sınırı Rusya’yla Suriye’deki, Irak’taki, Libya’daki ilişkilerimiz ve enerji konusundaki iş birliğimizle ilgili politikaları da etkileyen sonuçlar ortaya çıkarabilir.”

Azerbaycan’ın Ermenistan’ın tuzağına düşmesi durumunda Rusya’nın konuya daha kesin adımlarla müdahale edebileceğini belirten Öneş devam ediyor:

“Halbuki Rusya bu konuda dikkatli Azerbaycan ilişkilerini bozmak istemiyor, devam ettirmek istiyor ve hatta Azerbaycan’ın kendi işgal edilmiş topraklarını alması karşısında bir önleyici kesin tedbir almadı ve ikazda bulunmadı. Azerbaycan’a zaman tanıdı. Öyle gözüküyor gelişmeler.”

Karabağ’ın Azerbaycan toprağı olduğunu kabullendi yani?

“Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan toprakları olduğu BM kararıyla defalarca tescil edilmiş durumda. O konuda zaten bir tereddüt yok. Yalnız, BM kararına rağmen maalesef BM’nin yaptırım gücü de ortaya çıkarılamadığı için, kurulan Minsk Grubu bu konuda bir mesafe alamadığı için 30 senedir mesele çözümsüz kalmış durumda.”

Rusya bu noktaya gelmeden neden masada çözmedi?

“Bu sadece Rusya’nın elinde değil ki... Minsk Grubu içerisinde ABD de var, Fransa da var. Ortak karar alamadılar ve zamana yaydılar. Meselenin sürüncemede kalması, zaten uluslararası konularda hep böyle. Bilakis, Kafkasya’daki karışıklığın devam etmesi, Ortadoğu’daki karışıklığın devam etmesi, Balkanlar’daki karışıklığın devam etmesi hep süper güçler arasındaki kuvvet dengesine dayanan, kendi çıkar politikalarına dayanan sonuçlar. Meselelerin sürüncemede kalması onların çıkarlarına hizmet eden bir sonuç yaratıyor, silahlarının satılması gerçeğini ortaya çıkarıyor. Böylece bölge ülkelerinin de ekonomik açıdan siyasi, askeri açıdan zayıflaması sonucunu ortaya çıkarıyor. Ve ihtilafların devam etmesi de özellikle ABD politikalarının işine gelen bir sonuç meydana getiriyor. Şimdiye kadar hep öyle oldu ve bundan sonra da öyle olacağa benziyor. Bütün mesele bu...”