Gemilere bindirip geri yollamak kolay değil

Suriyeli sığınmacılar, dünyanın karşılaştığı en büyük krizlerden biri. Ülkelerindeki iç savaş nedeniyle milyonlarca insan yerinden yurdundan oldu. Şu anda sadece Türkiye’de 2 milyon 560 bini kayıtlı 3 milyon civarında Suriyeli var. On binlerce kadın, çocuk ve yaşlı insan da Avrupa ülkelerine sığınabilmek için Akdeniz ve Ege Denizi’ni canları pahasına aşmaya çalışıyor. Bu illegal ve riskli yolculuklarda binlerce insan boğularak can veriyor. Hemen her gün bebeklerin cansız bedenleri kıyıya vuruyor. Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın verilerine göre sadece 2016’ın ilk ayında yaşamını yitirenlerin sayısı (28 Ocak itibariyle) 63 ve buna son üç günde eklenenlerle de 100’ü geçmiş durumda. Yani her türlü olumsuz hava koşuluna rağmen “ölüme yolculuk” devam ediyor. Çünkü bu insanların kaybedecekleri hiçbir şey yok ve onları ikna etmek çok zor. Nitekim buna biz de tanık olmuştuk. Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın tüm müdahale ve can güvenliği uyarılarına rağmen lastik botlardaki mülteciler geri dönmemek için direnmişler, hatta bebeklerini havaya kaldırıp denize atmakla tehdit etmişlerdi. (18 Kasım 2015 tarihli yazımız) O nedenle AB ülkelerinin “kapıları kapattık almıyoruz” ya da Türkiye’ye 3 milyar euro’luk katkı sağlayarak “Aman bize göndermeyin” demesi hiç gerçekçi değil. Zaten gelen para falan da yok...

AB üyesi bazı ülkelerin bir başka planı da mültecileri Türkiye’ye geri göndermek. Örneğin Hollanda’da iktidardaki Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin Meclis Grup Başkanı, Yunan adalarına gelen sığınmacıların feribotlarla Türkiye’ye geri yollanacağını söyledi. İyi de bu nasıl olacak? Ya da böyle bir şey mümkün olabilir mi? Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. M. Murat Erdoğan asla olamayacağını belirterek, nedenlerini şöyle sıralıyor:

- Herkes şaşkın ne yaptıklarını bilmiyorlar. Mesela Türkiye ile Yunanistan arasında 10 seneden fazladır geri kabul anlaşması var. Şu ana kadar Yunanistan Türkiye’ye göndermesi gerekenlerinin yüzde 10’unu bile gönderemedi. Suriye krizinden önceki dönemden söz ediyorum. Çünkü işlemiyor insanlar her türlü direnişi gösteriyorlar uluslararası dernekler devreye giriyorlar. Bu öyle kolay bir şey olmuyor.

- Bunlar savaştan kaçan insanlar uluslararası hukuka göre hiçbirisini gönderemezsin. Ne diyorlar? Bunların bir kısmı ekonomik göç. Savaştan kaçan insanı nasıl ekonomik diye algılayacaksın yapamazsın ki çok zor...

- Ama şöyle bir şey var. Avupa’daki bazı devletler sivil toplumu bastırabilmek için bazı algı operasyonları yapıyorlar. Mesela Köln’deki taciz olayı bunlardan birisi. Düşünün kendinizi Almanya’ya atmışsınız bin tane Suriyeli toplanıp ‘hadi gidelim kadınları taciz edelim’ diyor. Böyle bir şey olamaz, hiçbir mantığı yok. Bu taciz olayını mültecilerle ilgili sempatiyi aşağıya çekmek ve kamuoyunu şekillendirmek için kullanıyorlar.

- Seni geri gönderiyorum. Nereye? Türkiye’ye. Niye? Türkiye’den girdin. Peki Türkiye nereye gönderecek? Suriye ya da Afganistan ile ‘size geri gönderiyoruz’ diye anlaşma mı yapacak? Bu ne anlama geliyor? Türkiye depo olsun. Türkiye bunu kabul etmedikten sonra gelmeleri mümkün değil. Türkiye ‘gemileri almıyorum’ derse ne yapacaklar? Denize mi dökecekler insanları?

- Gönderemezler. Türkiye’nin almıyorum demeye sonuna kadar hakkı var. Neden Türkiye’de kalacak Avrupa’da kalmayacak? Bunun mantığı yok. Kaç tane ülkeden geçiyorlar. Hollanda illa gönderecekse Almanya’dan mı Belçika’dan mı girdiler oraya göndermesi lazım. Türkiye’ye niye gönderiyor. Bu uygulanamaz ama bunun tartışması bile başlı başına vahim bir şey, o da ayrı bir konu...

Özetle dememiz o ki; hiçbir ülke “güvenlik” gerekçeleriyle sorumluluğu Türkiye’nin üstüne yıkamaz, elini taşın altına koymak zorunda. Bu sorunu kökten çözmenin tek formülü de Suriye’deki yangını söndürmek...