‘Kılıçdaroğlu aday olmaya mecburdur’

Siyasette altılı masanın Cumhurbaşkanı adayı kim olacak tartışması pik yapmış durumda. Özellikle de CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun aday olup olmayacağı, adaysa da neden açıklamadığı üzerine. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun hamlelerine, söylemlerine ve yakın çevresindeki CHP’lilerin açıklamalarına bakıldığında, aday “O” gibi ama sorulduğunda kendisi altılı masanın kararını işaret ediyor. Bunu da kimi “nezaket veya protokol gereği” kimi ise “altılı masanın kararsızlığı” diye yorumluyor. Yani Kılıçdaroğlu istiyor ama altılı masa açısından diğer olası isimlere göre kazanma şansının düşük olmasından kaynaklı endişeler var. Bu anlamda dillendirilenler de şu: Elbette mücadeleci, elbette kararlı ama kendi adına kazandığı bir seçim yok. Buna karşılık, eğer bir geçiş süreci sağlanacak ve eğer parti rozetleri çıkarılıp normalleşme süreci yaşanacak ise bunun için de en uygun aday olduğunu savunanlar da hayli çoğunlukta. Mesela “altılı masanın ilk başlardaki 4 ayağı Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda ikna oldu ancak sonradan eklenen Gelecek ve DEVA ayakları çok daha farklı isimler üzerine fokuslandı” deniliyor. Dolayısıyla, altılı masanın her buluşmasında en merak edilen, önümüzdeki 3 Temmuz buluşmasında da “Açıklanır mı?” diye sorgulanan aday belirleme konusunda sıkıntılar olduğu açık. Yani bazılarının savunduğu adayın yıpranmaması için taktiksel bir gizlilikten öte bir durum da söz konusu. Dün bu durumu CHP Parti İçi Eğitim Sorumlusu, Mersin eski Milletvekili Prof. Dr. Aytuğ Atıcı’ya sordum. Öncelikle de Kılıçdaroğlu’nun adaylık konusunu, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın buna bakışını ve tabii altılı masanın bu anlamdaki duruşunu. Sözlerinde sıkça ve iddialı bir şekilde Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı olacağına, hatta yapacaklarına dair savda bulunan Atıcı’nın “O zaman aday belli, Kılıçdaroğlu yani?” sorusuna verdiği yanıt şuydu:

“Olmalıdır. Çünkü şu an birleştirici bir güce ihtiyacımız var. İkincisi hele hele şu ‘Alevi’dir, oy alamaz’ lafları çıktıktan sonra artık Kılıçdaroğlu’nun aday olma görevi vardır. Mecburdur. 2. yüz yıla biz bu Alevi, şu bu damgasıyla giremeyiz. Kendisi aday olacaktır, bu bir görevdir. Milletimiz de onu seçecek, bu da milletin görevidir. Artık bu saatten sonra Kılıçdaroğlu aday olmak mecburiyetindedir.”

Neden adayım demiyor?

“Çünkü akıl mantık bunu gerektirmiyor. Bugüne kadar hangi milletvekili, hangi başbakan bir sene öncesinden çıktı açıkladı? Hangi aday bir yıl kala ben adayım deyip çıkıp gezmeye başlar? Böyle şey olur mu? Bu işin doğasına aykırı bir şey. Niye açıklasın? Sonuçta bir süreç yaşanıyor. Bir gün bile siyasette çok uzundur Türkiye’nin nasıl olacağını bilemeyiz. Türkiye’de,  bırakın bir yılı, bir ayda olan olaylar bütün Avrupa’da olanların toplamından daha fazla.

Peki ya İmamoğlu ve Yavaş’ın durumu? Onlar da hâlâ potadalar ve asla olmayız, kesinlikle istemiyoruz falan da demiyorlar?

Atıcı, devam ediyor:

“Yok, o sorun çözüldü. Ben daha bu ilk çıktığı anda ‘Herkes otursun yerinde’ dedim. Belediye başkanı belediye başkanlığını yapsın. Çünkü İstanbul’u kaybetme lüksümüz yoktur. Cumhurbaşkanlığı propagandası sırasında İstanbul’a da Ankara’ya da çok ihtiyacımız var, orayı boşaltamayız. Yani oranın prestijine ihtiyacımız var, maddi anlamda demiyorum. Ayrıca İmamoğlu ve CHP söz verdi İstanbul’u alırken, en az bu dönem sözünü tamamlamak zorunda. Bu da ilkesel bir duruştur. Ankara için de geçerlidir, Adana, Mersin, Antalya için de geçerlidir. Herkes yerine otursun, görevini yapsın. Şu anda Kemal Kılıçdaroğlu’nun neden Cumhurbaşkanı adayı olamayacağı konusunda bir gerekçe söylesinler. Bu devasa yetkilerden vazgeçebilecek çok fazla insan yoktur Türkiye’de. Bu devasa yetkilerden kim vazgeçebilir diye baksınlar etraflarına, yaşı, kemale ermesi, geçmişte yaptıkları bir tek Kemal Bey’i görüyorum ben. Diğer arkadaşlarımızın görevleri var ayrı konu ama çıldırtıcı, kışkırtıcı güçten vazgeçebilmek için biraz tekâmül etmiş olmak lazım.”

Kılıçdaroğlu’nun diğer isimlere göre kazanma şansı daha düşük deniliyor?

“Valla millet bunu değerlendirecek sonuçta. Ben daha önce de Ekmeleddin Bey’in yerine de Muharrem İnce’nin yerine de Kemal Bey’in aday olmasını doğru bulmuştum. Niye, yani neden? O zaman da bunlar vardı, Kemal Bey kazanamaz diyorlardı. Bastırdılar, bastırdılar Muharrem İnce oldu, hiçbir şey değişmedi. Ekmeleddin Bey olsun diyen MHP’liler gidip ona oy vermediler. Bunların hepsini gördük yaşadık. Ben ilk günden beri şunu söylerim: Bir genel başkan ülkeyi yönetmek üzere genel başkan olur, partiyi yönetmek üzere değil. Ama Kemal Bey bu gibi şeyler gelince ‘Peki, siz bilirsiniz, deyip nezaketen demokratik teamüller gereği bir başkasını iki kere aday gösterdi. Artık yeter, olmuyor işte onlarla. CHP’nin kurumsal kimliğini sen temsil ediyorsun, bence aday olmalıdır. Ama bir altılı masa var, o masa ittifak içinde değerlendirebilir. Ben kişisel görüşümü belirtiyorum.”

Altılı masada sıkıntı var anlamında mı?

“Yok. Meral Hanım sözünün eri bir insandır. Cumhurbaşkanı adayı oldu, geri dönmeyeceğim dedi. Abdullah Gül için bile geri adım atmadı. Şimdi de ‘Ben Cumhurbaşkanı adayı değilim’ dedi. Daha kim kaldı geriye? Yani en büyük iki parti dışındakilerden birini mi aday yapacağız? Akıl var, mantık var. İYİ Parti lideri diyor ki ‘Ben aday değilim, ben başbakan olacağım.’ Kim kaldı geriye altılı masadan? Ondan sonra arada uçurum var oy açısından. Yani SP lideri mi olacak ya da Gelecek Partisi, DEVA mı veya DP’mi? Hepsini toplasan, yüzde 5 etmiyor. Oluşları çok kıymetli ama bir de işin realitesi var, siyasi okuma var. Burada kapışacak iki parti vardır. İYİ Parti ve CHP’dir. İYİ  Parti ben yokum diyor. Daha ne kaldı geriye? Buradaki sadece benim okuduğum kadarıyla stratejik bir hamledir. ‘Seçim tarihini ver, yarın açıklayalım’ diyor, daha ne net konuşacak yani...”