Mücadele sadece virüsle değil

Koronavirüsle mücadelede en etkin yöntemin aşı olduğu örnekleriyle kanıtlanmış durumda. Aşı olan ülkelerde, yerlerde bulaş düşüyor. Tabii aşılama hızı ve oranıyla bağlantılı olarak. Çünkü özellikle sürekli mutasyona uğrayan virüsü yenmek için aşılamanın mutasyon hızını geçmesi ve toplumun büyük çoğunluğunun en kısa sürede aşı olması şart. Yoksa günlük vaka ve ölüm sayılarının hepten düşmesini beklemek hayal. Dolayısıyla, her yetkili de “Aşı olun” diye uyarıyor. Ama aşı karşıtları ya da kararsızları hâlâ önemli bir sorun. Hem sayısal oranları hem de olmaya niyetlenenlerin kafalarını bulandırma anlamında. Dahası, bir de aşı takvimine uymayanlar var. Yani ilk doz aşısını olup da devamını getirmeyenler, daha doğrusu uyarıları takmayanlar. Bunların sayılarını da Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “Yaklaşık 8.6 milyon kişi zamanı gelmiş olan 2. veya 3. doz aşısını yaptırmadı” diye daha yeni duyurdu. Dolayısıyla, hem önemli bir çoğunluğun hâlâ aşı olmamakta direnmesi hem de aşı takvimine uyulmaması nedeniyle kitlesel bağışıklık hedefine ulaşma anlamında ciddi sıkıntı söz konusu. Özellikle de son dönemde hastalığa yakalanma oranı artan genç yaş grubundakilerin aşıya pek istekli olmamalarıyla bağlantılı olarak. Onun için de Sağlık Bakanlığı’nın youtuber’larla geliştirdiği proje kapsamında Bilim Kurulu üyeleri gençlere aşının önemini anlatıyor, merak edilen soruları yanıtlıyor. Son dönemde gençlerin daha çok enfeksiyonu taşıdığı, büyüklerin enfekte olup, hayatlarını kaybettiği bir süreç yaşandığına dikkat çeken Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı, Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan anlatıyor: 

“Son dönemdeki vakaların yarısından daha fazlası 30 yaş altı. Bunların içerisinde büyük bir bölümde, özellikle 18-15 yaş arası gençlerimiz ki bunlar dolaşımda daha çok bulunuyorlar, daha çok bir araya geliyorlar, üniversitede okuyorlar, toplu taşıma kullanıyorlar. O yüzden şu an için en doğrusu gençlerimizin de bir an önce aşı olması. Ama vatandaşlarımızın aşı olmamış kısmı özellikle gençler olmak üzere aşıya ilgisinin az olduğuna şahit oluyoruz. Dolayısıyla, Sağlık Bakanlığı gençlere ulaşmak amacıyla youtober’larla özel bir proje yaptı. Bilim Kurulu’ndan beş bilim insanı en çok konuşulan, en merak edilen sorulara cevap verdik ama maalesef az sayıda da olsa belli bir kesimde aşı konusunda kararsızlık, isteksizlik sürüyor. Bunların bir bölümü yerli aşıyı beklediklerini söylüyorlar. İnşallah Turkovac yılbaşı civarlarında devreye girerse belki 3. doz olan ya da hiç aşı olmamış vatandaşlar içerisinde Turkovac olanlar da olacak.”

En çok ne soruyorlar?

“En çok, ‘Aşı kısırlık yapıyor mu, yapmıyor mu?’, bir de ‘Aşı olan yerde kaşık yapışıyor mu, yapışmıyor mu?’, ‘Aşıdan dolayı hasta olur muyum?’ da en merak edilenler arasında. Hayır, aşıdan dolayı kişi hasta olmaz.”

Kaşık yapışma olayı?

“Bu çok var. Özellikle BioNTech aşısı olanlar diyorlar ki aşıyı olan yere metal kaşığı koyuyorsun, yapışıyor. Manyetik alan var, çip var. Öyle bir şey yok. Canlı yayında test bile yaptık.”

Aşı karşıtlarına karşı sıkı bir mücadele var yani?

“Sağlık Bakanlığı aşıyla ilgili kanıta dayalı bilgi söylemeyen insanlarla ilgili pek çok çalışma yürütüyor. Bakan Bey’in açıklamaları, sadece Bilim Kurulu değil, bilim insanlarına baktığınızda hepsi kanıta dayalı konuşmalar. Fakat bir grup, bir kısım medya bileşenleri de var bunun içerisinde ya da çok da doğrudan klinik hizmeti vermeyenler de var. Aşı karşıtlığı yapan insanlar özelde çalışıp hatta kendi uzmanlığı olmayan konularda söz söyleyip doğru olmayan bir şeyler yapıyorlar.”

Aşıda belli bir seviyeyi aynı anda yakalamanın kritik önemde olduğunu vurgulayan Prof. İlhan, niyesini de şöyle özetliyor:

“Belli bir zaman içerisinde toplumda aşılı birey sayısının en yüksek seviyede olması bizi çok rahatlatandır. O yüzden tereddüt eden vatandaşlarımızın bir an önce aşı olması gerekiyor ki aynı zaman dilimi içerisinde antikoru yüksek insanları bir arada bulundurabilelim. Bu çok önemli çünkü bir süre sonra ister istemez antikor seviyesi düşüyor.”

Tünelin ucunu tam anlamıyla ne zaman göreceğiz?

“Tünelin ucu şöyle gözükür; aşılanmada vatandaşlar aşılama şemasına ve kurallara uyarlarsa. Bir örnek vereyim. Mesela geçen sene hiç gribi konuşmadık. Hatta geçen yaz, bir önceki yaz da el yıkama, dezenfeksiyon nedeniyle yıkanmamış gıdalardan bulaşan hastalıkları da görmedik. Yani hijyeni daha çok uygulamak pek çok alanda bizi korudu. Ama siz de şahit oluyorsunuzdur, şimdilerde pek çok yerde grip olan, burnu akan vatandaşımız var. Maskeye dikkat etmemek, kurallara uymamak da buna etkili oluyor. Yani sadece aşı çözüm değil. Hem aşı olunması hem de kurallara uyulmasıyla bu ışığı görebiliriz. DSÖ bir kestirim yapıyor, 2022 yılının daha iyi geçebileceğini söylüyor. Ben kişisel olarak şöyle görüyorum; eğer aşılamada hatırlatma dozlarıyla beraber şu anki seviyeyi (2. doz olanlar yüzde 80) tutturabilirsek, bu şekilde güz dönemini en azından daha aşağı doğru rakamlarla geçirebilirsek, yaz döneminde daha iyi olabileceğimizi düşünüyorum. Ama burada gençlerin de aşı istekliliği çok önemli.”

Özetle; tünelin ucunu tam anlamıyla görmek için öncelikle herkesin aşı olması ve şimdilerde unuttuğumuz maske, mesafe, hijyen kurallarına uyması şart. Yoksa virüs karar verecek ne zaman biteceğine...