Yunanistan’ın mesajı hikâye hukuksuzluğu şahane!

Yunanistan’ın hukukçu Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu Yunan devlet televizyonu ERT’ye verdiği son demecinde ne diyor? “Türkiye ile komşuyuz ve öyle kalacağız. Komşu komşuya muhtaçtır. İlişkilerimizin sakin olduğu çok uzun dönemler yaşadık. Buna karşı çok zor dönemler de oldu. Yunanistan diyalog istediğini söylemekle çok iyi ediyor.” Nerede söylüyor bunları? Ülkesinin 1947 Paris Antlaşması’na aykırı şekilde silahlandırdığı adalardaki gezisinde. Yani uluslararası hukuk gereği asla silahlandırılmaması gereken bir yerde. Dahası, bir de hiç utanmadan, sıkılmadan oradaki silahlı askerlerin arasında objektiflere, kameralara poz veriyor ve onlara övgü yağdırıyor. Üstelik bunu demecinin son bölümündeki şu sözlerle daha da pervasızlaştırıyor:

“Her çağdaş demokratik ülkede silahlı kuvvetlerin rolü gerekli savunmayı yapmaktır. Dilerim bu hiçbir zaman gerekmez. Son dönemlerde fazla önemli olmayan vesilelerle (2020 Oruç Reis krizi) silahlı kuvvetlerimizin hazırlılık durumunu gördük. Ülkemiz emin ellerdedir.”

Dolayısıyla, Yunan Cumhurbaşkanı’nın sözleri için yapılan “Türkiye’ye sıcak mesajlar verdi” ya da “Yunanistan diyalogdan, dostluktan yana” gibisinden yorumların hepsi hikâye. Çünkü Yunan Cumhurbaşkanı bu sözlerinde gerçekten samimiyse, öncelikle yapması gereken hukuka saygı göstermesi. Ama o daha çok tahrik boyutunda. Kaldı ki bu tip sözler, tahrikler Yunan Cumhurbaşkanı’nın ağzından ilk kez de çıkmıyor, daha önce defalarca yinelenmişlikleri var. Hem de yine hukuksuzluk anlamında aynı pervasızlıkla. Mesela Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk geldiği yerlerden biri, Yunanistan’ın işgalinde olan, Aydın ilimize bağlı Eşek Adası’ydı. Bu ziyaretiyle de dostluktan ziyade daha çok hasmane tavır yanlısı olduğunu ortaya koymuştu. Hem işgal altındaki bir adayı Yunan toprağı sanmakla hem de uluslararası hukuk gereği silahsızlandırılması gereken bir yerde Yunan askerleri arasında verdiği fotoğraflarla. Üstelik o günde adadaki anı defterine yine hiçbir inandırıcılığı olmayan şu sözleri yazmıştı:

“Yunanistan uzun zamandır Türkiye ile iyi komşuluk ilişkileri ve iş birliği arayışındadır. İki halkın barış içinde bir arada yaşamasına ve iş birliğine yatırım yapmaktadır...”

Yunan Cumhurbaşkanı Sakelaropulu yekten tahrik içeren bu görüntülerin bir başka örneğini de sözde kurtuluş günü töreni diye gittiği Meis Adası’nda da verdi. Hem de doğu Akdeniz’de gerilimin pik yaptığı günlerde ve de uluslararası anlaşmalar gereği üzerinde askeri uçağın dahi dolaşamayacağı adaya orduya ait bir helikopterle giderek. Burada yaptığı konuşmada da ülkelerine yönelik baskı ve saldırgan söylemlerin arttığını iddia etmiş, Türkiye’nin iyi komşuluk ve barış içinde yaşama ortamını sabote ettiğini öne sürmüştü. Açıkçası saçmalıkta, tahrikte sınır tanımamıştı.

Yani dememiz o ki Yunan Cumhurbaşkanı Sakelaropulu’nun öncekiler gibi şimdiki sözlerinin de sıcak mesajla falan alakası yok. Hepsi baştan sona Yunan “derin” devletinin etkisi kokan bu sözlerin ve bugüne kadarki tüm ziyaretlerin nereden baksan tutulacak bir tarafı bulunmuyor. Dahası, tam anlamıyla kendi akıllarınca gözdağı verme hesabındaki provokatif küstahlık gösterileri. Niyesi de malum. Yunan halkını bir arada tutmak, Yunanistan’ın parçalanmasını, bölünmesini önlemek Megali İdea hayalini sürdürmek ve bu sayede varlığını ayakta tutmak için Türkiye düşmanlığını kullanmak. Tabii dostluk ya da diyalog istiyormuş   gibisinden kamuflajlarla. Hatta sanki tehdit altındaymış gibisinden mağdurluk palavralarıyla. Dolayısıyla, tüm bunlar 200 yıldan bu yana Megali İdea hayalleriyle yaşayan ve bunu her fırsatta da açıklamaktan çekinmeyen Yunanistan’ın bildik bir taktiği. Yani Yunanistan söze geldi mi ara sıra “Türkiye ile iyi komşuluk ilişkileri ve iş birliği arayışı” gibisinden laflar etse de hiçbir zaman iyi komşu olmadı. Aksine, kafasındaki hesaplar ve buna dönük yaptığı kirli ilişkiler, kalleşliklerle tam anlamıyla her fırsatta dostluk iklimine ve komşuluk ilişkilerine yakışmayan davranışlarda bulundu. Sürekli gerilimi tırmandıran taraf oldu. ABD ve AB’nin gazıyla şimdilerdeki çılgın bir silahlanma ve savaş çığırtkanlığı havası da bunun açık kanıtı.