Beşiktaş bu sezon 'mehter takımı' misali 2 ileri, 1 geri gidiyor... Vitrin maçlarına iyi motive olan, canını dişine takan siyah-beyazlı oyuncular, Anadolu takımlarına karşı 'rezil' neticeler alıyor. Bu artık alışkanlık haline geldi. Büyük hayal kırıklığı yaşayan taraftarlar, hayli rahatsız.
3 yıldır şampiyonluk yarışına aralık ayı girmeden havlu atılıyor. Oyuncular çok net biçimde maç seçiyor. Teşhis basit. Sorun kadro mühendisliğinde. Tedavi yöntemi ise belli: Vasat oyuncu grubunun bir an önce dağıtılması.
Beşiktaş'ta heyecanını yitirmiş o kadar çok oyuncu var ki. Örnek mi istersiniz; Joao Mario, Ciro Immobile, Chamberlain, Masuaku ve Paulista… 'Prime' zamanlarında performanslarıyla ülkelerinde manşetlerden inmeyen bu yıldızlar, artık kariyerinin sonuna gelmiş. Çoğu kafa olarak futbolu bitirmiş. Takıma verecek neredeyse hiçbir şeyleri kalmamış.
Hele ki Immobile… Son Kasımpaşa maçını dikkatli izlediyseniz 'başı kesilmiş tavuk' misali sahada gamsız ve şuursuz biçimde dolanıyor. Fizik gücü o kadar dip yapmış ki ikili mücadelelerde ayakta kalamıyor. Gol
Ole Gunnar Solskjaer tek maçlı eleminasyon sistemine göre oynanan Türkiye Kupası çeyrek finalinde yaptığı rotasyonun bedelini ağır ödedi.
Avrupa vizesi alabilmen için en garanti yol kupa. Bu maçların telafisi yok. Norveçli teknik adamın Tayyip Talha ve Ersin Destanoğlu'na ilk 11'de görev vermesi kesinlikle yanlış bir karardı. Tayyip Talha daha önce forma giydiği karşılaşmalarda deyim yerindeyse sırıttı. Forma şansını iyi kullanamadı. Ersin Destanoğlu da yedek kulübesinde adeta paslanmış. Kalesinde hiç güven vermiyor.
Derbide 'namağlup' lider Galatasaray'ı yenmenin sağladığı öz güven ve moralle Beşiktaş, Göztepe kalesine akın akın geldi. Santrforsuz formasyonla sahada yer alan siyah-beyazlılar, Muçi ile rakip kalede önemli pozisyonlar yakaladı. Rafa'nın akıl dolu asistinde Arnavut oyuncunun şık vuruşunda top ağlarla kucaklaşınca Beşiktaş atak futbolunun semeresini aldı.
Oyunu domine eden ve istediği gibi yönlendiren ev sahibi ekipten ikinci golü beklerken, son adam Tayyip Talha'nın Romulo'yu indirmesi ve takımını 10 kişi bırakması, Beşiktaş için 'felaket'
Siyah-beyazlı takımın bu sezon hangi maçta neler yapabileceğini kestirmek oldukça güç! Serseri mayın gibi adeta... Galatasaray derbisi bunun son örneği oldu.
Küme düşmesi haftalar öncesinden kesinleşen Adana Demirspor'a yenilen, 9 kişi kalan Konyaspor'a gol atamayıp boyun eğen, 10 kişilik Gaziantep FK'ya mağlup olan bir takım.
Madalyonun diğer yüzüne bakalım.... Kadro kalitesi üst seviyede olan ve ünlü teknik adam Mourinho'nun yönetimindeki Fenerbahçe'yi yenen, Avrupa Ligi'nin favorilerinden Athletic Bilbao'yu 4-1'lik skorla sürklase eden siyah-beyazlı takım, son olarak ezeli rakibi Galatasaray'ın 'namağlup' unvanını sildi.
Evet ilginç ama gerçek... Liderlik koltuğunda oturan, Okan Buruk idaresinde rekorlara imza atan sarı-kırmızılılar, bu sezon iki yenilgisini de Beşiktaş'tan aldı.
Siyah-beyazlı oyuncuların maç seçtiği gerçeği de yadsınamaz. Bu başka türlü açıklanamaz. Madem bu takımları mağlup edebilecek yeteneğiniz ve potansiyeliniz var, neden ligdeki diğer maçlara bunlar yansımaz?
Solskjaer ve yardımcısı Moe Beşiktaş'ı derbiye mental
A Milli Takımımız, Uluslar Ligi play-off'unda Macaristan'a 2 maçta 6 gol atarak rötarlı da olsa bileğinin hakkıyla A Ligi vizesini aldı.
Rams Park'taki ilk karşılaşmada başarılı performansını golle taçlandıran Orkun Kökçü'nün cezalı olması nedeniyle Puskas Arena'da İsmail Yüksek ilk 11'de sahaya çıktı. İlk yarıda savunmadan çıkarken yaptığı basit hatayı Szoboszlai'yi düşürerek telafi etti. Daha sonra ceza alanına içine yaptığı sürpriz koşuda ulusal takımımıza penaltı kazandırdı.
İleri uçta santrforsuz oyunu iyice benimsedik. Oğuz Aydın'ın kumaşı çok iyi. Hızı ve adam eksiltme kabiliyeti ile öne çıkan 24 yaşındaki oyuncu, savunmaya yardım görevini de başarıyla yerine getirdi. Üstüne üstlük Macaristan maçlarında toplam 3 gol pası vererek ilk 11'deki yerini iyice kavileştirdi.
Mert Günok'un sakatlığı nedeniyle kaleyi devralan Uğurcan'ın maç golsüz sürerken net pozisyonda rakibine gol şansı tanımaması, karşılaşmanın kırılma anlarındandı. Galatasaray'a imza atması, Eren Elmalı'ya öz güven kazandırmış. Her
UEFA Avrupa Ligi son 16 turunda Fenerbahçe, Glasgow Rangers maçında turu hak eden bir futbol sergilemişti. 90 dakika boyunca oyunu domine eden taraf temsilcimizdi.
Ancak Kadıköy'deki ilk maçta Jose Mourinho'nun 'kamikaze' tarzı riskli oyuncu değişiklikleri sonrası gelen 3-1'lik mağlubiyetin faturası ağır oldu. Avrupa'nın 2 numaralı kupasına penaltı atışlarının ardından dramatik biçimde havlu atıldı. Glasgow Rangers kalite anlamında Fenerbahçe'nin dengi değil. Göbeği iyi kapatan ve geçiş oyununu etkili oynayan kompakt bir takım hüviyetindeydi. Üst düzey sayabileceğimiz tek oyuncusu Cerny idi.
3 günden az dinlenme fırsatı bulabilen Fenerbahçe, Süper Lig'de sezonun flaş ekibi Samsunspor'u konuk etti. Karadeniz ekibi Avrupa yolunda çekiştiği Beşiktaş'ın Konya'da yenilmesinin ardından Kadıköy'e puan parolasıyla çıktı.
En Nesyri ve Szymanski gibi oyuncuların rotasyon kararıyla kulübede oturmasına anlam veremedik. Faslı golcü süper istatistikleri ile esame listesinde ilk 11'e yazılması gereken ilk oyuncu. Nitekim kaydettiği iki golle Glasgow Rangers maçının uzatmaları
Göbeği iyi kapatan, takım savunmasını başarıyla yapan takımlara karşı Beşiktaş çözüm üretemiyor. Ön tarafta Rafa Silva dışında problem çözecek, dikine gidecek oyuncu yok. Portekizli oyuncu da olmasa siyah-beyazlı takımı izlemek tam anlamıyla eziyet olur. Hücum aksiyonlarında başrolde hep Rafa var.
Sezon başında düğme baştan yanlış iliklendi. Mükereren söylediğimiz gibi, kadro mühendisliği kötü yapıldı. Bire birde adam eksiltecek, adrese teslim ortalarıyla servis yapacak kanat forvet transfer edilmedi.
Rashica dümdüz bir oyuncu. Adam geçme kabiliyeti neredeyse yok gibi. Ortalarının çoğu ya rakibe çarpıyor ya da adresi bulmuyor. Kilit açacak anahtar oyuncu hiçbir zaman olamadı. Sadece geçiş oyunlarında boş alan bulduğu zaman süratiyle etkili olmaya çalışıyor. Gaziantep FK'nın savunmacılarını tehdit edemedi, saç-baş yoldurdu.
Beşiktaş golü bulmasına rağmen pozisyon üretiminde yine sıkıntı çekti. Ligde atılan gol sayısının (39) kısırlığı da bunun göstergesi. Galatasaray'ın 64, Fenerbahçe'nin 63
Süper Lig'de şampiyonluk yarışı iyice kızıştı. Galatasaray'ın Kasımpaşa maçında öne geçmesine rağmen 2 puan kaybı sonrası iştahlanan Fenerbahçe, Antalyaspor'u ilk yarıda bulduğu gollerle rahat yendi. Puan farkı eridi, 4'e düştü.
Galatasaray son haftalarda taraftarlarını tatmin etmeyen, kötü futbol oynuyor. Domine oyunla erken kopardığı maç neredeyse hiç yok gibi. Osimhen'in bireysel becerisiyle kazanılan puanlar göze çarpıyor. Teknik direktör Okan Buruk ideal sistemi bir türlü oturtamadı. Deneyimli teknik adam ilk 11 tercihleri konusunda da kırık not aldı. Son Kasımpaşa sınavında kimsenin anlam veremediği, gereksiz Cuesta değişikliğinin bedelini 2 puan kaybederek ödedi. Torreira ve Barış Alper gibi oyuncuların formunda bariz düşüş gözlemleniyor.
Kasımpaşa'nın ileri uç oyuncuları ilk yarıda final vuruşlarında becerikli olabilse sansasyonel bir skor ortaya çıkabilirdi. Tabii Muslera'nın da hakkını verelim. Yaptığı kurtarışlarla takımını ayakta tuttu. Liderlik koltuğunda oturan ve oyunu güven telkin etmeyen sarı-kırmızılı takımın, Samsunspor,
Türkiye Futbol Federasyonu geçen hafta Galatasaray-Fenerbahçe derbisini yabancı hakem triosunun yönetmesine karar verdi. TFF yönetim kurulu dev karşılaşmada hakem Slavko Vincic'in düdük çalacağını deklare etti. Fenerbahçe Kulübü kararı desteklerken, Galatasaray Kulübü ise Sloven hakemi istemediklerini sözlü başvuruyla TFF'ye iletti.
Hülasa 55 yıl aradan sonra yabancı hakem Süper Lig'de sahne aldı. Daha önce Yunanistan ve Suudi Arabistan'da da zorluk derecesi yüksek maçları yöneten Slavko Vincic, derbideki performansıyla 'elit hakem' unvanının hakkını teslim etti.
Otoritesinden bir an olsun bile taviz vermedi. Genelde Türk hakemlerin etrafını sarmayı alışkanlık haline getiren oyuncular Vincic'e şiddetli itirazda bulunamadı. Sloven düdük oyuncularla başarılı diyaloğu ile bazı bölümlerde tavan yapan tansiyonu düşürdü. Kartları yerinde kullandı. Bu arada tartışmalara mahal verecek pozisyonların da fazla yaşanmadığını vurgulamalıyız.
Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk ve birkaç sarı-kırmızılı yönetici dışında