Okan Buruk'a şunu sormak istiyoruz; Osimhen ve Morata gibi Avrupa'nın elit sınıfında yer alan forvetler, Süper Lig'de şampiyonluk için mi transfer edildi? Galatasaray zaten Türkiye sınırları içerisinde başarılı. Son iki yılın şampiyonu... Bu sezon da en yakın takipçisi Fenerbahçe'nin 6 puan önünde. Astronomik rakamlar, lokal başarı elde etmek için kasadan çıktıysa gerçekten yazık.
Süper Lig'de yoluna namağlup devam eden Galatasaray, Avrupa kulvarında harcanan onca para göz önüne alındığında taraftarlarını büyük hüsrana uğrattı. Sarı-kırmızılı takımın Avrupa serüvenini kısaca hatırlayalım: Sezon başında play-off turunda Young Boys'a iki maçta da yenilerek Şampiyonlar Ligi defterini kapadı. İsviçre temsilcisi Devler Ligi'ni 36 yani son sırada tamamlayıp sıfır çekti. 3 gol attı ve tam 24 gol yedi.
Galatasaray'ın UEFA Avrupa Ligi'nde de kura şansı yanındaydı. RFS, Malmö, Elfsborg ve Dinamo Kiev gibi 'çantada keklik' kategorisinde değerlendirilecek takımlarla grup aşamasında karşılaştı. Ve Avrupa'da deplasmanda galibiyet yüzü
Teknik direktör Ole Gunnar Solskjaer'in Beşiktaş'a kısa vadede en büyük getirisi sinerji ve takım ruhu oldu. Şampiyonluk yarışında erken kepenk indiren siyah-beyazlı futbolcular, öz güvenlerini yeniden kazandı. 'Gamsız' oyun, yerini kolektif futbola ve mücadeleye bıraktı.
Hal böyle olunca 12. adam da yeniden tribündeki yerini aldı. Beşiktaş taraftarının istediği şey, sahada canını dişine takan, limitleri zorlayan ve oyunu domine eden bir takım. Bunun yavaş yavaş emareleri görünüyor.
Solskjaer siyah-beyazlı tribünlerin ne istediğini farkında. Kısa zamanda oyuncuların performansına ivme kazandırdı. Son 2-3 haftaya kadar çok tartışılan Joao Mario sorumluluk almaya başladı, orta sahanın lideri oldu. Gözden çıkarılan Chamberlain, Norveçli hocanın gelişiyle birlikte formayı kaptı. Emirhan da iyi yolda. Sezonun Beşiktaş adına en büyük kazanımlarından.
Rafa Silva'nın bireysel hatası sonucu Banza'nın golüyle geriye düşen siyah-beyazlıların kazanma arzusu ve iştiyakı yüksekti. Taraftarın da ilk yarı sonunda Beşiktaşlı oyuncuları tribüne çağırıp yüreklendirmesi
Teknik direktör Fatih Terim'in darb-ı mesel olmuş güzel bir sözü var: "Futbolcunun geçmişine değil, geleceğine yatırım yapmalıyız." Kulüplerimiz genelde futbolcunun geçmişine yatırım yapıyor. Yani bir döneme performansıyla damga vuran yıldızları futbol kariyerlerine nokta koymalarına ramak kala kadrolarına katıyor. Bunda tabii sosyal medyada organize olmuş taraftarların yoğunlaşmış presinin de önemli rolü var. Sonuç olarak başka hiçbir ülkede emeklilik dönemlerinde kazanamayacakları paraları Türkiye'de ceplerine koyuyorlar.
Yüksek aidiyet duygusuyla takımını sahiplenen, gençlere rol model olan lider karakterli yıldızlar yok mu? Tabii ki var. Ancak ekseriyeti Türkiye'yi jübile öncesi son durak telakki ederken, astronomik kontratları sebebiyle kulüplerin borçları tavan yapıyor.
Artık kulüpler için deniz bitti... Bunu kabul etmeliyiz. Borçlar her geçen gün çığ gibi büyüyor. Gelir az, gider çok fazla. 2024 itibarıyla Galatasaray'ın 14.2 milyar, Fenerbahçe'nin 12.5 milyar TL, Beşiktaş'ın ise 12.3
Beşiktaş'ın maçlarını izlemek eziyet ve işkence halini aldı dersek mübalağa etmiş olmayız. Kadro mühendisliği rezil. Bu dibe vuruşun teknik direktörle alakası yok. İstersen elit teknik adamlar sınıfında yer alan Klopp, Guardiola ve Ancelotti'yi getir nafile... Düğme baştan yanlış iliklenmiş. Berbat transfer politikasının bedeli ağır oluyor.
İlk yarıda top devamlı Beşiktaş'ın ceza sahası içinde oynandı. Hollanda ekibinin dinamik ön alan baskısını siyah-beyazlılar bir türlü kıramadı. Ev sahibi son vuruşlarda biraz daha becerikli olabilse maç ilk yarıda biterdi. Al Musrati'den 6 numara olmaz. Bu bölge için çok yumuşak kalıyor. Libyalı oyuncu yine rakiplere refakat etti. İki ağır ve sol ayaklı stoper ilk 11'de birlikte oynamaz. Bunun günümüz futbolunda karşılığı yok.
Devamlı kendi bölgende top çevir... Usandırıcı yan paslar... Kanatların vasat altı olunca futbolseverleri ayağa kaldıracak türden bir pozisyon dahi olmuyor. Israrla söylüyoruz Rashica ilk 11 oyuncusu değil. Kosovalı futbolcu boş alan bulduğu zaman geçiş oyunlarında etkili. İyi kapanan takımlara karşı
Futbolun yazılı olmayan kuralıdır. Teknik adam değişikliği takımda pozitif etki yaratır. İstisnalar tabii ki vardır ama bu kaideyi bozmaz. 'Geçici teknik direktör' çözüm değil. Futbolcular kısa bir süreliğine sahne alan 'emanetçi' teknik adamın talimatlarını ne kadar uygulayabilir?
Bir başka deyişle Serdar Topraktepe takımın üzerinde yeterince otorite sağlayabilir mi? Futbolcuların sahada sergilediği 'hal' diline bakıldığı zaman bunun cevabını net bir şekilde gördük. Oyuncular tabiri caizse kafalarına göre takıldılar. Konsantrasyon sorunu bariz bir biçimde sahada tezahür etti. Vurdumduymazlık da cabası.
Ole Gunnar Solskjaer'in işbaşı yapması takımdaki havayı bir anda değiştirdi. Norveçli teknik adam 'Ne istediğinizi biliyorum' mesajıyla 'umut' şırınga ederken, siyah-beyazlı camiayı kenetledi. Beşiktaş üzerindeki ölü toprağını attı. Kronikleşmeye başlayan depresif ruh hali yerini coşkuya bıraktı. 12 numara da takımı zor günde sahiplenince futbolcular adeta öz güven patlaması yaşadı. Formanın ağırlığı idrak edilince Kartal, Athletic karşısında 'temaşa' oyunu sahneledi. Sezonun
Uzun süredir teknik direktör arayışındaki Beşiktaş yönetim kurulu, Ole Gunnar Solskjaer'de karar kaldı. Öncelikle siyah-beyazlı camiaya hayırlı olsun. Norveçli teknik adamı 'kaos hocası' olarak nitelendirmek mümkün. Teknik direktörlük kariyerinde çalıştırdığı takımların başına genelde kriz dolu dönemlerde geçti.
Futbolculuk yıllarında tabiri caizse leblebi gibi gol atardı. 'Sir' Alex Ferguson'un yedek kulübesindeki jokeriydi. Oyuna sonradan dahil olup attığı gollerle takımının başarısında önemli rol oynadı.
Teknik adamlık kariyerine ise ManU'nun rezerv takımıyla adım attı. Burada genç oyuncuların gelişimine katkıda bulundu. 2011'de ülkesinin ekiplerinden Molde'de önemli işler yaptı. Takımını tarihindeki ilk şampiyonluğuna taşıdı. 2012'de bir kez daha mutlu sona ulaştırarak duble yaptı.
2014'te Premier Lig'deki ilk deneyimi başarısız geçti. Çalıştırdığı Cardiff City sezon sonunda Premier Lig'e veda etti. 2015'te Molde'ye geri döndü, 3 yıl daha Norveç temsilcisini yönetti.
Efsanesi olduğu, sayısız kupa kaldırdığı Manchester United'ın başına 2018'de
Son seçimi açık ara farkla kazanarak icraatın başına geçen Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı ilk iş olarak oyuncuların biriken alacaklarını ödedi. Sorunlar yumağı ile uğraşan ve ateşten gömlek giyen siyah-beyazlı kulübün başkanı, ilk olarak Sergen Yalçın'la yaptığı görüşmeden netice alamadı.
Beşiktaş'ta hem futbolcu hem de teknik adam olarak şampiyonluk kupası kaldıran efsane isim, kardeşi Gürsoy Yalçın'ın rahatsızlığı nedeniyle çalışmak istemediğini ve bir süre ailesi ile ilgilenmek adına bu kararı aldığını söyledi.
Yönetim rotayı diğer adaylara çevrildi. Vincenzo Montella, Felix Magath, Roger Schmidt, Slaven Bilic, Markus Gisdol, Massimiliano Allegri, Niko Kovac gibi adayların masaya yatırıldığı ifade ediliyor. Başkan Serdal Adalı'nın oyunu Alman teknik adamdan yana kullandığı ileri sürülüyor.
Adalı'nın tercihinin isabetli olduğunu söyleyebiliriz. Alman ekollerinin genellikle Türk futbolunun dokusuyla uyuştuğunu müşahede ediyoruz. İstisnalar olsa dahi tarihte bununla ilgili birçok örnek saymamız mümkün. Jupp Derwall'le başlayan zincir,
Beşiktaş lige verilen iki haftalık arada ne yapmış merak ediyoruz doğrusu. 'Yalandan' antrenmanda çalışmış gibiler. Takım haftalar geçtikçe daha kötü ve daha rezil bir futbol sergiliyor. Sahada başı kesik tavuk misali, şuursuz koşan oyuncular güruhu...
Herkes ayrı telden çalıyor. Ne önde pres yapabiliyorlar ne takım savunması. Bir takım girdiği ikili mücadelelerin yüzde 95'ini kaybeder mi? Organize geliştirilen tek atak yok. Takımda ne yaptığını bilen Mert Günok dışında tek oyuncu yok.
Rafa Silva ve Immobile'yi sanki zorla halı saha maçına çağırmışsınız gibi. 'Lütfen' oynuyorlar. Fizik güçleri tükenmiş. Kaçak dövüşüyorlar, rakibin arkasına saklanıyorlar. Aldıkları topun ekseriyetini rakibe ikram ediyorlar. İşin vahim tarafı, bu iki oyuncu için Beşiktaş'ın kasasından çıkan rakam yıllık tam 12 milyon Euro.
Orta saha desen yol geçen hanına dönmüş. Al Musrati ve Salih ilk 30 dakikada rakiplerini centilmence içeri buyur ediyor. Mert Günok kalesinde devleşmese ilk yarı belki de ev sahibi ekibin lehine 4-1 bitebilirdi. Oyuncular