Acil ceza gelmeli!

“Gazetelerde hep okumuşumdur benzer haberleri:   

- Vira bismillah. Balıkçılar sefere başladı. Hamside bolluk.

- Hadi hayırlısı; Orman köylüleri mantar, kestane, yaban çileği... hasadına başladı.

Gibi...

Ama hiçbir zaman balıkçıların balıkları beslediğini, orman köylüsünün ağaçlara gübre verip yaban otları temizlediğini duymadım.

Hiçbir avcının kuşları, yabani ördekleri beslediğini görmedim.

Bu kadar acımasız bir şekilde sömürdüğümüz dünya düzeninde (daha doğrusu düzensizliğinde) değişiklik yapmak istiyoruz ama nasıl olması gerektiğini bilmiyoruz.

Aslında biliyoruz da, daha uygulamaya koyamadık. Az kaldı...

***

Şöyle, kendimden örnek vereyim.

Ben Hereke’nin kenarında, zeytinliklerin ortasındaki bir mahallede büyüdüm.

Eskilerin anlattığına göre, kasabanın ilk zamanlarında ev vergisi ile belediye hizmetleri güzelce veriliyordu. Daha sonraları göç başladı, tabii kasaba da büyümeye... Yıllar geçtikçe masraflar da artmaya...

Gün geldi ve artık musluk suyuna para vermemiz gerektiği söylendi. Herkes tabii ki bunu kabul etti.

Yıllar geçti; çöp toplama işi için de ayrıca para verilmesi gerektiği söylendi. Yeni çöp kamyonu alacak para olmadığı için, çöp toplama işi özelleştirildi. Herkes tabii ki bunu da kabul etti.

Yıllar geçti, para tekrar yetmez oldu. Bu sefer yenilenmesi gereken, lağım sistemiydi. Belediyenin parası yoktu. Tekrar para toplanması gerekiyordu. Adil olması için de, kullandığımız su kadar arıtma parası alınacaktı. Nasıl ki çöp toplanması için bedel ödüyorsak, atık su için de para ödemeliydik.

***

Gelelim sadede.

Kömür yerine çok daha temiz bir yakıt geldi: Doğal gaz. Tabii ki sayaçtan okunduğu kadar gazın parasını veriyoruz. Ama şu ana kadar havaya attığımız kirli gaz için herhangi bir para ödemiyoruz. Zira lağım sistemi gibi bir sistem, yani bir ‘karbondioksit toplama sistemi’ yok. Kirli havayı öylece havaya bırakıyoruz.

Yakında, çok yakında, yaktığımız doğal gaz kadar, havayı kirletme cezası da ödemeye başlayacağız.

Mesela son zamanlarda hiç uçakla uçtunuz mu? Biletinizin üzerinde ne kadar karbondioksit salımına sebep olduğunuzu gösteren bir dip not var mı üstünde? Hiç dikkat ettiniz mi?

Dediğim gibi, yakında kullandığımız enerjinin doğaya verdiği zarar için, yani CO2 için, ayrıca bir para ödemeye başlayacağız. Bu ek ceza da, CO2 salımı düşük olan enerji sistemlerine geçişi özendirecek.

***

Fark ettiyseniz, OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) dün petrol üretimini artırma kararı aldı. Peki, dünya ekonomisinin dize geldiği bir ayda neden petrol üretimini artırmak istiyorlar?

Cevabı basit: Alternatif enerjinin kendilerine rakip olduğunu çok iyi biliyorlar, bu yüzden enerji marketinde paylarını düşürmek istemiyorlar. Tabii ki zamanla kaybedecekleri kesin olan bir kavga bu...

***

Unutmayın, Taş Devri taş kalmadığı için bitmedi. Kömür devri de işte öyle. Daha temiz ve kolay enerji sistemine geçilirken, kömür gözden düştü. Sıra petrol ve doğal gazda.

Köşenizde aradığınız cevap, ‘Havayı kirletme parası’ yani cezasıdır. Güneş, rüzgâr, termal ve nükleer enerji gibi karbondioksit salımı çok düşük enerji sistemlerine Türkiye epeyce yatırım yapmakta. Baraj yapmaya ve ağaç dikmeye de devam. Güneş panelleri, rüzgâr santralleri yapmaya devam.

Doğru yoldayız.

Şu andaki eksiğimiz ise: CO2 salımına ceza için hazırlık yapmalıyız.”

Karbon cezası

Hiçbir harfine dokunmadan yayımladığım bu mektup, Cem Kılıç adlı bir okuruma ait. Rusya’da petrol jeoloğu olarak çalışan Kılıç’ın bahsettiği bir önceki köşe yazımda dünyada fosil yakıt üretiminin ilk kez bu kadar yüksek olduğunu yazmıştım. 196 ülkenin Paris İklim Anlaşması’nı imzalayıp 2030’a kadar küresel sıcaklık artışını 1.5 dereceye düşürme sözü vermelerine rağmen... Anlaşmada belirtilen sınırdan yüzde 120 daha fazla fosil yakıt üretiyorlar! Yani küresel ısınmanın başlıca sebebi olan karbondioksit salımını gitgide artırıyorlar.

İşte Cem Bey de benim bu isyanım üzerine, çözümün “karbon cezası”nda olduğunu bu dokunaklı mektubunda yazıyor. Ki Fransa bu cezayı 2014’ten bu yana uyguluyor. OECD’nin (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) raporuna göre, bu sayede yüzde 10 artan enerji fiyatları yüzde 9 oranında daha az karbondioksit salımına sebep olmuş. Zannedildiği gibi özel sektöre de zarar vermemiş. Mesela istihdamda genel olarak bir kayıp olmamış.

***

“Karbon kredisi” uygulaması da benzer. Buna göre, bir şirket aldığı karbon kredisiyle 1 ton CO2 yayma hakkına sahip oluyor. Bu miktarı aşarsa ceza ödüyor, daha az yayar ise de krediyi başka bir şirkete satabiliyor. Böylelikle CO2 emisyonunu azaltmaya teşvik ediliyor.

İşte bizde de devletin karbon cezası ve kredisi mekanizmalarını acilen devreye sokması gerekiyor.

***

Teşekkürler Cem Kılıç, tüm bunların açığa çıkmasına vesile olduğunuz için. Dünya sizin gibi güzel bakan, güzel gören insanların yüzü suyu hürmetine dönüyor.