Aşı olmayan inecek mi dünyadan?

"Hepimiz aynı gemideyiz" deyince, kızıyorlar. Herkesin eşit şartlarda olmadığını söylüyorlar. Haklılar da. Ama yine de aynı gemideyiz. Sadece kamaralar farklı. O kamaranın içinde yaşadığımız hikâyeler başka. Ancak kamaraların hepsini kapsayan, bireysel hayatlarımızın ötesinde, hepimizin içinde olduğu bir gemi var. İşte o geminin izlediği yön, üzerinde seyrettiği sular, karşılaştığı fırtınalar... Hepimizi ilgilendiriyor ve bağlıyor. Günün sonunda o gemi batarsa aramızdan kurtulan olmayacak.

***

Evvelsi gün Avrupa Birliği ülkelerinin liderleri toplanıp “aşı pasaportu” çıkarmayı, buna sahip olmayanları sınır dışı bırakmayı tartışırken bunu düşündüm. Aşı üreten, çok sayıda aşı satın alabilen, bu pasaportu çıkarabilen ülkeler şimdi çok havalılar. Çok güçlüler.

İyi de gemiyi unutmuyorlar mı? Kamaralara fazla mı dalıp gittik sanki?  

Aşı uçurumu

Bugün aşıya erişimi olanlar ile olmayanlar arasındaki uçurum, salgından önce de tavan yapmıştı zaten. Kovid aşısı dünya üzerindeki muazzam eşitsizlikleri turnusol kâğıdı gibi ortaya çıkardı sadece. Düşünün ki en zengin 10 ülke dünyadaki toplam korona aşılarının yüzde 75’ini almış. Diğer yandan, tam 130 ülkeye bir doz aşı bile gidememiş. Bunu söyleyen ben değilim, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres.

En yoksul 50 ülkede aşılananlar, dünyada aşılanan insan sayısının binde biri. Aşıların yüzde 70’i en zengin 50 ülkede yapılmış. Ülkelerin kendi içlerindeki eşitsizlik de aynı durumda. Mesela, 27 milyon kişinin aşılandığı ABD’de aşı olanların yüzde 70’i beyazlar. Sadece yüzde 5’i siyahi vatandaşlar. Geri kalan kısmı da Latin Amerikalılar.

Bu da yetmezmiş gibi, yüksek gelirli ülkeler fakirlerin aşılarına resmen musallat oluyorlar. Mesela aralık ayında Dünya Sağlık Örgütü bir fiyaskoyu ifşa etti. Fakir ülkelerin de aşıya ulaşması için geliştirdikleri Covax adlı aşı tedarik programından, dünyanın en zengin yedi ülkesinden biri olan Kanada’nın 1.9 milyon doz aşı aldığını açıkladı. Kanada nüfusunun beş katı kadar aşı satın almışken, çoğu Afrika ülkesine tek bir doz bile girmemiş.

Oysa anlamamız gereken artık- şu: Gana’daki adam güvende ve sağlıklı olmadan, Kanadalıların sağlıklı olmaları mümkün değil. Virüs taşıyan tek bir Ganalı Kanada’ya girdiğinde, vay ülkenin haline.

Tabii ki devletler büyük bir telaşta. Hayatlarında ilk defa gerçek anlamda küresel bir salgınla karşı karşıyalar. İnsanlık tarihinde ilk kez tüm insanlığı bir hastalık tehdit ediyor. Halklar aşı peşinde. Dolayısıyla, iktidarlar büyük bir siyasi baskı altındalar. Liderler kendi toplumlarına rüştlerini ispat etmeye çalışıyorlar. Küresel güç dengelerinde artık “aşı meselesi” önemli bir mesele. “Bana aşı miktarını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim”e geldi iş. Yeni bir güç, statü göstergesi.

Yeni güç: Sağlık

Aşıyı bulanlar ise bu sıralamada en tepede. Çin haklı olarak başarısıyla övünüyor. “Aşı diplomasisi” sayesinde Pekin’in küresel liderliğe hızla soyunacağını ve küresel bir “Sağlık İpek Yolu” kuracağını söyleyenler çok şimdilerde.

Şöyle ki Çin 2013’te “Modern İpek Yolu” denilen “Tek Kuşak, Tek Yol” projesini ilan etmişti. Salgından önceki dönemde de bunun inşasını iyice hızlandırmıştı. 65 ülkeyi yani yeryüzü yüzölçümünün üçte birini kapsayan, 21 trilyon dolarlık, insanlığın bugüne kadar gördüğü en büyük ekonomi ve kalkınma projesi bu. İşte Pekin ABD başta olmak üzere tüm dünyaya da en çok bu proje üzerinden kafa tutuyordu.

Ne var ki salgınla birlikte ticaret ve ulaşımdaki kısıtlamalardan dolayı bu proje epey sekteye uğradı. Küresel ekonomik darboğazdan dolayı da Pekin uzun bir süre daha ara vermek zorunda kalacak gibi. İşte tam da bu yüzden önümüzdeki dönemde Çin’in sağlık alanında soyunduğu küresel liderliğini öne çıkaracağı ve İpek Yolu’nu buna uyarlayacağı tespiti yapılıyor. Yani bu projenin dijital ve sağlık taraflarını birleştireceği, “dijital sağlık çözümleri” geliştirerek (özellikle teşhis ve gözlemlemede) ve yayarak dünyanın “sağlık lideri” olacağı tezi yaygın.

***

Madem aşıyı masaya yatırdık, son bir soru: Türkiye’nin Çin aşısı alması siyasi bir tercih miydi? Ülkelerin hangi aşıyı aldıkları ne kadar siyasi? Cevabını Asya Uzmanı ve Atlı Global’in Başkanı Dr. Altay Atlı’dan alıyorum: “Her devletin önceliği, en kısa zamanda en çok sayıda vatandaşına aşı yapmaktır. Türkiye için de en erken ulaşabileceği aşı Çin aşısıydı. Bunun siyasi bir hamle olduğuna inanmıyorum.”

Yalnız en başta yazdığımı unutmayalım: Pek tabii Türkiye’ye mümkün mertebe en çok sayıda aşı hızla gelsin. Ama asıl çözüm bu değil. Ülkeler el ele vermeden, küresel iş birliği oluşmadan bu salgından ve gelecek salgınlardan çıkamayacağız ne yazık ki.