Çare aşı değil

Ülkelerin kaç doz aşı aldığı, nüfuslarının yüzde kaçını aşıladıkları bugün dünyadaki en önemli güç ve statü sembolü. “Bana kaç vatandaşını aşıladığını söyle, sana hangi ülke olduğunu söyleyeyim” durumundayız.

Mesela İsrail 1 numara. Yüzde 80’i aşılanmış nüfusuyla göğsünü gere gere dolaşıyor. Onu takip eden Suudi Arabistan, sonra İngiltere ve ABD de keza aynı şekilde. Türkiye de aşılanmış 8 milyon vatandaşıyla dünyada altıncı. Nisanda 60 milyon vatandaşının aşılanmış olacağı öngörülüyor.

***

Ama işte kafalar tam da bu noktada karışmaya başlıyor. Zira Türkiye’den katbekat daha fazla aşı satın almış olan birçok ülke, aşılanma oranında çok daha gerilerde. Mesela, nüfusunun 4 katı kadar aşı sahibi olan Kanada 48. sırada! Ya da büyük miktarda Pfizer ve Moderna aşısı almış olan Avrupa Birliği’nin üyelerinden Danimarka nüfusunun yüzde 9’unu aşılamışken... Yine aynı Birlik üyesi Almanya yüzde 2.7’de kalmış.

Dolayısıyla, kafalar karışık. Nasıl oluyor da çok sayıda aşısı olan ve dünyanın en zengin 10 ülkesi arasında yer alan bu devletlerde aşılanma oranları bu kadar düşük?

Hızlı aşılanma

Cevap basit: Mesele sadece aşı miktarı değil. Hızlı aşılanma için altyapınız aşı kadar önemli. Aşıyı ülkenin farklı yerlerine ulaştırabilmeniz için soğuk hava depolama sistemlerinden tutun, uygun taşıma araçları, aşının vardığı yerde uygulayabilecek doktor/hemşire olması gibi sayısız unsur söz konusu. “Türkiye’nin aşılama kapasitesi zaten hep çok güçlüydü. Bunun üstüne son dönemde eklenen özel hastaneler sayesinde, aşı yapılabilecek çok sayıda yer oluştu”, diyor telefonda konuştuğum Bilim Kurulu Üyesi Prof. Serhat Ünal.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı olan Prof. Ünal’a göre, bir diğer önemli unsur da ülkenin büyüklüğü. Mesela Kanada gibi çok büyük bir ülke eğer farklı bölgelerde aşılama organizasyonu zayıfsa- geride kalıyor. İstediği kadar çok sayıda aşısı olsun... Danimarka da tam da aynı sebepten dolayı Almanya’ya büyük fark atmış durumda. Küçük olmanın tadını çıkarıyor.

***

Prof. Ünal, Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın erken dönemde hızla büyük miktarda aşı almasının da önemini vurguluyor. Ancak bundan sonrasının daha önemli olduğu konusunda bizi uyarıyor. “Bu noktadan sonra çok hızlı aşılamaya devam etmek hayati önemde; çünkü virüs yayıldıkça mutasyona uğrama ihtimali artıyor. Bu da şu anki aşının etkisinin azalması anlamına gelir” diyor. Mesela var olan aşılar, Güney Afrika mutasyonuna karşı etkisiz. Tam da bu yüzden mutasyona mahal vermemek, hasta sayısının artmaması çok önemli. Aksi takdirde, mutasyona uğramış virüsler için yeni aşılar gerekecek. Bu da tam bir kısır döngü demek.

Bu nedenle, mümkün olan tüm kaynaklardan aşıya ulaşılması gerektiğinin altını özellikle çiziyor Ünal. Buna, şu an Kayseri’deki Erciyes Üniversitesi’nde geliştirilen ve nisan sonunda Faz-3’e geçmesi beklenen aday Türk aşısını da ekliyor. Elbette sonrasında Sağlık Bakanlığı onayladığı takdirde, Türkiye içinde kullanılabilecek.

Küresel iş birliği

Tabii tüm bunlara küresel iş birliğini eklemezsek, aşı yetersiz kalır. Batı ülkeleri istedikleri kadar topyekûn aşılansınlar. Afrika aşılanmadıkça hiçbiri güvende değiller. Ama gelin görün ki bu idrakten çok uzağız.

Düşünün, dünyada sadece 52 ülke aşılamaya başlamış. 142 ülke süreci henüz başlatamamış. Dahası, 84 yoksul ülkenin 2024’e kadar aşıya ulaşamayacağı öngörülüyor. Afrika’da aşısı olan tek ülke Gana. Diğer yandan, en zengin 10 ülke, dünyadaki toplam korona aşılarının yüzde 80’ini almış. Aşıların yüzde 70’i en zengin 50 ülkede yapılmış. Ki buna artık “aşı istifleyen ülkeler” deniyor. Bunun en iyi örneği de herhalde nüfusunun 5 katı kadar aşı alan İngiltere. 67 milyon için tam 367 milyon doz!

İşte bu durum tüm dünya için büyük tehdit. ABD’nin önde gelen sağlık kuruluşlarından olan Duke Küresel Sağlık Enstitüsü Profesörü Gavin Yamey, yabancı basında çıkan demecinde, “Eğer düşük ve orta gelirli ülkelerde aşılanma hızı böyle giderse, 7 yıl daha sürü bağışıklığı kazanamayacaklar” diye uyarıyor. Yani şu an sadece yüzde 0.6’sı aşılanmış olan dünyanın hepsinin aşıya ulaşması gerekiyor. Tek çözüm bu.

***

Şunu artık anlamak gerekiyor: En zengin ülkenin vatandaşları, ülkeye aşılanmamış bir Afrikalı girene kadar güvendeler. Aslında tek bir ülkenin değil, dünyanın vatandaşı olduğumuzu anlayana kadar korkarım tüm insanoğlu bu kısır döngüde biçare.