Çöp yığını olmak üzereyiz!

Harika bir haberim var, hepinize. Her ne görüşten olursanız olun, her birinize:

Sokağa çöp atanlara 1000 TL para cezası getirecek olan Çevre Kanunu evvelsi gün tamamen Meclis’ten geçti! Sabaha karşı 3’te kabul edilen kanuna göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı altında “Çevre Ajansı” kuruldu. Ki bu, Türkiye için bir devrim niteliğinde!

İçecek ambalajlarının geri dönüştürülmesinden tutun, tüm belediyelere bisiklet yolu yapılmasını zorunlu hale getirmeye kadar, çok geniş bir paket hayata geçiyor. Ülkenin havasını, suyunu, toprağını koruma altına alan bir dizi idari ceza ve önlem bundan böyle devrede.

Geri dönüşüm

Daha önce de yazmıştım: Çevre Ajansı’nın yapacağı en öncelikli iş, atıkların geri dönüştürülmesi olacak. Zira Türkiye’de yılda tam 20 milyar adet içecek ambalajı atık olarak atılıyor. Yani doğaya karışıyor! İşte Ajans da zorunlu olarak uygulatacağı “depozito sistemi” ile şimdi bu ambalajların yüzde 90’ını geri dönüştürecek. Yani yeniden hammadde olarak kullanılabilir hale getirecek. İçecek ambalajlarının ülkedeki tüm atıkların 4’te birini oluşturduğunu düşünecek olursak, artık doğaya mevcut atıkların en az yüzde 25’i atılmayacak demektir. Bu muazzam bir gelişme.

Bu uygulamaya katılmayanlara da çok yüksek idari para cezaları geliyor. Atık motor yağı için de aynı uygulama geçerli. Arabanızda motor yağı değiştirilmesi gerektiğinde ve benzinciye gittiğinizde, bundan böyle o eski motor yağını o işletme “geri dönüşüm merkezlerine” iade etmek zorunda. Aksi takdirde, zaten yetki belgesi alamayacak bundan sonra. Yetkisi olmadan motor yağı değişimi yapan işletmelere de 10 bin TL idari para cezası kesilecek.

***

Kaldı ki bu atık yağlar geri dönüştürülünce, motor yağı üretiminin hammaddesi olan baz yağı olarak kullanılabilecek. Baz yağı da bugüne kadar yurt dışından ithal ediliyordu. Dolayısıyla, artık baz yağı ithalatına da gerek kalmayacak. Bu da atık ithalatında yüzde 50’ye varan azalma olacak demek oluyor. Maddi karşılığı da Türkiye ekonomisine yılda 2 milyar TL katkı ve cari açıkta 0.5 milyar TL azalma.

Az kaldı, depozito sistemi Ocak 2022’de zorunlu olarak devreye giriyor.

İthal atık sorunu

Bu da neden çok önemli biliyor musunuz?

Geçenlerde Türkiye’nin “Avrupa Birliği’nin en büyük plastik atık çöplüğü” olduğu haberleri düştü medyaya. Habere göre, Avrupa’dan Türkiye’ye geri dönüşüm için getirilen tonlarca plastik atık, çoğunlukla yasa dışı olarak doğaya atılıyor. Böylece çevrede muazzam çöp dağları oluşuyor.

Zira AB, artan yeşil politikalarına rağmen hâlâ plastik atıkların 3’te birinden daha azını geri dönüştürebiliyor. Geri kalan plastik atıklar da ya yakılıyor/gömülüyor. Ya da geri dönüşüm için farklı ülkelere gönderiliyor. Çin Ocak 2018’den itibaren yurt dışından plastik atık alımını durduğundan beri de Türkiye Avrupa’nın çöplerinin toplandığı en kilit ülke konumuna gelmiş. Sebebi de yukarıda bahsettiğim gibi, atıktan hammadde üreten firmalar yasal ya da yasa dışı olarak bu atıkları ithal ediyorlar.

***

Eurostat verilerine göre, Türkiye’de 2019 yılında plastik atık ithalatı en yüksek seviyeye ulaşmış ve aylık ortalama 48.500 tona yükselmiş. Yani Türkiye, Avrupa’nın ihraç ettiği plastik atıkların 4’te birini almış. Bunun ilk beş sorumlusu da İngiltere, İtalya, Belçika, Almanya ve Fransa’dan gelen atıklar.

Avrupa’dan aylık plastik atık ithalatı 2016-2019 arasında 10 kat artmış. Bu da her gün 213 kamyon dolusu plastiğin ülkemize boşaltılması demek. Zaten tam da bu yüzden Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eylül ayında geri dönüşüm şirketlerine, ihtiyaçlarının yüzde 50’sinden fazlasını ithal etmemeleri ve yurt içinden tedarik etmeleri talimatını vermiş.

İşte şimdi Çevre Kanunu ile birlikte kurulan Çevre Ajansı, depozito sistemi sayesinde atık ithalatını durdurmayı hedefliyor ve Türkiye’nin plastik atık merkezi olmasını engelliyor.

***

Telefonda konuştuğum, Çevre Kanunu teklifini 11 ay önce Meclis’e getiren AK Parti Konya Milletvekili Selman Özboyacı, “plastik poşet yasası” sayesinde plastik poşet kullanımının yüzde 80 azaldığını söylüyor. “Bunu da hep beraber yaptık. Bu siyaset üstü bir mesele. Derdimiz insan ve çevre. Bizim gelecek nesillere temiz ve yaşanabilir bir çevre bırakmak gibi bir zorunluluğumuz var” diyerek çok anlamlı bir hatırlatma yapıyor.

Hepimizin elini taşın altına koyma zamanı şimdi. Eğer ki Türkiye’nin atık yığını haline gelmesini istemiyorsak tabii...