KIZLAR SAHAYA!

İNÖNÜ STADINDA ÇİÇEK AÇTI

TOPUKLU KRAMPONLAR SAHAYA ÇIKTI

KADIN FUTBOLCULAR GÖZ DOLDURDU

BACAK İÇİN GELENLER GOL GÖRDÜ

GOL DEĞİL GÖBEK ATTILAR

BOYALI KRAMPONLAR!

Bunlar, Türkiye’de kadın futbol takımları sahaya çıktığında gazetelerin attığı geçmişteki manşetler. Bir de altlarında yayımlanan kareleri görseniz...

Malum, konumuz “Kadın futbola yakışır mı?” Bir önceki yazımda da kaleme aldığım gibi, tüm tantana Türk bir erkek spikerin çıkıp da, “Kadınlar futbolda olmamalı, futbol ataerkil bir oyundur” demesiyle başladı. Ben de bunun üzerine araştırınca gördüm ki futbol dediğimiz şey 3 bin yıl önce Çin’de kadınla erkeğin birlikte oynadığı bir oyun olarak ortaya çıkmış.

Zaman içinde ise kadın ve erkek futbolcular ayrılmış. Mesela İngiltere’de yüzyıllarca kadın futbol takımları olmuş. Hatta 20. yüzyılda kadınların oynadıkları maçlar erkeklerinkinden çok daha fazla izleyici çekince, Futbol Federasyonu 1921’de kadınların sahalarda futbol oynamasını yasaklamış. Bu yasak ancak 50 yıl sonra, 1971’de kaldırılmış.

***

Ülkemizde ise durum içler acısı. Türkiye’de kadınların sahaya takım olarak inişini ilk olarak 1969’da, Kınalıada Spor Kulübü’nün içinde bir kızlar takımının oluşmasıyla görüyoruz. Sonrasında bu kulüp kapanınca takımdan bazı oyuncular devam etme kararı alıyorlar ve 1973’te İstanbul Moda’da “Dostlukspor Kız Futbol Kulübü”nü kuruyorlar.

“Türkiye Kadınlar Futbol Ligi”nin ve ilk Kadın Milli Takımı’nın kurulması ise ancak 1994’te oluyor. İlk resmi kadınlar maçı 95’te Ankara’da Ankara Büyükşehir Belediye takımı ile İstanbul Acarlarspor arasında oynanıyor.

Türkiye ve dünyada durum

Bugüne geldiğimizde ise, Türkiye’de lisanslı erkek futbolcu sayısı yaklaşık 600 bin iken, kadın futbolcu sayısı sadece 6 bin. Yani her 100 erkek futbolcuya karşılık, 1 kadın futbolcu denk geliyor.

Liglere gelince: Kadın takımlarında 1., 2. ve 3. Lig olmak üzere 3 ayrı lig mevcut. TFF’den (Türkiye Futbol Federasyonu) alınan son karara göre de 3 takım 2. Lig’den 1. Lig’e çıkartılmış.

Ama işte zurnanın zırt dediği yer de tam da burası. Zira 1. Lig’e çıkarılsalar ne olur! Bugün “Üç Büyükler” denilen Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş arasında tek kadın futbol takımı olan Beşiktaş, ama yine de kadın takımını kendi ana stadyumunda oynatmıyor. Kadın takımı 1. Lig’de yer almasına rağmen, 2. Lig stadyumunda oynuyor. Dahası, zaten kadınlarda 1. Lig maçlarına hiçbir TV kanalı yer vermiyor.

Galatasaray ve Fenerbahçe’nin ise vakti zamanında kadın futbol takımları varmış ancak sonradan dağılmış.

***

Aslına bakarsanız, bu içler acısı durum dünyada da pek farklı değil. Mesela Dünya Kupası’nda erkek futbol takımlarına sponsor olan firmaların verdikleri bütçe, otomatik olarak kadın ligini de kapsıyor. Yani bağış erkek futbolculara yapılırken, kadın oyuncular “eşantiyon” muamelesi görüyor. Düşünün, ilk kez daha geçen yıl 2019’da Visa şirketi FIFA Kadınlar Dünya Kupası’na ayrıca bir bütçe ayırdı. Yani ilk defa kadın futbolu ayrı bir kategori olarak değerlendirildi.

Kızlar sahada

Aslında tüm bunlar, kafalarımızdaki ön yargıları ortalığa saçıyor. Kadınlara biçilen roller, tüm o duvarlar, kalıplar, hükümler, yargılar... Bir bir dökülüyor. Gazetede manşeti atan da, o tribünde kadın futbolcuyu izleyen de, yöneticiler de, sponsorlar da... Hepsi aynı eko-sistemin birer parçası. Farkında olsalar da, olmasalar da öyle.

“Aslında burada mesele futbol değil, onun çok ötesinde. Mesele futbol üzerinden kalıpları kırmak, duvarları yıkmak” diyor Kızlar Sahada’nın kurucusu Melis Abacıoğlu. “Çünkü bir kadın futbol sahasında olunca, aslında hayat sahasında oluyor” diye devam ediyor.

Melis Abacıoğlu Kızlar Sahada’yı 2013 yılında kurmuş. O zamandan beri de bu sayede 6447 kadın oyuncu, 33 kadın antrenör ve 21 kadın hakem sahaya çıkmış. Ama burada asıl mesele o kız çocukları sahaya çekebilmek. “Ben futbol oynayamam ki” yargısını kırmak. “Ben erkekler gibi akşam antremana gelemem ki” duvarını yerle bir etmek. O aileleri, kız çocuklarının bunu yapabileceğine inandırabilmek. “Ne var bunda?” deyip geçmeyin. Einstein’in meşhur “Bir ön yargıyı kırmak, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur” lafını hatırlayacak olursak... Kızlar Sahada’nın kaç atomu parçaladığını varın siz hesaplayın. Hem de Anadolu’yu karış karış dolaşarak.

***

Futbol, dünya üzerinde herhalde en çok sevilen ve en çok yayılmış olan spor dalı. Tam da bu yüzden onun üzerinden kadınları görünür kılmak çok önemli. Kalıpları futbol sahasında kırarsanız, hayat sahasında da kırmış oluyorsunuz.

O yüzden buradan “Üç Büyükler”e seslenmiş olalım: Hadi artık bu işin hakkını verin. Kadın takımlarınızı kurup 1. Lig stadyumlarınızda oynatın. Bir sözümüz de televizyon patronlarına ve sponsorlara: Sizler de artık bir zahmet kadınları da 1. sınıf vatandaş görün. Yoksa inanın daha çok kadın cinayeti, tecavüzü, tacizi haberi görürüz biz bu memlekette.

NOT: Dostluk Spor’un kurucularından Yrd. Doç. Dr. Lale Orta’nın yazılarından faydalandım.