Ne sanmıştınız?

Hep sandık ki doğa bizden ayrı. Bizden bağımsız. Bizim dışımızda bir yerlerde.

Onu kirlettiğimizde sanki uzaklarda bir şeyleri kirlettiğimiz yanılgısına düştük hep birlikte. Havayı, ormanı, denizi pislettiğimizde sanki bizimle alakası olmayan şeyler kirlendi. Bizi hiç etkilemeyecek, yaptıklarımızın ucu bize hiç dokunmayacakmış gibi...

***

“İklim değişikliği”, “küresel ısınma” dediklerinde hep gündem dışı, ekstra, alakasız, bizden çok uzaklarda kavramlar gibi baktık karşımızdakinin ya da ekranın suratına. İklimin değişmesi, yerkürenin ısınması sanki başka yerlerde, başka zamanlarda, başka insanları etkileyecekmiş yanılgısıyla.

Doğaya hükmettiğimizi, kurduğumuz sistemle onu kontrol ettiğimizi zannettik. Uzun vadede elde etmek istediklerimiz için, kısa vadede yaktık, yıktık, yok ettik. Rant mevzubahis olunca, çevre teferruat kaldı. GSMH ve büyüme öncelikler sıralamasında en tepeye çıkınca, ormanın yakılması ve denizin kirletilmesi en aşağılarda kaldı. Daha doğrusu, kalabilir sandık. 

Ama işte bir virüs geldi ve gündemin en tepesine yerleşip bizleri bir anda alaşağı etti. Öncelik verdiğimiz her şeyi en alta çekti. Gözlerimizdeki perdeyi kaldırıp, doğaya hükmedemeyeceğimizi gösterdi. El emeği göz nuruyla kurduğumuz bu vahşi sistemin vahşetiyle baş başayız şimdi. İnsan sağlığını en arkalara attığımız ekonomik-siyasi-sosyal düzen, içinde bulunduğumuz yapının ne kadar kırılgan ve kifayetsiz olduğunu gözümüzün içine sokuyor bugün.

***

Farkında mısınız? Bu virüs gittiğinde ve birbirimize 1.5 metreden daha fazla yakınlaşabileceğimiz o gün geldiğinde, ciğerlerinize çektiğiniz havanın temiz olup olmadığı hem kendiniz hem sevdikleriniz için en öncelikli, en önemsediğiniz mesele olacak. Peki mevcut ekonomik düzenle kirlettiğimiz o havayı içinize gönül rahatlığıyla çekebilecek misiniz tekrar? Şehir, egzozla dolu sokaklar, klimayla ısınıp soğuyan binalar-plazalar-bankalar-alışveriş merkezleri-ofisler-evler... Buralarda ciğerlerinizi gönül rahatlığıyla doldurabilecek misiniz?

Yarını yani bugünü düşünmeden inşa ettiğimiz sistemde şimdi hangi parklara, bahçelere, ormanlara koşup sosyal mesafe ihtiyacı duymadan temiz hava alıp dolaşabileceksiniz? 

Peki ya kendi toprağını, denizini bu kadar zayıflatmış bir dünya düzeninde, şimdi hangi tarımla-hayvancılıkla marketlerde boş kalan rafları dolduracaksınız? Bir virüsün vurmasıyla bir anda afallayan, durakalan küresel tedarik zincirleri ve sanayi, meğer ne kadar kırılganmış, güvenilmezmiş, değil mi?

***

Peki ya ne sanmıştınız? Havanın kirlenmesinin, denizin pislenmesinin, parkların-bahçelerin yok olmasının ancak gelecekteki nesilleri etkileyeceğini mi? Sizin bundan azade olduğunuzu mu? Öyle olmadığımızı hiçbirimizin anlayacağı yoktu. Korona geldi, on yıldır “geliyorum” diyen ama görmemekte ısrar ettiğimiz iklim değişikliği/küresel ısınma adı verilen hoyratlığımızı bir günde bize gösterdi.

Şimdi... Nasıl tüm bunları biz yaptıysak, yine biz çözmek zorundayız. El birliğiyle. Unutmayın: Bugün evlerinizdeyken alacağınız ve uygulayacağınız kararlar, yarını şekillendirecek.      İşçiler, işverenler, devletler, ya hepimiz birlikte bunu şimdi yapacağız ya da bir sonraki round’da, yani salgında daha fazla ölümle ve yıkımla baş başa kalacağız. Karar sizin.