Türkiye 5.0

‘Gelecek bugün başlıyor. Yakın geleceğin tarihi şimdi yazılıyor. O yüzden Türkiye’nin de geleceği söz konusu. Devlet ve özel sektörün ortak hareketiyle, korona sonrası yeni dünya sisteminde Türkiye bir çekim merkezi olur.

Ancak bu fırsat penceresi çok uzun süre açık kalmayacak. Küresel rekabet çetin. Acil eylem zamanı!” diyor telefonda konuştuğum Dr. Bahadır Kaleağası.

YAKINLAŞAN ÜLKELER

Eski TÜSİAD Genel Sekreteri olan, Bosphorus Enstitüsü Başkanı Bahadır Bey’in sözlerinden sakın “Dünya altüst oluyor, her şey sil baştan kuruluyor” anlamını çıkarmayın. Hiçbir şey yıkılmıyor, yok olmuyor, bir yere gitmiyor. Ama değişiyor. Kapitalist düzen değişiyor. Küreselleşmenin şekli şemali değişiyor. Devletlerin sorumlulukları değişiyor. İnsanlara düşen görevler değişiyor. Şehirler, hayatlarımız değişiyor.

Bu değişimi fark etmeyişimizin sebebi, kendini bir anda göstermemesi. Bu dönüşüm yıllar önce zaten başlamıştı; tüm dünyayı saran pandemiyle birlikte muazzam hız kazandı. Salgın bittiğinde de ete kemiğe bürünmüş olacak.

***

Şimdi yerküreye yeni bir anlayış iniyor. Yeni bir değerler ağı tüm dünyayı sarıyor. Özellikle salgınla birlikte en ön sıraya yerleşen insan sağlığının ve temiz hava-çevrenin önemi tüm sistemi hizaya getiriyor. Hukuk sisteminde, ekonomik ve sosyal düzeninde insanı merkeze almaya başlayan devletler yakınlaşıyor. Yani farklı kıtalarda olup benzer değerleri taşıyan devletler birbirine, aynı kıtada olup bu değerleri taşımayan ülkelerden çok daha yakın oluyor.

İşte bu yakınlaşan ülkeler de ticaretten teknolojiye birbirini tam anlamıyla “kayıracaklar”. Sağlık, finans, hizmetler, lojistik, turizm, teknoloji, veri alışverişi ve ticaret sektörlerinde çok daha fazla iş birliği yapacaklar. Mesela teknoloji alanında, uzay teknolojilerinden tutun, 5G, hatta 6G çalışmalarına kadar, yeni küresel ağda yer alan ülkeler birbirlerinin ürünlerine öncelik verecekler.

Bu da ister istemez beraberinde “çeşitlenme” getirecek. Bir diğer deyişle, küresel üretim ve tedarik zincirlerinde ciddi kaymalar olacak. Örneğin bir tekstil şirketi kumaşını aldığı ülkeleri buna göre değiştirecek. İşte Bahadır Bey bu çeşitlenmenin ve yakınlaşmanın çok büyük fırsatlar sunduğunu, Türkiye’nin hak ettiği değeri bu küresel değişimden alması gerektiğini söylüyor.

Nasıl mı?

YENİ BATI

İşe Türkiye’nin “Geniş Batı’daki yerini sağlamlaştırmasıyla başlamak gerekiyor. Bundan kastım sadece Avrupa kıtası ve ABD’den oluşan “Eski Batı” değil; farklı kıtalarda bulunan ama Batılı değerleri savunan ülkelerden oluşan “Yeni Batı”. Buna Singapur, Güney Kore, Japonya gibi ülkeleri dâhil edebiliriz.

Ankara için bunun en kısa ve sağlam yolu da AB ile Gümrük Birliği’ni (GB) güncellemek. Ama! O bildiğimiz eski GB-1.0 versiyonundan bahsetmiyorum.

“GB’nin imzalandığı 1995’te dünya bu dünya değildi ki” diyor Bahadır Bey. O günlerde ne internet vardı, ne Çin-Hindistan gibi yeni küresel güçler... Dolayısıyla, anlaşmanın bugüne uyarlanması şart. Ancak yıllardır güncellenmesi mevzubahis olan GB-2.0 sürümünü aşarak. Yoksa çağın gerisinde kalırız. Yani dijital tek pazar olmayı hedefleyecek şekilde GB-4.0’a geçilmesi, hatta onu da aşarak AB’nin “sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle” uyumlu bir GB-5.0’ı benimsemek gerek. Bu da hem AB’nin 2019 sonunda imzaladığı Yeşil Anlaşma’yı kabul ederek daha çevre-dostu bir modele geçmek, hem de yeni sosyal politikalar demek.

DÜNYAYA SİNYAL

Tüm bunlar da iş dünyasının, hayatlarımızın, şehirlerin insanı ve çevreyi merkeze alarak dönüşmesi demek. Yani Birleşmiş Milletler’in Ocak 2016’da kabul ettiği “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları”nın hayata geçirilmesi... Yoksulluk, toplumsal cinsiyet eşitliği, iş güvencesi, akıllı kentler gibi hayati başlıkları kapsayan bir “sürdürülebilirlik paketi”nden bahsediyorum.

Bu dönüşüm Türk şirketlerinin dünyadaki rekabet gücünü ve Türkiye’nin marka değerini de bir anda zıplatır. Elbette dünya üzerinde her ülke ve her sektör bu dönüşümden aynı derecede etkilenmeyecek. Önemli olan, bir yerden başlamak ve bu küresel dönüşüme bir an önce dâhil olmak.

“GB’yi güncelleme müzakerelerinin başlaması bile bu evrime dâhil olduğumuz sinyalini dünyaya verir. Yeni küresel ağın karar alıcıları bunu ‘Türkiye bizimle yakınlaşmak istiyor’ diye okur” diyor Bahadır Bey. “Karşımızda Batı ile donmuş bir fotoğraf karesi var. Artık bu donmuş kareyi filme çevirme vakti” diye bitiriyor sözlerini.

Bunun için de hareket gerek. Ama siyaset üstü bir hareket.