Dünyanın ‘u’ dönüşü

Koronavirüs salgınından sonra, dünyamızda ne politika, ne ekonomi ve ne de sosyal çözümler eskisi gibi olmayacak. Doğa, bizden güçlü olduğunu gösterdi. Artık, sokağa çıkma özgürlüğünün, sahip olduğumuz ama yetmez dediğimiz bolluğun, bize sağlanan sağlık hizmetinin ne demek olduğunu öğrendik. Salgın, kendi kendimizi sorgulama fırsatı verdi bize. Dayanışmanın ve sağlam kurumların ne denli önemli olduğunu öğrendik.

Sosyal değişim


Ulaşım durdu; hava ve deniz kirliliği azaldı. Müslümanlıkta temizliğin ne anlama geldiğini, yaşayarak öğrendik. Acımadan kirlettiğimiz doğa, sanki bizden intikam alıyor. Salgın bize, tüm dünyadaki kişi ve halkların birbirinden soyutlanamayacağını öğretti.

Artık biliyoruz ki, dünya değişmek zorunda. Sosyal, politik ve ekonomik kurallarıyla değişmek zorunda. Anlıyoruz ki, bu virüsün çaresi bulunsa bile, başkaları sıraya girecek. Bundan sonra, biyolojik savaş ve silahlar, nükleer silahlardan önemli olacak.

Muhalefetle, iktidarın birçok konuda beraber hareket etmesi gerekiyor. Sağlık ve eğitim sistemi her şeyin önünde, olmalı. Kendi doğal yiyeceklerimizi kendimiz üretmemiz lazım.

Yüksek beton yığınları yerine, yeşili koruyan tedbirler almalıyız. Sınırları kapatmakla, göçlerin önüne geçemeyiz; Avrupalılar da geçemez. Paylaşmayı öğrenmemiz, gelir dağılımındaki eşitsizliği azaltmamız lazım. “Zekat” vermenin anlamı, bu değil mi?

GELELİM EKONOMİNİN YENİ KURALLARINA...

Dünya ekonomileri durgunluğa doğru gidiyor. Üretim ve ticaret azalıyor. Yeni ekonomik düzenden en büyük zararı, en zenginler görecek ama akıllanmayacaklar. Çünkü, ikinci bir salgına kadar kapitalizm ve sömürü sistemi yeniden denenecek.

Dünya hükümetleri ve merkez bankaları inanılmaz ölçüde para basacaklar. Buna bizim merkez bankamız da dahil. Merkez bankalarını para basmaya hükümetler zorlayacak. Ülkeler şirketlerinin batmaması için kredi verecekler ama şirketlerin ne zaman tam istihdamla çalışabileceğini bilemeyecekler. Öncelikle temel ihtiyaçları karşılayan üretimlerin sağlanması, gerekiyor. Dünya paraları ciddi biçimde birbiri ile rekabet edecek. Gelişmekte olan ülkeler için yeni sömürü biçimleri geliştirilecek. Gelişmiş ülkelerde sermaye birikimi yeniden sağlanmaya çalışılacak.

Dünyanın ‘u’ dönüşü


Faiz 3 puan artmalı

Gelişmiş ülke merkez bankaları, faizleri sıfırladılar. Salgından önce, faiz düşürülmesi taraftarı idim. Anlaşılan, bol para ülke enflasyonlarını beklenenin üzerinde yükseltecek. Şimdi sermaye çıkışını engellemek için, gelişmiş ülkelerin ne yaptığına bakmadan, faizleri 3 puan civarında yükseltmeli ama kredi verme faizini minimumda tutmalıyız. Yani bizim üreticimiz, beklenen enflasyonun çok az üzerinde faiz ödemeli. Bu tedbirin yolları var. İsteyene öğretilir.

Hepsinden önemlisi, bir an önce alınacak tedbirlerle, işten çıkarmaları önlemeliyiz. Turizm sektörünü desteklemeliyiz. Bizde hiçbir yerde olmayan büyüklükte “tatil köyleri” sistemi var. Bunların kurumsal yöneticileri bulunuyor. Deniz, yiyecek ve odalar kurumsal tedbirlerle denetleniyor; temizleniyor; devlet tarafından denetim altında tutuluyor. Vereceğimiz ilanlarda, bu durumu vurgulamalıyız.