Paralimpik komitesi

25 Temmuz 2021

Uluslararası Paralimpik Komitesi (IPC); 22 Eylül 1989 yılında kurulan ve Paralimpik Oyunları’nı düzenleyen komitedir.
Sir Ludwig Guttmann’ın, 1948’de İngiltere Stoke Mandeville’de, II. Dünya Savaşı’na katılmış olan omurilik zedelenmesinden muzdarip gaziler için düzenlediği spor karşılaşmalarından dört yıl sonra, Hollandalı sporcuların katılımıyla, bugün ‘Paralimpik Oyunları’ adıyla bilinen uluslararası hareket doğmuştur.
Serebral Palsi Uluslararası Spor ve rekreasyon Birliği (CPISRA) ve Uluslararası Görme Engelliler Spor Federasyonu (IBSA) gibi uluslararası engellilere yönelik organizasyonlar 1978 ve 1980 yıllarında kurulmuştur.
Zaman içinde hızla gelişen bu hareketi daha etkin ve verimli bir biçimde yönetmek ve Uluslararası Olimpik Komitesi’ne (IOC) tek vücut olarak seslenebilmek ve Oyunlardaki koordinasyonu sağlamak için bu dört uluslararası örgüt, 1982 yılında “Dünyada Engelliler Sporu Uluslararası Koordinasyon Komitesi’ni” (ICC) kurmuştur ve sadece 7 yıl sonra bu komitenin yerini Uluslararası Paralimpik Komitesi (IPC) almıştır.
1989’da Almanya’nın Düsseldorf kentinde kurulan Uluslararası Paralimpik Komitesi bünyesindeki en yüksek organ, Milli Paralimpik Komiteleri, beş kuruluş ve özel bir statüye sahip olan sporların temsil edildiği Genel Kurul’dur.
İlk IPC başkanlığını Dr. Robert D Steadward yapmıştır.
Lillehammer’da 1994’te yapılan Paralimpik Kış Oyunları, IPC’nin yürüttüğü ilk organizasyon olmasına rağmen şu anda 180’in üstünde ülkenin üye olduğu komite, deneyim eksikliğini büyük bir hızla gidermiştir.

Yazının devamı...

Tokyo 2020’ye ohal darbesi

11 Temmuz 2021

Olimpiyat organizatörleri, Japonya Başbakanının ev sahibi şehirde Olağanüstü Hâl (OHAL) ilan etmesinin ardından Tokyo Oyunları’nın tamamen seyircisiz oynanmasına karar verdiler.Olimpiyat organizatörleri, Japonya Başbakanının ev sahibi şehirde Olağanüstü Hâl (OHAL) ilan etmesinin ardından Tokyo Oyunları’nın tamamen seyircisiz oynanmasına karar verdiler.Haber, hükümet, organizatörler ve Olimpik ve Paralimpik temsilciler arasındaki görüşmelerin ardından Olimpiyat Bakanı Tamayo Marukawa tarafından doğrulandı.Marukawa, “Tokyo’daki mekanlarda seyirci olmayacak” dedi. “Olağanüstü hâlin uygulanmadığı alanlar için ise tartışacağız” diyerek açık kapı da bıraktı.Yaygın olarak beklenen hamle, pandemi nedeniyle bir yıl ertelenen ve büyük bütçe aşımları da dahil olmak üzere bir dizi aksilikle boğuşan sorunlu Olimpik ve Paralimpik Oyunları’na son darbe oldu.
Ancak Japonya Başbakanı Yoshihide Suga, Tokyo’nun, özellikle son derece bulaşıcı Delta Kovid-19 varyantının yayılmasıyla birlikte başka bir enfeksiyon dalgasının kaynağı olmasını önlemenin gerekli olduğunu söyledi.Ancak Japonya Başbakanı Yoshihide Suga, Tokyo’nun, özellikle son derece bulaşıcı Delta Kovid-19 varyantının yayılmasıyla birlikte başka bir enfeksiyon dalgasının kaynağı olmasını önlemenin gerekli olduğunu söyledi.Tokyo’nun dördüncü Olağanüstü Hâli, Oyunların başlamasından 11 gün önce pazartesi günü başlıyor ve Paralimpik Oyunları’nın başlamasından iki gün önce 22 Ağustos’ta sona erecek.Tokyo, çarşamba günü 920 yeni enfeksiyon bildirdi. Bu, geçen çarşamba günü 714 ile karşılaştırılıyor ve 13 Mayıs’ta bildirilen 1010’dan bu yana en yüksek rakam. 
Suga, “Koronavirüs varyantlarının etkisini ve enfeksiyonların tekrar ulusun geri kalanına yayılmasını önleme ihtiyacını göz önünde bulundurarak, karşı önlemlerimizi güçlendirmemiz gerekiyor.” dedi. “Durum göz önüne alındığında, Tokyo için Olağanüstü Hâl ilan edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.
Bir iktidar partisi kaynağı Reuters’e verdiği demeçte, “Siyasi olarak konuşursak, seyirci olmaması artık kaçınılmaz” diyor.
IOC ve Tokyo 2020 Organizasyon Komitesi geçen ay, katılımın bir mekân kapasitesinin yüzde 50’si veya maksimum 10.000 kişi ile sınırlandırılacağını açıklamıştı.
Tıbbi danışmanlar ise, on binlerce sporcunun, yetkilinin, sponsor raporlarının ve destek personelinin gelişinin yeni bir enfeksiyon dalgasını tetikleyebileceğine dair kamuoyunun endişeleri arasında, oyunlarda seyirci olmamasının en az riskli seçenek olacağını söylediler.
Perşembe günü IOC, organizatörler ve Japon hükümet yetkilileri arasındaki görüşmelerde, hazırlıkların son aşamasını denetlemek için Tokyo’ya gelen IOC Başkanı Thomas Bach da yer alacak. Son değerlendirmeler yapılacak.

Yazının devamı...

Jupp Derwall’in insanlığı (II)

4 Temmuz 2021

Unutulmaz spor adamı Jupp Derwall’i geçtiğimiz hafta bu köşede 14. ölüm yıldönümü münasebetiyle eski bir yazımızla yad etmiştik.
Derwall’i sadece ülkemiz futbolunda derin izler bırakan bir teknik direktör olarak görmenin eksik kalacağını, onun spor adamı olmasının ötesinde üstün insani vasıflara sahip bir değer olduğunu vurguladığımız o yazının devamını da bu hafta köşemize taşıyoruz. 26 Ocak 2013’de yayınlanan yazımızda Derwall’in ‘Solingen Faciası’yla ilgili göndermiş olduğu mektuba yer vermiştik. Mektup, her türlü ayrımcılığın yeniden yükselişe geçtiği günümüz için de önemli mesajlar içeriyor. Umarım bu mesajlar gerekli yerlere ulaşır.
***
Bugün, Derwall’in altı Türk’ün yakılarak öldürüldüğü Solingen Faciasıyla ilgili mektubunu yayınlayacağım. Derwall ile 1987-1990 arasında Türk-Alman Genç Sporcularını Kaynaştırma Derneği Yönetim Kurulu’nda birlikte çalıştık.
Amaç, genç Alman sporcularını Türkiye’ye göndererek Türkler hakkındaki önyargıların ortadan kalkmasını sağlamaktı. 1990’da bazı Alman üyelerin derneğe politika bulaştırmaları üzerine önce ben, sonra da Derwall istifa ederek ayrıldık. Bir süre sonra da dernek kapandı.
1992 senesinin aralık ayında Derwall’den bir mektup aldım. O tarihten bir süre önce Solingen’de Doğu Alman Naziler altı Türk vatandaşını yakarak öldürmüşlerdi. Mektubun, Derwall’in futbol adamlığı dışında insanlığını ve belki de futboldaki başarısını borçlu olduğu karakterini yansıtan birkaç cümlesini aynen çevirerek aşağıda yazıyorum:
“Yavuz, son aylarda seni ve müşterek çalışmamızı çok sık düşündüm. Hem sen, hem ben, hem de Alman devleti bence vicdan azabı çekmelidir. Bu dünyadaki bütün maddi değerler ülkemizdeki yabancı insanlarımızın korunması için harcanmaya değer olmalıydı. Alman vatandaşlarım adına utanıyorum. Hele böyle feci bir olayın bugün özgürlük içinde yaşayan Doğu Almanya tarafından kaynaklanmasını içime sindiremiyorum. Biz bu çabaları gösterdiğimizde Federal Alman Hükümeti şu olacakları hissedebilseydi, herhalde iki ülke için de yararlı olacak bir eser ortaya çıkarmış olabilirdik. Aynı sitemlerim ve eleştirilerim Özal Hükümeti için de geçerli. Yurtdışında yaşayan insanlarını korumak ve kollamak adına çok fazla bir şey yaptıklarına inanmıyorum. Seninle uygun göreceğin her türlü projenin içinde sonuna kadar çalışmaya hazırım.”

Yazının devamı...

Derwall’in insanlığı (I)

27 Haziran 2021

Juup Derwall’i bilirsiniz. Galatasaray’ın ve aynı zamanda Türk futbolunun da çehresini değiştiren dünyaca ünlü Alman teknik direktör. 2007 yılında kaybettiğimiz Derwall, yalnız bir futbol adamı değil, sahip olduğu insani değerlerle de taraflı tarafsız her Türk futbolseverinin gönlünde taht kuran sportif bir figürdü. Onun insanlığını kelimelere, cümlelere, sayfalara sığdırmak mümkün değil elbette ama bütün değerlerin erozyona uğradığı şu günlerde yeni nesillere bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum. O nedenle kendisiyle ilgili 19 Ocak 2013 tarihinde Milliyet’te yazmış olduğum yazıyı tekrar yayınlamak istiyorum.
* * *
Jupp Derwall ile 1986’dan ölümüne kadar baba-oğul ilişkisi içinde olduk. Çok güzel günlerimiz geçti. Kendisinden insanlık konusunda çok güzel şeyler öğrendim.
‘Futbol Basit Bir Oyun Değildir’ kitabını Türkçe’ye çevirerek Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı (TESYEV) yararına piyasaya sunmuştuk.
2004 yılındaki sohbetimizde kendisine, “Türkiye’de bu kitabın satışından elde edilecek gelir engelli sporculara harcanacak. Bunu sana telefonda söylediğimde ‘Ben kendi hakkımdan vazgeçiyorum. Böyle güzel bir amaç için benim para kazanmam doğru olmaz’ demiştin. Engelliler sporunun Türkiye’deki durumu konusunda söyleyeceklerin var mı?” diye sordum.
Juup Derwall: “Anlattıklarından çok etkilendim. Türkiye’de engelliler sporunun bu kadar gelişmiş olması beni çok şaşırttı. Aslında bir futbol adamı olarak elimde imkan olsa futbolu yasaklar, oraya harcanan milyarlarca doları tüm dünyadaki engelli insanların hizmetine sunardım. Biliyorum bu bir hayal ama içimden öyle geliyor.”
Y.K.: 1988’de bir futbol topunu imzalayarak bana verdin. 16 sene bunu koleksiyonumda sakladım. Artık Türkiye’de maddi imkanları olan iyi bir Galatasaraylı’ya bu topu satarak gelirini engelli sporcular için kullanmak istiyorum.

Yazının devamı...

Tokyo 2020’de 10 bin seyirci

20 Haziran 2021

Tokyo 2020 Organizasyon Komitesi Başkanı Seiko Hashimoto bir röportajda Yaz Oyunları’nın Kovid-19 enfeksiyonlarında başka bir artışa yol açabileceği endişeleri arasında, Olimpik stadyumlar için 10 bine kadar yerli seyirciye izin vermek istediğini bildirdi.
Yerli seyircilerle ilgili nihai karar, Tokyo 2020 Organizatörleri, Uluslararası Olimpik Komitesi, Uluslararası Paralimpik Komitesi, Japon Hükümeti ve Tokyo Büyükşehir Belediyesi arasında pazartesi günü yapılacak toplantıda verilecek.
Başkent Tokyo, olağanüstü hâl 20 Haziran’da sona erdikten sonra 11 Temmuz’a kadar daha az kısıtlama altında olacak.
Japonya halkı risklerden endişe duymaya devam ediyor. NHK kamu televizyonu tarafından bu ay yapılan bir ankette; katılanların %32’sinin seyirci sınırlamasını, %29’unun seyirci olmamasını ve %31’inin oyunların iptal edilmesini istediğini gösterdi.
Seyircilere izin verilirse, kısıtlamaların yerel bölge sakinleriyle sınırlandırılması da dahil olmak üzere daha sert olmasının tavsiye edileceği söylentiler arasında.
Yomiuri Gazetesi, yeni bir dalgalanma belirtileri olması durumunda hükümetin başka bir olağanüstü hâl ilan etmekten ve seyircileri yasaklamaktan çekinmeyeceğinin de altını çiziyor.
Japonya, başka yerlerde görülen patlayıcı salgınları yaşamadı, ancak son zamanlardaki bir artış ve başlangıçta yavaş olan aşıların piyasaya sürülmesi, tıbbi sistem üzerindeki baskılar hakkında endişelere yol açtı.

Yazının devamı...

Tokyo 2020 gerçekleşiyor

13 Haziran 2021

Evet tüm muhaliflere rağmen Olimpik ve Paralimpik Oyunları gerçekleşiyor. Bunun için sporcuları, teknik ekipleri ve kafileleri bir dizi sıkı önlem bekliyor. Gelin birlikte göz atalım.
Japonya dışından yarışmacılar, Japonya’ya uçuşlarından önceki 96 saat içinde farklı günlerde iki kez kovid-19 için test edilecekler. Tokyo’ya vardıklarında test tekrarlanacak.
Konumlarını izleyecek ve kişi takibi için kullanılacak bir uygulama indirmeleri ve Japonya’ya indiklerinde uygulama ve konum hizmetlerini etkinleştirmeleri istenecek.
Sporcular geldikten sonra üç gün karantinaya alınacaklar. 3. günün sonunda çıkan negatif test sonucundan sonra Tokyo 2020 personelinin sıkı denetiminde oyunlarla ilgili faaliyetlerde bulunmalarına izin verilecek.
Sporcuların bir akıllı telefon uygulaması aracılığıyla vücut sıcaklıklarını ve herhangi bir semptomu günlük olarak raporlamaları gerekiyor. Ayrıca olimpik bir sahaya her girdiklerinde ateşleri kontrol ediliyor olacak ve soğuma süresinden sonra sıcaklık ikinci kez 37,5 derecenin üzerine çıkarsa girişleri yasaklanabilir olacak.
Sporcular, hızlı bir tükürük antijen testi ile günlük olarak salgın için test edilecek. Sonuç pozitif ya da net değilse, aynı tükürük numunesi kullanılarak daha yavaş ama daha doğru bir PCR testi yapılması planlanıyor.
Teyit edilmiş bir pozitif kişi ile yakın temaslı olarak tanımlananlara ne olduğu vaka bazında değerlendirilecek, ancak rekabet için negatif bir test sonucu gerekli olacak.

Yazının devamı...

Gönüllü istifaları

6 Haziran 2021

Organizatörler, son haftalarda binlerce gönüllünün Tokyo 2020 Oyunları’ndan çekildiğini ve ülkenin yeni bir Kovid-19 vaka dalgasını dizginlemek için mücadele ederken Japonya’nın yeniden planlanan oyunlara ev sahipliği yapmaya hazır olmayabileceği endişelerini artırdığını söyledi.
Tokyo 2020 Organizasyon Komitesi yetkililerinin açıklamasına göre, etkinlikleri destekleyen 80 bin kayıtlı gönüllüden yaklaşık 10 bini geçtiğimiz hafta istifa etti.
Gönüllüler, Yaz Oyunları’nın önemli bir parçasıdır. Personel, tesislerin ve mekanların işletilmesinde, ayrıca seyircilerin ve sporcuların koordinasyonu konularında yardımcı olurlar. Bu nedenle, daha fazla kişi ayrılmaya devam ederse, organizatörler için ek zorluklar oluşturabilir.
Bununla birlikte, oyunlar için Japonya’ya hiçbir yabancı seyircinin girmesine izin verilmeyecek, bu nedenle organizatörlerin geçmiş yıllarda diğer ev sahibi şehirlerde olduğu kadar çok gönüllüye ihtiyacı olmayacak.
Diğer konu da bu kadar az zaman kalmışken halen tartışılan erteleme ve iptal ihtimali.
Organizatörler, oyunların güvenli ve emniyetli bir şekilde yapılabileceğinden emin olduklarını iddia ediyorlar. Olimpik Oyunları iptal etmek, özellikle yayın gelirlerinin kaybı nedeniyle hem Japonya hem de Uluslararası Olimpik Komitesi için maliyetli olacaktır.
Birkaç yetkili, oyunları ikinci kez ertelemenin imkânsız olacağını söylüyor.

Yazının devamı...