Önceliğimiz paralimpik bilinç

10 Ocak 2021

Türkiye Milli Paralimpik Komitesi (TMPK) olarak kurulduğumuzdan beri önceliğimiz, başta spor kamuoyu olmak üzere tüm topluma ‘Paralimpik’ kavramının ne anlama geldiğini açıklamaya ve paralimpik bilincini yerleştirmeye çalışmak oldu.
Tabii bunu yaparken sadece ilgili kurum ve kuruluşları, toplumun yetişkin bireylerini değil, bilhassa çocuklarımızı ve gençlerimizi bilinçlendirmeyi kendimize hedef olarak belirledik. Çünkü bu işin altyapıya yayılması, engelli sporlarının gelişiminin ön koşuludur. Çocuklarımıza ‘Paralimpik’ gerçeğini anlatmanın ve gerçekleştireceğimiz uygulamalarla onların belli bir bilinç düzeyine ulaşmalarını sağlamanın gelecekte meyvelerini toplayacağımızı umut ederek ‘Paralimpik Okul Günleri Projesi’ni hayata geçirdik.
Elbette hayalimizde sadece İstanbul yoktu. Ülkemizin dört bir yanındaki tüm çocuklarımıza ulaşmayı, onlara anlatmayı ve onları paralimpik sporlarıyla tanıştırmayı amaçlıyorduk. Çok az bir bütçeyle çıktığımız bu yolda sporun paydaşlarından alacağımız destek ne kadar fazla olursa paralimpik bilincini o derece oturtabileciğimizin de farkındaydık.
Bugüne kadar defalarca belirttim, hala söylüyorum, Paralimpik konusunda milletçe bir uyanış yaşamazsak benim gibi iflah olmaz bir optimist bile ümidini yitirecek. Yapılacak bu kadar çok şey varken, eli kolu bağlı dünyadaki gelişmeleri izlemek, uygar toplumları uzaktan seyretmek bizi derinden yaralıyor.
Bu olgu, aslında sadece Paralimpik’in gelişimi açısından değil, Türkiye ve Türk sporunun dünyadaki imajı, prestiji bakımından da son derece önem taşıyor. Böylesi bir seferberliğin ülkemiz adına müthiş bir fotoğraf olacağını biliyorum. TMPK’daki benim gibi bu işe gönül vermiş diğer dava arkadaşlarımla birlikte her zaman bu işin takipçisi olacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.
Son olarak, bir çok defa önemle hatırlattığım bir hususun altını bir kez daha kalın çizgilerle çizmek istiyorum. Türkiye Milli Paralimpik Komitesi’nin izni olmadan ülkemizde ‘Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’nın yapılması mümkün değildir.

Yazının devamı...

Yine, yeniden çocuk yurtları

3 Ocak 2021

Geçtiğimiz haftaki yazımızda Çocuk Esirgeme Kurumu yurtlarında ne cevher çocuklar var olabileceğinden bahsetmiş ve bu çocuklarımızla ilgili çalışmalar yapılıp paralimpik sporcuların çıkabileceğini dillendirmiştik. Hatta Türkiye Milli Paralimpik Komitesi olarak da bu konuda hazırlanacak bir projeye destek olacağımızı söylemiştik.
Bunun üzerine Marmara Üniversitesi, Spor Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç.Dr. Mehmet Yorulmazlar’dan bir mesaj aldık. Sayın Yorulmazlar mesajında bize, üniversite olarak böyle bir projede seve seve yer alabileceklerini ve seçilen engelli çocuklarımızın yetenek taramalarının yapılması hususunda destek verebileceklerini iletti. Bu destek bizleri çok mutlu etmiştir.
Elbette, bu sadece İstanbul’la sınırlı bir proje olmamalıdır. Tüm Türkiye’ye yayılmış çocuk yurtlarını kapsamalıdır. Şimdilik Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi bu konuya duyarlılık gösterdi.
Biz, diğer akademik kurumlarımızdan da olumlu bir yaklaşım bekliyoruz.
Ve bu tür büyük projeleri sahiplenip hayata geçirecek olan Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan da...
Türkiye genelinde gerçekleştirilecek böylesi bir çalışma engelli sporuna büyük bir ivme kazandıracaktır. Bu çocuklarımızın başarılı sporcu olmaları yanı sıra daha yetkin, geleceğe daha umutla bakan, özgüvenli bireyler olarak hayata atılmalarında bir nebze de olsa katkımız olacaksa, tekrar söylüyorum, biz buradayız ve hazırız.
Bir kez daha yinelemekte fayda görüyorum; bu tür büyük projelerde Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın öncü olması elzemdir. Sayın Bakan Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu’ndan ricamız, bu konuya el atması ve ilgili birimlere talimat vererek bir proje hazırlatmasıdır. Tabii ki, böylesi bir çalışma Çocuk Esirgeme Kurumu’nun bağlı bulunduğu Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile işbirliği yapılarak gerçekleştirilebilir. İki Bakanlık el ele vererek, Türk sporuna çok büyük bir hizmette bulunabilir.

Yazının devamı...

Çocuk yurtları yetenek kaynıyor

27 Aralık 2020

Geçen hafta Ampute Milli Takımımızın oyuncularından Serkan Dereli’nin sportif başarısını kaleme almıştım. Çocuk Esirgeme Kurumu’nda büyümüş bu başarılı gencimizin yolu duyarlı bir spor adamıyla (Bülent Aksu) kesişmiş ve spor yolculuğu böylece başlamıştı. O da, yeteneğinin farkına varıp, onun yolunu açanları, kendisine destek verenleri mahcup etmemiş ve azmiyle, çalışkanlığıyla büyük başarılara imza atan Milli Takımın önemli sporcularından biri olmuştu.
Dereli’nin hikayesi her yönüyle ilham verici bir başarı öyküsü. Sadece başarmak isteyen gençlere değil, bize de ilham verdi. Ki, onun bu başarısından yola çıkarak Türkiye’deki Çocuk Esirgeme Kurumu’nda yaşayan diğer yetenekli engelli çocuklarımızı belirleyip, tıpkı Serkan gibi onların da önlerini açabiliriz. Burada tabi sporu yöneten tüm kurumlara iş düşüyor. Başta il spor müdürlükleri ve spor akademileri olmak üzere...
İl spor müdürlükleri ve spor akademileri işbirliğiyle, keşfedilmeyi bekleyen bu çocuklarımızın engel gruplarına göre yetenek taramalarını yapıp, Türkiye’nin dört bir yanında branşlarına göre spor eğitimlerini başlatabiliriz.
İstanbul’da bulunan engelli çocuklarımız için biz Türkiye Milli Paralimpik Komitesi olarak hazırız. Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı yurtlara giderek çocuklarımızın ve gençlerimizin taramasını yapıp, hangi branşa yetenekli olduklarını belirleyip, gerekli spor malzemelerini de temin ettikten sonra spora teşvik edebiliriz.
Bu vesileyle İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne de buradan seslenmiş olalım. Sporun tüm paydaşları olarak hep birlikte el ele verirsek, Paralimpik sporuna bir çok yetenekli ve başarıya aç sporcu kazandırmış oluruz ve bu alanda çok büyük bir ivme yakalarız. Haydi gelin hep beraber taşın altına elimizi sokalım, Türkiye’mizin geleceğine yatırım yapalım. Hem çocuklarımız kazansın hem de ülkemiz...

Yazının devamı...

2021 Tokyo hazırlıkları

20 Aralık 2020

Pandemi nedeniyle 2021’e ertelenen Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları’na yaklaşık sekiz, Paralimpik Oyunları’na ise dokuz aylık bir zaman kaldı. Bütün sporcular kalan zamanı en iyi şekilde değerlendirmek ve oyunlara tam anlamıyla hazır bir şekilde gitmek için çalışmalarını aralıksız sürdürüyorlar. Tabii, pandemi koşulları ne kadar el verirse...
Hepimizin malumu, Kovid-19 salgını nedeniyle dünya olağanüstü bir süreçten geçiyor. Ekonomik, sosyal, sportif vs. gibi alanlarda günlük yaşam son derece olumsuz etkileniyor. Özellikle de spor en fazla etkilenen alanların başında geliyor. Bu nedenle Tokyo öncesi hazırlık aşamasında pandeminin getirmiş olduğu zorlukların üstesinden gelmek için bazı ekstra çalışmaların yapılması kaçınılmazdır. Bilhassa da Paralimipik Oyunları’na hazırlanan engelli sporcularımız için.
Elbette biz de paralimpik sporcularımızın bu hazırlık aşamasını yakından takip ediyoruz. Bu kritik dönemde kampların, antrenmanların ne zorlukta yapıldığını tahmin ediyor ve mümkün olduğunca takipçisi olmaya çalışıyoruz. Sporcularımız, psikolojik, sosyolojik ve fizyolojik olarak zorlandıkları bu dönemde neler yapıyorlar, ne gibi antrenman metotları uyguluyorlar?
Bir sporcunun spor kariyerinde gelmek istediği en üst nokta, Paralimpik Oyunları’na katılıp ülke bayrağını göndere çektirmektir. Bu zorlu süreçte federasyonlarımızın paralimpik sporcularımız için nasıl bir çalışma planı ve takvimi hazırladıklarını da merak ediyoruz. Bu noktada, teknik, taktik, fizik-kondisyon gibi antrenmanların sporcular ve takımlar için yeterli olamayacağı, böylesine olağan dışı koşullarda en önemli faktörün zihinsel antrenmanlar (mental) olduğu gerçeğine dikkat çekmek istiyoruz.
Zihinsel antrenmanlar (mental), yani duygu, düşünce ve davranış üzerine yapılan çalışmalar teknik, taktik ve kondisyon olarak sporcuyu veya takımlarımızı yarışlara en iyi şekilde hazırlamanın anahtarıdır. Fiziksel antrenmanlar zihinsel antrenmanlarla desteklendiğinde bunun en önemli etkisi, içinde bulunduğumuz zorlu süreçte kaygı ve stresi azaltmasıdır. Bu konu ile ilgili uzmanlar devreye sokulup online olarak tüm sporcular desteklenmelidir.
Sporcuların mental açıdan içinde bulunduğumuz bu süreci sağlıklı bir şekilde yönetebilmeleri için de online olarak psikolojik destek almaları çok önemlidir. Ayrıca üzerinde titizlikle durulması gereken bir diğer önemli husus da, gerek doping konusunda, gerekse klasifikasyon konusunda sporcularımıza bilgi niteliğinde tekrar tekrar hatırlatma yapmanın yararlı olacağı gerçeğidir. Umarım, bizim gösterdiğimiz hassasiyeti federasyonlarımız da gösteriyordur.

Yazının devamı...

Dereli’nin öyküsü

13 Aralık 2020

Serkan Dereli... 1996 yılında hayata merhaba dediğinde sol ayağı yoktu. Doğuştan engelli olarak önünde uzun ve meşakkatli bir hayat mücadelesi vardı. Ve Serkan’ı bekleyen mücadele dolu yıllar sadece engeliyle alakalı değildi. Henüz üç yaşındayken babası yaşadıkları geçim sıkıntısı nedeniyle onu yetiştirme yurduna vermek zorunda kalmıştı. Küçücük yaşında, üstelik engelli bir çocuk olarak sıcak yuvasından ayrılmak zorunda kalan Serkan’ı hayat acı bir sürprizle daha yüzleştirdi. Yurda girdikten bir müddet sonra anne ve babasının hayatını kaybetmesi sonucu, bir başına ve sonsuza kadar aile şefkatinden mahrum kaldı.
Artık ailesi ve her şeyi yurttaki diğer arkadaşları ve öğretmenleriydi. Onların desteği Serkan için çok önemliydi. Onlar da bu desteği kendisinden esirgemediler. Birlikte başaracaklardı ve başardılar da... Yurtta geçen günlerinde Serkan’ın sahip olduğu bir yetenek beden eğitimi öğretmeni Bülent Aksu’nun hemen dikkatini çekti. Protez ayağıyla diğer arkadaşları kadar iyi futbol oynuyordu. Bunun üzerine Bülent hocası futbola tutku derecesinde bağlı olan Serkan’ı 11 yaşında ampute futbola yönlendirdi.
İlk başlangıçta koltuk değnekleriyle futbol oynamak zor geldi Serkan’a, ama alışması da fazla uzun sürmedi. Bir yandan eğitim hayatını sürdürüyor, diğer yandan da futbol oynamaya devam ediyordu. Yeteneği, tutkusu ve azmiyle basamakları hızla tırmandı ve 18 yaşında Ampute Futbol Milli Takımı formasını sırtına geçirdi. Ve bir daha da ay-yıldızlı formayı sırtından çıkarmadı. Ampute Futbol Milli Takımımızın 2017’de Avrupa Şampiyonu, 2018’de de Dünya 2.’si olmasında rol oynayan futbolculardan biri oldu. Milli takımın önemli bir parçası haline gelen Serkan Dereli, yeni zaferler için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
Bilindiği gibi ampute futbol henüz ‘Paralimpik Oyunları’na dahil değil. Bunda en büyük etken, Dünya Sağlık Örgütü’nün bu spor konusundaki yorumları. İleride bu konuda bir değişiklik olur mu, bekleyip göreceğiz. Olursa, Serkan ve arkadaşlarını Paralimpik Oyunları kürsüsünde de göreceğimizden eminim.
Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı (TESYEV) bursiyerlerimizden olan Serkan Dereli ilham verici öyküsüyle, azmiyle, başarısıyla Türkiye’yi daha birçok platformda temsil edecek ve daha nice engelli gencimize örnek olacaktır.

Yazının devamı...

Ahmet Doruk Gayır

6 Aralık 2020

Geçtiğimiz hafta Posta Gazetesi’ndeki köşemizde sevgili Ahmet Doruk’un annesi Eda Gayır’ın yaptığı farkındalık yaratan bebekleri sunmuştuk.
Ahmet Doruk, paralimpik bir sporcu ve Bakırköy’de oturuyor. Ve devamlı Beylikdüzü’ne antrenmanlara gitmek zorunda. Antrenörü Doç. Dr. Duran Aslan, sosyo-ekonomik koşullar ve İstanbul’da ne yazık ki hâlâ mevcut olan bazı fiziki engeller nedeniyle Ahmet Doruk’un antrenmanlarını aksattığını söylüyor.
Ülkemizde paralimpik branşlarda yarışıp Ahmet ile aynı zorlukları çeken birçok sporcumuz olduğunu biliyoruz. Ancak beş kez Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’na ev sahipliği yapmak için başvuru yapan ve bu başvuruların üçünde resmi aday olarak yarışan İstanbul’da böyle bir zorluğun yaşanmasını da anlayamıyoruz.
Çünkü Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları düzenlemek için kentin her noktasının, her köşesinin engelliler için rahat bir şekilde ulaşılabilir olması gerekmektedir.
Ahmet Doruk vb. paralimpik sporcularımız bir kaç kilometre ötedeki spor tesislerine ulaşmakta zorluk çekiyorlarsa, İstanbul bu konuda üzerine düşeni yapmamış demektir. Bu kadar ısrara, çabaya, emeğe, masrafa rağmen İstanbul’a Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları verilmediyse en önemli sebeplerinden biri de budur.
Engelli bireylerimizin toplumun her katmanında yer almasını, var olmasını sağlayamıyorsanız, yaşam kalitelerini yükseltemiyorsanız, yüz yıl geçse de İstanbul’da asla herhangi bir Olimpiyat ve Paralimpik organizasyonu düzenleyemezsiniz. Bu kadar net! Bu arada elbette Bakırköy Belediyesi’ne de bir çift sözümüz olacak. Acaba Ahmet Doruk ve onun gibi Bakırköy İlçesi’nde ikamet edip de spor yapmak için çeşitli zorluklara göğüs germek zorunda kalan ama seslerini duyuramayan diğer sporcularımıza bu konuda hiç destek olmayı düşündüler mi?
Böylesine başarılı Paralimpik sporcularımızı kazanabilmemiz için onlara sağlıklı ortamlar yaratabilmemiz zorunluluktur. Biz Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı (TESYEV) olarak üzerimize düşeni yerine getirmeye çalışıyor, Ahmet Doruk’a ve daha yüzlerce paralimpik sporcumuza eğitim bursu veriyoruz. Burada bunu belirtelim de spor konusunda belki sesimizi duyan olur!

Yazının devamı...

Neden biz yapmıyoruz?

29 Kasım 2020

 

2008 yılında Pekin’deki Paralimpik Oyunları’nda yaptığımız ülkeler toplantısında (Bir Dünya, Bir Rüya) “Bizim dünyamız bazılarının rüyasıdır” deyip Uluslararası Paralimpik Gençlik Kampını hayata geçirdiğimizde, amacımız bu kampın ulusal ve uluslararası örnek alınmasıydı. Nitekim Türkiye’nin hazırladığı bu projeyi iki sene sonra Uluslararası Paralimpik Komitesi (IPC) bire bir hayata geçirdi. Ve bu kampa katılan sporcularımızdan bir kaçı ülkemizi uluslararası platformda temsil etti.
Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi Türkiye Milli Paralimpik Komitesi (TMPK) ve Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı (TESYEV) olarak 2017 yılında yaptığımız ve bugün yine IPC’nin de hayata geçirdiği projeyi biz TMKP olarak destek bulamadığımız için gerçekleştiremedik. Ama hala yapabiliriz, umudum hiç bitmedi. Neredeyse tüm ülkelerin kapılarını kapattığı ve sadece ülkemizin kapılarını ardına kadar açtığı mültecilerle ilgili, Yunanistan’ın bile dünyaya karşı şirin gözükmek, siyasi anlamda puan kazanmak için yaptığı ‘Mülteciler Projesi’ni Türkiye’nin geri plana atması beni derinden yaralıyor.
Nasıl yaralamasın? Çünkü, Gençlik Kampı gibi geleceğin sporcularını yetiştirecek, değişik ülkelerden sporcuları bir araya getirip kaynaştıracak bir projenin öncülüğünü yapan ve tüm dünyaya örnek olan biz, şimdi ülkemizde beş milyona yakın mülteci barındırmamıza ve doğru dürüst hiçbir destek almamamıza rağmen, onlarla ilgili projeleri Yunanistan gibi siyasi şov peşinde koşan ülkelere bırakıyoruz. Oysa, sahip olduğumuz sportif ve ekonomik potansiyelle bu projeyi çok rahat yapabilir, dolayısıyla tek başımıza göğüslemek zorunda kaldığımız mülteciler sorununu da tüm dünyaya daha iyi anlatma fırsatı bulabiliriz. Bu fırsat hala kaçmış değil. Yeter ki bunu yapması gereken irade, enerjisinin ve bütçesinin küçük bir kısmını da bu önemli projeye ayırsın.

Yazının devamı...