Esra Bayrak’ın gözü yüksekte!

31 Ocak 2021

25.12.1998 tarihinde Samsun’un Çarşamba ilçesinde dünyaya gelen Esra Bayrak, 2014 yılında atletizm branşı ile tanıştı. 2015’te Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu’nun düzenlediği Türkiye Şampiyonası’nda zirveye çıkarak milli takıma girmeye hak kazandı.
Bu tarihten sonra antrenörü ve şuan Özel Sporcular Paralimpik Branşlar Sorumlusu olan Aytunç Göz’ün ailesi Esra’ya ve 3 farklı sporcuya ev tutarak hem spor yapmaları hem de öğrenim hayatlarını tamamlamaları için destek oldular. Şu an hâlâ aynı 3 arkadaşı ile birlikte yaşayan Esra’nın, ev arkadaşları da kendisi gibi milli takımın çok önemli, Avrupa ve Dünya Gençler Şampiyonluğu unvanlarına sahip isimler oldular.
Esra; 2016 yılında ülkemizde gerçekleştirilen INAS Avrupa Atletizm Şampiyonası 100 metrede ilk Avrupa Şampiyonluğunu kazandı. 2017 yılında ilk kez sahne aldığı İsviçre’de gerçekleştirilen IPC Dünya Gençler Şampiyonası uzun atlama dalında 5.17’lik derecesi ile Dünya Gençler Şampiyonluğunu kazandığı gibi, 2021 yılında hâlâ kırılamayan Dünya Gençler Rekorunu da eline geçirmiş oldu.
2018’e geldiğimizde ise Fransa’da düzenlenen INAS Dünya Salon Atletizm Şampiyonası 60 metre yarışında tarihimizde ilk Dünya Şampiyonluğunu kazanan özel sporcu oldu.
2019’da İstanbul’da düzenlenen Virtus Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası 60 metrede ilk Avrupa Şampiyonluğunu kazanan özel sporcu oldu. Yine aynı yıl içerisinde, tüm IPC Grand Prix turnuvalarında altın madalya kazanma başarısı gösteren ilk bayan sporcu oldu.
2020 yılına geldiğimizde Polonya’da düzenlenen Virtus Dünya Salon Atletizm Şampiyonası 60 metrede bir kez daha Dünya Şampiyonu olan Esra, dünyada bunu gerçekleştirebilen ilk bayan sporcu oldu. Yeni ödül yönetmeliğine göre artık özel sporcular tüm imkanlardan normal sporcular gibi faydalanabiliyorlar.
Dünya Ranking sıralamasında 10 sporcunun içerisinde en küçük 2 sporcudan birisi olan 21 yaşındaki Esra, Tokyo 2020, Paris 2024 ve Los Angeles 2028 Oyunları’nda madalyaya gözünü dikmiş durumda.

Yazının devamı...

Tokyo Oyunları’nın ertelenmesi imkansız

24 Ocak 2021

İnsan uygarlığını her yönüyle olumsuz etkileyen Kovid-19 salgını ile dünya henüz baş edebilmiş değil. Hızlandırılmış aşı çalışmaları neticesinde tünelin ucundaki ışık görünse de bir kaç ay, belki de bir kaç yıl daha bu salgın gündemimizden düşmeyecek gibi gözüküyor.İnsan uygarlığını her yönüyle olumsuz etkileyen Kovid-19 salgını ile dünya henüz baş edebilmiş değil. Hızlandırılmış aşı çalışmaları neticesinde tünelin ucundaki ışık görünse de bir kaç ay, belki de bir kaç yıl daha bu salgın gündemimizden düşmeyecek gibi gözüküyor.Ülke ekonomilerini alt üst eden salgının en fazla vurduğu alanlardan biri de hiç kuşkusuz spor oldu. Öyle ki, salgının ulaştığı boyut geçtiğimiz yıl yapılması gereken Tokyo 2020 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’nın bir yıl ertelenmesine sebep oldu. Oyunlar tarihinde böylesi bir aksama ancak 2. Dünya Savaşı yıllarında görülmüştü.2021’in ilk ayını doldurmamıza bir hafta kaldı. Oyunlara ise yaklaşık yedi ay... Zamanın hızla akıp gittiği şu günlerde Tokyo 2020’nin bir kez daha ertelenip ertelenmeyeceği spor dünyasının en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Geçen yıl 24 Temmuz- 9 Ağustos’ta yapılması planlanan, ancak salgın nedeniyle bu yıl 23 Temmuz-8 Ağustos tarihleri arasında düzenlenmesine karar verilen Tokyo Oyunları’nın bir kez daha ertelenip ertelenmemesi konusunda Japonya’da yapılan bir anketten çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.
Hafta sonu yapılan Kyodo anketinde, organizasyona ilişkin soruya katılımcıların yüzde 35,3’ü ‘iptal edilmeli’, yüzde 44,8’i ise ‘yeniden ertelenmeli’ yanıtı verdi. Ancak Tokyo Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları Organizasyon Komitesi Başkanı Mori Yoşiro bu konuda kamuoyu ile aynı fikirde değil. Yoşiro, oyunların bir kez daha ertelenmesinin ‘imkânsız’ olduğunu söyledi.
Organizasyonun hazırlıklarına yönelik çalışanları teşvik edici mesajlar veren Yoşiro, Tokyo 2020’nin salgın sebebiyle yeniden ertelenmesinin ‘kesinlikle imkânsız’ olduğunu savundu.
Bu ihtimalin ‘seçenek dışı’ olduğunu ileri süren Yoşiro, Japonya geneli Kovid-19 vakalarının seyrinin, turnuvaya deniz aşırı seyircinin kabul edilip edilmeyeceği kararını etkileyebileceğini belirterek, “Şubat-Mart döneminde zor bir karar vermek zorunda kalacağımızı düşünüyorum” dedi.
Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları hazırlıklarının planlandığı gibi devam ettiğini kaydeden Mori, konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Ufak bir şüphemiz olsa her şeyi etkiler. Bu karanlık tünelden güçlerimizi birleştirerek hep beraber geçeceğiz. Uzun gecelerden sonra bile sabah gelir. Tüm söyleyeceğim, hazırlıklarımıza planladığımız şekilde devam ediyoruz. Neşe ve ümidi birçok insana ulaştırabileceğimize inanıyorum.”

Yazının devamı...

Önceliğimiz paralimpik bilinç

10 Ocak 2021

Türkiye Milli Paralimpik Komitesi (TMPK) olarak kurulduğumuzdan beri önceliğimiz, başta spor kamuoyu olmak üzere tüm topluma ‘Paralimpik’ kavramının ne anlama geldiğini açıklamaya ve paralimpik bilincini yerleştirmeye çalışmak oldu.
Tabii bunu yaparken sadece ilgili kurum ve kuruluşları, toplumun yetişkin bireylerini değil, bilhassa çocuklarımızı ve gençlerimizi bilinçlendirmeyi kendimize hedef olarak belirledik. Çünkü bu işin altyapıya yayılması, engelli sporlarının gelişiminin ön koşuludur. Çocuklarımıza ‘Paralimpik’ gerçeğini anlatmanın ve gerçekleştireceğimiz uygulamalarla onların belli bir bilinç düzeyine ulaşmalarını sağlamanın gelecekte meyvelerini toplayacağımızı umut ederek ‘Paralimpik Okul Günleri Projesi’ni hayata geçirdik.
Elbette hayalimizde sadece İstanbul yoktu. Ülkemizin dört bir yanındaki tüm çocuklarımıza ulaşmayı, onlara anlatmayı ve onları paralimpik sporlarıyla tanıştırmayı amaçlıyorduk. Çok az bir bütçeyle çıktığımız bu yolda sporun paydaşlarından alacağımız destek ne kadar fazla olursa paralimpik bilincini o derece oturtabileciğimizin de farkındaydık.
Bugüne kadar defalarca belirttim, hala söylüyorum, Paralimpik konusunda milletçe bir uyanış yaşamazsak benim gibi iflah olmaz bir optimist bile ümidini yitirecek. Yapılacak bu kadar çok şey varken, eli kolu bağlı dünyadaki gelişmeleri izlemek, uygar toplumları uzaktan seyretmek bizi derinden yaralıyor.
Bu olgu, aslında sadece Paralimpik’in gelişimi açısından değil, Türkiye ve Türk sporunun dünyadaki imajı, prestiji bakımından da son derece önem taşıyor. Böylesi bir seferberliğin ülkemiz adına müthiş bir fotoğraf olacağını biliyorum. TMPK’daki benim gibi bu işe gönül vermiş diğer dava arkadaşlarımla birlikte her zaman bu işin takipçisi olacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.
Son olarak, bir çok defa önemle hatırlattığım bir hususun altını bir kez daha kalın çizgilerle çizmek istiyorum. Türkiye Milli Paralimpik Komitesi’nin izni olmadan ülkemizde ‘Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’nın yapılması mümkün değildir.

Yazının devamı...

Yine, yeniden çocuk yurtları

3 Ocak 2021

Geçtiğimiz haftaki yazımızda Çocuk Esirgeme Kurumu yurtlarında ne cevher çocuklar var olabileceğinden bahsetmiş ve bu çocuklarımızla ilgili çalışmalar yapılıp paralimpik sporcuların çıkabileceğini dillendirmiştik. Hatta Türkiye Milli Paralimpik Komitesi olarak da bu konuda hazırlanacak bir projeye destek olacağımızı söylemiştik.
Bunun üzerine Marmara Üniversitesi, Spor Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç.Dr. Mehmet Yorulmazlar’dan bir mesaj aldık. Sayın Yorulmazlar mesajında bize, üniversite olarak böyle bir projede seve seve yer alabileceklerini ve seçilen engelli çocuklarımızın yetenek taramalarının yapılması hususunda destek verebileceklerini iletti. Bu destek bizleri çok mutlu etmiştir.
Elbette, bu sadece İstanbul’la sınırlı bir proje olmamalıdır. Tüm Türkiye’ye yayılmış çocuk yurtlarını kapsamalıdır. Şimdilik Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi bu konuya duyarlılık gösterdi.
Biz, diğer akademik kurumlarımızdan da olumlu bir yaklaşım bekliyoruz.
Ve bu tür büyük projeleri sahiplenip hayata geçirecek olan Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan da...
Türkiye genelinde gerçekleştirilecek böylesi bir çalışma engelli sporuna büyük bir ivme kazandıracaktır. Bu çocuklarımızın başarılı sporcu olmaları yanı sıra daha yetkin, geleceğe daha umutla bakan, özgüvenli bireyler olarak hayata atılmalarında bir nebze de olsa katkımız olacaksa, tekrar söylüyorum, biz buradayız ve hazırız.
Bir kez daha yinelemekte fayda görüyorum; bu tür büyük projelerde Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın öncü olması elzemdir. Sayın Bakan Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu’ndan ricamız, bu konuya el atması ve ilgili birimlere talimat vererek bir proje hazırlatmasıdır. Tabii ki, böylesi bir çalışma Çocuk Esirgeme Kurumu’nun bağlı bulunduğu Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile işbirliği yapılarak gerçekleştirilebilir. İki Bakanlık el ele vererek, Türk sporuna çok büyük bir hizmette bulunabilir.

Yazının devamı...

Çocuk yurtları yetenek kaynıyor

27 Aralık 2020

Geçen hafta Ampute Milli Takımımızın oyuncularından Serkan Dereli’nin sportif başarısını kaleme almıştım. Çocuk Esirgeme Kurumu’nda büyümüş bu başarılı gencimizin yolu duyarlı bir spor adamıyla (Bülent Aksu) kesişmiş ve spor yolculuğu böylece başlamıştı. O da, yeteneğinin farkına varıp, onun yolunu açanları, kendisine destek verenleri mahcup etmemiş ve azmiyle, çalışkanlığıyla büyük başarılara imza atan Milli Takımın önemli sporcularından biri olmuştu.
Dereli’nin hikayesi her yönüyle ilham verici bir başarı öyküsü. Sadece başarmak isteyen gençlere değil, bize de ilham verdi. Ki, onun bu başarısından yola çıkarak Türkiye’deki Çocuk Esirgeme Kurumu’nda yaşayan diğer yetenekli engelli çocuklarımızı belirleyip, tıpkı Serkan gibi onların da önlerini açabiliriz. Burada tabi sporu yöneten tüm kurumlara iş düşüyor. Başta il spor müdürlükleri ve spor akademileri olmak üzere...
İl spor müdürlükleri ve spor akademileri işbirliğiyle, keşfedilmeyi bekleyen bu çocuklarımızın engel gruplarına göre yetenek taramalarını yapıp, Türkiye’nin dört bir yanında branşlarına göre spor eğitimlerini başlatabiliriz.
İstanbul’da bulunan engelli çocuklarımız için biz Türkiye Milli Paralimpik Komitesi olarak hazırız. Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı yurtlara giderek çocuklarımızın ve gençlerimizin taramasını yapıp, hangi branşa yetenekli olduklarını belirleyip, gerekli spor malzemelerini de temin ettikten sonra spora teşvik edebiliriz.
Bu vesileyle İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne de buradan seslenmiş olalım. Sporun tüm paydaşları olarak hep birlikte el ele verirsek, Paralimpik sporuna bir çok yetenekli ve başarıya aç sporcu kazandırmış oluruz ve bu alanda çok büyük bir ivme yakalarız. Haydi gelin hep beraber taşın altına elimizi sokalım, Türkiye’mizin geleceğine yatırım yapalım. Hem çocuklarımız kazansın hem de ülkemiz...

Yazının devamı...

2021 Tokyo hazırlıkları

20 Aralık 2020

Pandemi nedeniyle 2021’e ertelenen Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları’na yaklaşık sekiz, Paralimpik Oyunları’na ise dokuz aylık bir zaman kaldı. Bütün sporcular kalan zamanı en iyi şekilde değerlendirmek ve oyunlara tam anlamıyla hazır bir şekilde gitmek için çalışmalarını aralıksız sürdürüyorlar. Tabii, pandemi koşulları ne kadar el verirse...
Hepimizin malumu, Kovid-19 salgını nedeniyle dünya olağanüstü bir süreçten geçiyor. Ekonomik, sosyal, sportif vs. gibi alanlarda günlük yaşam son derece olumsuz etkileniyor. Özellikle de spor en fazla etkilenen alanların başında geliyor. Bu nedenle Tokyo öncesi hazırlık aşamasında pandeminin getirmiş olduğu zorlukların üstesinden gelmek için bazı ekstra çalışmaların yapılması kaçınılmazdır. Bilhassa da Paralimipik Oyunları’na hazırlanan engelli sporcularımız için.
Elbette biz de paralimpik sporcularımızın bu hazırlık aşamasını yakından takip ediyoruz. Bu kritik dönemde kampların, antrenmanların ne zorlukta yapıldığını tahmin ediyor ve mümkün olduğunca takipçisi olmaya çalışıyoruz. Sporcularımız, psikolojik, sosyolojik ve fizyolojik olarak zorlandıkları bu dönemde neler yapıyorlar, ne gibi antrenman metotları uyguluyorlar?
Bir sporcunun spor kariyerinde gelmek istediği en üst nokta, Paralimpik Oyunları’na katılıp ülke bayrağını göndere çektirmektir. Bu zorlu süreçte federasyonlarımızın paralimpik sporcularımız için nasıl bir çalışma planı ve takvimi hazırladıklarını da merak ediyoruz. Bu noktada, teknik, taktik, fizik-kondisyon gibi antrenmanların sporcular ve takımlar için yeterli olamayacağı, böylesine olağan dışı koşullarda en önemli faktörün zihinsel antrenmanlar (mental) olduğu gerçeğine dikkat çekmek istiyoruz.
Zihinsel antrenmanlar (mental), yani duygu, düşünce ve davranış üzerine yapılan çalışmalar teknik, taktik ve kondisyon olarak sporcuyu veya takımlarımızı yarışlara en iyi şekilde hazırlamanın anahtarıdır. Fiziksel antrenmanlar zihinsel antrenmanlarla desteklendiğinde bunun en önemli etkisi, içinde bulunduğumuz zorlu süreçte kaygı ve stresi azaltmasıdır. Bu konu ile ilgili uzmanlar devreye sokulup online olarak tüm sporcular desteklenmelidir.
Sporcuların mental açıdan içinde bulunduğumuz bu süreci sağlıklı bir şekilde yönetebilmeleri için de online olarak psikolojik destek almaları çok önemlidir. Ayrıca üzerinde titizlikle durulması gereken bir diğer önemli husus da, gerek doping konusunda, gerekse klasifikasyon konusunda sporcularımıza bilgi niteliğinde tekrar tekrar hatırlatma yapmanın yararlı olacağı gerçeğidir. Umarım, bizim gösterdiğimiz hassasiyeti federasyonlarımız da gösteriyordur.

Yazının devamı...

Dereli’nin öyküsü

13 Aralık 2020

Serkan Dereli... 1996 yılında hayata merhaba dediğinde sol ayağı yoktu. Doğuştan engelli olarak önünde uzun ve meşakkatli bir hayat mücadelesi vardı. Ve Serkan’ı bekleyen mücadele dolu yıllar sadece engeliyle alakalı değildi. Henüz üç yaşındayken babası yaşadıkları geçim sıkıntısı nedeniyle onu yetiştirme yurduna vermek zorunda kalmıştı. Küçücük yaşında, üstelik engelli bir çocuk olarak sıcak yuvasından ayrılmak zorunda kalan Serkan’ı hayat acı bir sürprizle daha yüzleştirdi. Yurda girdikten bir müddet sonra anne ve babasının hayatını kaybetmesi sonucu, bir başına ve sonsuza kadar aile şefkatinden mahrum kaldı.
Artık ailesi ve her şeyi yurttaki diğer arkadaşları ve öğretmenleriydi. Onların desteği Serkan için çok önemliydi. Onlar da bu desteği kendisinden esirgemediler. Birlikte başaracaklardı ve başardılar da... Yurtta geçen günlerinde Serkan’ın sahip olduğu bir yetenek beden eğitimi öğretmeni Bülent Aksu’nun hemen dikkatini çekti. Protez ayağıyla diğer arkadaşları kadar iyi futbol oynuyordu. Bunun üzerine Bülent hocası futbola tutku derecesinde bağlı olan Serkan’ı 11 yaşında ampute futbola yönlendirdi.
İlk başlangıçta koltuk değnekleriyle futbol oynamak zor geldi Serkan’a, ama alışması da fazla uzun sürmedi. Bir yandan eğitim hayatını sürdürüyor, diğer yandan da futbol oynamaya devam ediyordu. Yeteneği, tutkusu ve azmiyle basamakları hızla tırmandı ve 18 yaşında Ampute Futbol Milli Takımı formasını sırtına geçirdi. Ve bir daha da ay-yıldızlı formayı sırtından çıkarmadı. Ampute Futbol Milli Takımımızın 2017’de Avrupa Şampiyonu, 2018’de de Dünya 2.’si olmasında rol oynayan futbolculardan biri oldu. Milli takımın önemli bir parçası haline gelen Serkan Dereli, yeni zaferler için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
Bilindiği gibi ampute futbol henüz ‘Paralimpik Oyunları’na dahil değil. Bunda en büyük etken, Dünya Sağlık Örgütü’nün bu spor konusundaki yorumları. İleride bu konuda bir değişiklik olur mu, bekleyip göreceğiz. Olursa, Serkan ve arkadaşlarını Paralimpik Oyunları kürsüsünde de göreceğimizden eminim.
Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı (TESYEV) bursiyerlerimizden olan Serkan Dereli ilham verici öyküsüyle, azmiyle, başarısıyla Türkiye’yi daha birçok platformda temsil edecek ve daha nice engelli gencimize örnek olacaktır.

Yazının devamı...