Batman’da kayyım günleri

2 Nisan 2021

Güneydoğu’nun kadim kenti Batman tam bir yıldır HDP ve muhalefet partilerinin ifadesiyle ‘kayyım’, İçişleri Bakanlığı’nın tanımlamasıyla “Görevlendirilmiş Belediye Başkanı” tarafından yönetiliyor.

Geçtiğimiz hafta sonunda Batman’da bu bir yılı hem vali hem de belediye başkanı olarak geçiren Hulusi Şahin ile buluştuk. İyi ki korona falan dinlemeyip Batman yollarına düşmüşüm. Gördüklerimden, duyduklarımdan son derece memnun kalarak ayrıldım kentten.

Terör örgütünün belediyeleri lojistik ve insan kaynağı temini için kullandığı, derdinin ne vatandaş ne de hizmet olmadığı bir sır değil. HDP’li belediyenin Batman’da hiçbir şehircilik hizmeti vermemesine rağmen 414 milyon lira borç bırakması her şeyi anlatıyor.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Paralar PKK’ya gitmiyor. Ohh...” sözlerinin ne anlama geldiğini somut şekilde Batman’da görebiliyorsunuz. Vali Hulusi Şahin, bir yıl içinde önceki dönemden kalan borcun dörtte birini ödemiş. Üstüne imardan çevreye, altyapıdan üstyapıya, ulaşımdan içme suyuna onlarca projeyi hayata geçirmiş.

Hepsini tek tek anlatmaya yerimiz yetmez. Ancak Batman’da çöpten elektrik üretilmeye başlandığını, kentin 10 ayrı noktasına ücretsiz internet verildiğini, 30 bin kişiye Organize Sanayi Bölgesi’nde istihdam sağlandığını yazmadan geçmek olmaz.

Diğer görevlendirilmiş belediye başkanları gibi Hulusi Şahin de kadın ve gençlere yönelik projelere büyük önem veriyor. Terör örgütünü en çok rahatsız eden de bu projeler. 2019’da seçilen HDP’li başkanların hemen hepsinin ilk icraatı valilerin açtığı kadın ve gençlik merkezlerini kapatmak olmuştu. HDP’nin eski eş başkanı Sezai Temelli işi daha farklı bir noktaya taşımış ve bu merkezlerden birinde yapılan etkinlikte çocuklara hamsi dağıtılmasını “Asimilasyon” olarak yorumlamıştı. Devletin Kandil’den atanan eş başkanlar tarafından yönetilen HDP’li belediyelere müdahale etmesi, vatandaşın yanında olduğunu hissettirmesi terör örgütünün en büyük korkusu. Ne demek istediğimizi rakamlarla anlatalım.

2014 yerel seçimlerinde Batman’da BDP-HDP’nin oyu yüzde 53.15. 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde yüzde 71.40... Sonra ne mi oluyor? Devlet duruma el koyuyor. Terör örgütüyle bağı açık başkanların yerine görevlendirilmiş belediye başkanları geliyor. Paralar PKK’ya değil vatandaşa harcanıyor. Ve sonuç: Batman’da HDP’nin oyu 2018 genel seçimlerinde yüzde 62’ye, 2019 yerel seçimlerinde ise yüzde 58’e geriliyor. Diğer bölge illerinde de tablo üç aşağı beş yukarı aynı.

Demek ki neymiş? Vatandaş terör örgütünün operasyon yapma kabiliyetini yitirdiğini, devletin her zaman yanında olacağını bilecekmiş. Mesele bu kadar basit...

Yazının devamı...

ABD kendi raporunu inkâr mı edecek?

30 Mart 2021

Her 24 Nisan öncesinde olduğu gibi ABD’deki Ermeni lobisi bu yıl da hareketli.

Geçtiğimiz günlerde, öncülüğünü Demokrat Senatör Bob Menendez ile Cumhuriyetçi John Cornyn’in yaptığı 38 senatör Başkan Biden’e bir mektup yolladı. Başkan seçilmeden önce 1915 olaylarını “Soykırım” olarak değerlendiren Biden’a bir hatırlatma aslında bu mektup. Ermeni lobisinin baskısıyla hareket eden senatörler ABD Başkanı’na “Söylediğinin arkasında dur, 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak tanı” mesajını veriyor. 

Şaşırdık mı? Tabii ki hayır. Sözde soykırım iddialarını ısıtıp ısıtıp önümüze koymaktan hiç vazgeçmeyecekler.

Peki, gerçekler ne diyor? Batılı dostlarımız 1915 olaylarıyla ilgili bizim ortaya koyduğumuz tarihi belgelere hep ön yargıyla yaklaşıyor. Ancak o dönemde bizzat kendileri tarafından hazırlanmış askeri raporlarda bile Ermeni lobisinin iddia ettiği gibi bir soykırım yaşanmadığı itiraf ediliyor.

2 Eylül 1919 tarihinde iddiaları araştırmak üzere İstanbul’a gelen ABD askeri heyetinin raporundan bahsediyorum. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın gelirini Mehmetçik Vakfı’na bağışladığı “Harboard Askeri Heyeti Raporu” adlı doktora tez kitabında bu rapor detaylıca anlatılıyor.

Akar kitabında soykırım iftirasını Amerikan belgeleriyle çürütüyor. Başkanlığını ABD’li Tümgeneral James G. Harboard’ın yaptığı askeri heyetin raporu ABD’li senatörler ve birlikte hareket ettikleri Ermeni lobisini üzecek çarpıcı tespitlerle dolu. Akar’ın kitabından notlarla devam edelim...

50 kişilik heyette yüksek rütbeli iki subay, iki tuğgeneral ve 11 subay bulunuyor. Ermeni kökenli Binbaşı Haig Shekerjian ve Teğmen Harutiun H. Khachadorian tercüman olarak heyete dâhil edilmiş. Tümgeneral Harboard, Anadolu’da bir Ermeni soykırımının yaşandığı ön yargısıyla İstanbul’a ayak basıyor. Ancak 58 gün boyunca Anadolu’da, Kafkaslar’da ve Erivan’da gördükleri, duydukları karşısında çok şaşırıyor.

Gerçeklerin Ermeni lobisinin anlattığı gibi olmadığı Harboard’ın raporunun her satırından anlaşılıyor. Şu tespitlere dikkat: Anadolu’da ne savaştan önce ne de sonra Ermenilerin çoğunluğu oluşturduğu bir yerleşim yeri yok. Türklerin Ermenilere yönelik saldırı hazırlığında olduğu yönündeki haberlerin doğruluğunu kanıtlayamadık. İddiaların tersine, Türk nüfus Ermenilerin saldırılarına maruz kalmış. Türklerle Ermenilerin kendi hallerine bırakılır, başka devletlerin kışkırtmalarına maruz kalmazlarsa birlikte barış içinde yaşayabilirler.

Yazının devamı...

F tipi suikast

26 Mart 2021

BBP’nin kurucu lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun bir FETÖ suikastına kurban gittiğinden artık kimsenin şüphesi yok. Yazıcıoğlu suikastında olağan şüphelinin FETÖ olduğunu gösteren dokuz delil var.

1 Helikopter düştükten birkaç saat sonra Kahramanmaraş Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Dursun Özmen, “Yazıcıoğlu’nu taşıyan helikopter bulundu. Sağ ve ayağı kırık. Diğer kişiler yaralı olarak Göksun Hastanesi’ne getiriliyor” diye bilgi notu geçti. Kamuoyuna Yazıcıoğlu’nun sağ olduğu açıklandı. Arama ve kurtarma çalışmaları durdu. Enkaz üç gün sonra belirtilen yerin 115 kilometre uzağında bulundu. Yazıcıoğlu’nun cesedi incelendi. Ayağı gerçekten kırıktı. İstihbarat Şube Müdürü’nün bu bilgiye nasıl ulaştığı anlaşılamadı.  

2 Helikopterde bulunan gazeteci İsmail Güneş, yaralı olarak 112’yi aradı, dakikalarca konuştu. Üç gün sonra ölü olarak bulunduğunda çenesinin kırık olduğu görüldü. Telefonda dakikalarca konuşan gazetecinin çenesinin kırık olması cinayet şüphesini artırdı.

3 Otopsi raporunda Yazıcıoğlu’nun düşme anından sonra bir saat hayatta kaldığı belirtildi. Gazeteci İsmail Güneş’in 112 ile yaptığı telefon görüşmesinde sarf ettiği “Siyah giyimli adamlar, kim bunlar ya?” sözlerinin üzerinde durulmadı. Raporda Güneş’in kazanın şokuyla çevredeki ağaçları insan zannettiği bilgisine yer verildi.

4 Kaza sonrasında Yarbay Davut Uçum ve Astsubay Aydın Özsıcak’ın aralarında olduğu kaza kırım ekibi helikopterden bazı parçalar söktü. En önemli delil olan GPS cihazı söküldü ve yakıldı. Uçum ve Özsıcak, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikast için Marmaris’e giden FETÖ timinde beraberdi. İkisi de FETÖ’den tutuklandı.

5 Yazıcıoğlu’nun avukatı suikastta rol oynayan altı kişilik ekibin başı olarak Ege Deniz Bölge Komutanı Tuğamiral Süleyman Manka’yı gösterdi. Savcılığa suç duyurusunda bulundu. Manka, 15 Temmuz’da FETÖ’den tutuklandı. 

6 Helikopterin düşmesinden beş gün sonra FETÖ elebaşı “Alperenler ve Liyakat” başlıklı bir konuşma yayınladı. ”Bir ilahi tokatla dışarı atıldı. Perşembe günü vefat edip, cuma günü cenazesine ulaşıldı” diyerek suikastı adeta üstlendi. 

Yazının devamı...

HDP kapatılamaz mı?

23 Mart 2021

Tam mavi gökyüzü altında HDP’ye açılan kapatma davasıyla ilgili söylenmemiş söz kalmadı diye düşünmeye başlamıştık ki sahneye Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu çıktı.

Kanadoğlu, HDP’nin kendini feshetmesi durumunda kapatma davasının düşeceğini savunuyor ve “Sanki bu dava sonuçlanabilir gibi kendilerini kandırıyorlar. HDP kapatılamaz” diyor!

Türkiye’nin aşırı hareketli gündemine kurban giden bu çıkışın üzerinde yeterince durulmadı. Eğer Kanadoğlu haklıysa ortada gerçekten ciddi bir sorun, hatta kriz var demektir.

Bir küçük rakam verip Kanadoğlu’nun iddiasına öyle dönelim.

1 Ocak 2015-1 Mart 2021 tarihleri arasında HDP’nin 16 bin 700 üyesi hakkında terörden soruşturma açıldı. Ve aralarında iki eş başkanın da bulunduğu 3 bin 600 HDP’li tutuklandı! Acı ama gerçek. HDP işte böyle bir parti. 

İl binalarına ön kapıdan giren gençlerin arka kapıdan dağa yollandığını bizzat gözü yaşlı analar dile getiriyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 609 sayfalık iddianamede yazanlar ortada. Hal böyleyken, HDP yasadaki boşluktan dolayı kapatılamıyorsa bunca zamandır bu tartışma niye yürütüldü? Türkiye’nin enerjisi neden tüketildi?

Kanadoğlu’nun iddiasını MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’a sordum. Yıldız’a göre, Kanadoğlu Siyasi Partiler Kanunu’nun 108. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından 2010 yılında iptal edilmesini yanlış yorumluyor.

Anayasa’nın 68, 69 ve Siyasi Partiler Kanunu’nun 110. maddelerini hatırlatan Yıldız, “Hukuk kendiliğinden kapatma işlemiyle kanuna karşı yapılacak hileye izin vermez. Bir siyasi partinin kapatılması davası açıldıktan sonra, o partinin yetkili organları tarafından kapatılma (infisah) kararı alınması yoluyla, bazı partilerin yasaklı hale gelmekten kurtarılması, partiye ait menkul ve gayrimenkullerin kaçırılması ve davanın etkilerinin önlenmesinin yolu açılmış değildir” diyor.

Yazının devamı...