Alevilerin derdini dinlemek suç mu?

Türkiye bir çelişkiler ülkesi. Devlet, UNESCO’nun 2021’i “Hacı Bektaşi Veli” yılı ilan etmesinden yola çıkarak Anadolu Alevi mirasını tanıtmak, Alevi vatandaşların sorunlarına çözüm üretmek için harekete geçti.

Ama muhalefet partileri bundan rahatsız oldu!

Önce HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, daha sonra CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, İçişleri ve Kültür Turizm Bakanlıkları görevlilerinden oluşan bir heyetin Anadolu’daki cemevlerine yaptıkları ziyaretleri TBMM gündemine taşıdı.

Yıldırım Kaya, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun cevaplandırması istemiyle verdiği soru önergesinde Alevi kurumları ve cemevlerinin ziyaret edilerek “Bir ihtiyacınız var mı?” diye sorulmasının Alevi vatandaşları tedirgin ettiğini savunuyor ve “Bu etik mi?” diyor!

HDP’li Ali Kenanoğlu da aynı kafada. Cemevlerine giden heyetin “Sorununuz nedir, talebiniz var mı?” gibi sorularla bilgi topladığını ve bunun kabul edilemeyeceğini söylüyor!

İki vekilin farklı anlamlar yüklemeye çalıştığı bu ziyaretler “Anadolu Gezileri” adı altında gerçekleştiriliyor. Cemevleri, dedeler ve Alevi Bektaşi inanç grubuna mensup vatandaşlarla doğrudan ve samimi bir şekilde temas kurulmaya ve sorunlar tespit edilmeye çalışılıyor. Gidilen ildeki cemevlerinin dedeleri ve kanaat önderleriyle görüşülüyor. Eksiklikler, ihtiyaçlar soruluyor. Ve sorunların ortadan kaldırılması için devletin ilgili birimleri harekete geçiriliyor. Türkiye genelinde 61 ilde bulunan 1562 cemevinin tamamı bu yıl sonuna kadar ziyaret edilecek. Şu ana kadar ziyaret edilen cemevi sayısı 500’ün üzerinde.

Devletin Alevi vatandaşların uzun yıllardır çözüm bekleyen sorunlarına çare üretmekte geç kaldığı görüşüne katılıyorum. Ancak gecikmeli de olsa böyle bir adımın atılmasını desteklemek yerine tepki göstermek neden? Bu ülkede ne zamandan beri vatandaşa “Bir ihtiyacın var mı?” diye sormak etik dışı bir davranış olarak kabul ediliyor? Anlamak gerçekten mümkün değil.

AK Parti’nin 2010’ların başında başlattığı ancak yarıda kalan bir Alevi açılımı vardı. Türkiye’nin içine girdiği kaotik süreç o çalışmanın tamamlanmasına izin vermedi. Bugün bu konuda yeni adımların atılması toplumsal barış adına değerli ve anlamlıdır. Ve bütün siyasi partiler tarafından desteklenmelidir. Kimse bu ziyaretlerin altında başka bir şey aramasın. Devlet gecikmeli de olsa devlet olmanın gereğini yerine getiriyor. Mesele bu kadar basit.

Başkanlara kusursuz operasyon

Mansur Yavaş’tan sonra Ekrem İmamoğlu da belediye başkanı olarak kalacağını kamuoyuna ilan etti. Daha doğrusu, ilan etmek zorunda kaldı. CHP ile İyi Parti arasında bir kriz var mı? Bu işin sonu nereye varır tartışmalarına takılmayın. O kriz aşılır.

Bu tartışmanın somut sonucunun ne olduğuna bakmak lazım. Bu saatten sonra kimse “Millet İttifakı’nın adayı Yavaş mı, yoksa İmamoğlu mu olur?” demeyecek. “Kılıçdaroğlu mu, Akşener mi?” sorusuna cevap arayacak. Somut sonuç işte budur. Liderler kriz görünümlü bir siyaset mühendisliği çalışmasıyla belediye başkanlarının Cumhurbaşkanı adaylığı rüyasını sonlandırdı.

Barzani heyetindeki o isim

CHP’nin Kuzey Irak’a yaptığı ziyaret çok tartışılıyor.

Heyetteki isimlerden biri de Parti Meclisi Üyesi Nevaf Bilek. CHP’nin eski Siirt İl Başkanı. Kendisinin tüm CHP’de bilinen ilginç bir özelliği var.

Nevaf Bilek, HDP’nin rekor oy aldığı 7 Haziran 2015 seçimlerinde memleketi Siirt’in Eruh ilçesine bağlı Çimencik köyünde kurulan sandıkta CHP adına görev yapıyor.

Oyunu da sandıkta kullanmış. Yalnız oylar sayıldığında ortaya ilginç bir durum çıkmış. Sandıktan HDP’ye 37, diğer partilere 0 oy çıkmış!

İnanmak zor ama CHP İl Başkanı’nın oy kullandığı sandıktan CHP’ye oy çıkmamış. Çimencik köyü seçim tutanağında öyle yazıyor!

Züğürt Ağa filmindeki o sahne aklınıza geldi değil mi? Keşke öyle olsaydı. Durum ağanın durumundan daha vahim.