Atatürk’e hakaret edenler

Dünya üzerinde kurucu liderini bizim kadar tartışma konusu haline getiren bir ülke daha yoktur.

Neredeyse her ay bir kez Atatürk tartışması yaşanıyor bu ülkede. En son Yıldırım Beyazıt Camisi eski İmamı Mustafa Demirkan’ın adını anmadan Atatürk’e “Zalim ve kâfir” diyerek hakaret ettiği iddia ediliyor.

Kimsenin Atatürk’e hakaret etmeye hakkı yok. Sevmeyebilir, eleştiri de getirebilirsin. Ancak hakaret edemezsin. Türkiye’nin kurucu liderini sürekli polemik konusu haline getirmek bu ülkenin birlikte yaşama iradesine kastetmek demektir. Hakikatten sıkıldık ve yorulduk bu tartışmalardan.

Atatürk konusunda bir de muhalefetin bu konuya yaklaşımına değinmek gerekiyor. Atatürk’ü niyeyse hep karşı taraftan böyle bir argüman gelince hatırlıyorlar.

Atatürk’e ‘kefere’ diyen adamı milletvekili yapan AK Parti mi yoksa başka bir siyasi parti mi?

Peki, Atatürk’ün resmini TBMM’deki odasından “Yeni şeyler söylemek lazım” diyerek kaldıran vekil hangi partidendi? Hatırlayan var mı?

Ya “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganından rahatsız olan il başkanı... O nerede siyaset yapıyor?

Bu sloganı atanlara “Mustafa Kemal’in itleri” diye hakaret eden milletvekilinin partisiyle ittifak yapanlar kimler?

Bu sorulara eklenebilecek daha çok somut örnek var yakın dönemde yaşanan.

İlginçtir Atatürk üzerinden duyar kasan siyasi partilerden bu örneklerin öznesi olan kişilere en ufak bir tepki gelmiyor!

Acaba neden? Atatürk hassasiyetlerini neden sadece belli kişilere ve siyasi partilere gösteriyorlar?

Atatürk bu milletin ortak değeri ve kimsenin tekelinde değil.

Atatürk’ü ona hakaret edenlerden olduğu kadar sahte Atatürkçülerden de korumak şart.

Pandemi mağduru belediyeler

Türkiye’de bir istihdam ve rant kapısı olarak görülen belediyeler mali açıdan hep sıkıntıdadır. Ancak küresel salgınla beraber özellikle sahil belediyelerinde yaşananlar sıkıntının ötesine geçip kriz boyutuna ulaştı.

İller Bankası’ndan kış nüfusuna göre pay alan sahil belediyeleri pandemi sebebiyle büyükşehirlerden kaçanlar tarafından adeta işgal edilmiş durumda. İller Bankası’ndan 181 bin nüfusa göre pay alan Bodrum’un nüfusu Nisan 2021’de 600 bini aştı. Yazın bu rakam 1 milyonu geçecek. Çeşme, Fethiye, Marmaris, Datça, Ayvalık, Dikili, Urla’da da durum hemen hemen aynı.

Bu ilçelerdeki polis, memur, doktor, hemşire hatta hastane sayısı bile resmi nüfusa göre belirleniyor. Ancak gerçek nüfus, resmi nüfusun neredeyse dört katını aşmış durumda. Belediyelerin İller Bankası’ndan aldıkları paranın yüzde 40’ı zaten mevcut borçlarına kesiliyor. Kalanıyla bu kadar insana nasıl belediye hizmeti verilebilir?

Belediyelerin tek gelir kaynağı Ankara’dan yollanacak para değil elbette. Ancak pandemi yüzünden kira, ecrimisil ve diğer vergileri toplamakta da zorlanıyorlar. Yabancı turist zaten gelemiyor. Bir gelir kaybı da orada yaşanıyor. Üstüne bir de bu kadar kalabalığın yaşadığı yerde pandemiyle mücadele etmek gibi bir görevleri var.

Özetle... Sahil belediyeleri hükümetten acil destek bekliyor. Cep telefonu operatörlerinin vericilerinden alınan sinyallerden anlık nüfusun belirlenmesini ve kendilerine dört aylık ilave pandemi desteği verilmesini istiyorlar. Tabii bunun dışında kış nüfusuna göre planlanan yatırımlar ve kamu görevlisi sayılarının da gerçek nüfusa göre yeniden değerlendirilmesini.

Bakalım Ankara’dan bu taleplere bir cevap gelecek mi?

Kusursuz bir MİT operasyonu

Eski başbakanlardan Süleyman Demirel’in “MİT her sabah gelir, Başbakan’a, Afrika’daki Zulu kabilesi ile Lulu kabilesi arasındaki çatışmayı haber verir. Fakat az sonra gerçekleştirilecek darbe hakkında onu bilgilendirmez” sözü Türkiye’de bir dönemin özetidir.

Çok şükür o günler geride kaldı. MİT içeride ve dışarıda Türkiye düşmanlarına göz açtırmıyor. Yurt dışı operasyonlarla PKK ve FETÖ’cü hainler bir bir paketleniyor.

FETÖ/PDY elebaşı Fetullah Gülen’in yeğeni Selahaddin Gülen’in Türkiye’ye getirilmesi örgüte vurulmuş büyük bir darbedir. Bakmayın siz FETÖ’cü hainlerin “Selahaddin önemli biri değildir” yalanlarına. Büyük bir şok yaşıyor ve sıranın kendilerine geleceğinden korkuyorlar.

Selahaddin Gülen sadece FETÖ elebaşının yeğeni değil. Onun sözde özel kalemi Cevdet Türkyolu’nun da kayınbiraderi. FETÖ’nün gizli yapılanmaları ile örgüt elebaşı arasındaki irtibatı sağlayan isim. Örgütün sözde istişare heyeti üyeleri ve üst düzey sorumluları ile yakın ilişkileri var.

Pensilvanya’daki hainlerin uykusunu kaçıracak önemde bir operasyon bu.

Tebrikler MİT...