Muhalefette Barzani çatlağı

Bakmayın siz kameralar önünde yapılan “Millet İttifakı ortakları arasında tam bir uyum var” açıklamalarına... CHP ile İyi Parti arasında ip koptu kopacak.

CHP’nin Kuzey Irak ziyaretinde Barzani ile yaptığı görüşme... Kılıçdaroğlu’nun “Kürt sorununun çözümünde muhatap HDP’dir” çıkışı ve ittifakın Cumhurbaşkanı adayı olması kesinleşmiş görüntüsü veren vaatleri İyi Parti’yi... Akşener’in “Fatih” benzetmesiyle İmamoğlu’nu öne çıkarması... İyi Partililerin Kılıçdaroğlu’nun adaylığına itirazları ise CHP’yi fena halde rahatsız ediyor. CHP ayrıca Akşener’in sürpriz “Ben aday değilim, Başbakan olacağım” açıklamasını da ortaklık hukukuna aykırı siyasi bir manevra olarak değerlendiriyor. 

Bu karşılıklı rahatsızlığın dozu İyi Parti cephesinde biraz daha yüksek. Akşener’in Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu ile gerçekleştirdiği görüşmeden kulislere yansıyan bilgiler ittifakın geleceği açısından önemli ipuçları içeriyor. Akşener’in görüşmede Davutoğlu’na “CHP bize hiç danışmadan Barzani ile görüşüyor. HDP konusunda yapılan açıklamaları tabanımıza anlatmakta zorlanıyoruz. Bizim CHP ile ilişkimiz AK Parti-MHP ilişkisinden farklı. CHP bizi Cumhur İttifakı’ndaki MHP gibi konumlandırmak istiyor. Ama biz bunu kabul edemeyiz” sözleriyle ortağından duyduğu rahatsızlığı dile getirdiği konuşuluyor.

Akşener’in bu sitemleri anlamlı. İki partinin liderlerinin tavanda sağladığı uyumun tabanda olmadığı bir sır değil. Bazı İyi Partililer 2019 yerel seçimlerinde hiçbir il belediyesinin alınamamasını CHP ile ittifaka bağlamıştı. Gelinen noktada tavanda da çatlaklar ortaya çıkmaya başladı. Bu iş, başını İyi Parti’nin çekeceği Gelecek-Deva-Saadet- Demokrat Parti’den oluşan üçüncü bir ittifaka gidebilir. CHP de HDP ile baş başa kalabilir.

2022 ittifaklar açısından çok hareketli geçecek.

İmamoğlu’nun yanındaki 12 vekil

Her şey İmamoğlu’nun Politik Yol adlı internet sitesine 10 Eylül günü verdiği o röportajla başladı.

Röportajda Cumhurbaşkanı adayı olmayacağı adeta zorla ilan ettirilen İmamoğlu o günden sonra kendini yollara vurdu. Hafta sonunu Trabzon, Bayburt ve Erzurum’da geçirdi.

Üç günlük programda kendisine 12 vekilin eşlik ettiği belirtiliyor! Belediyenin resmi sitesinden yayınlanan “Bayburt’ta İmamoğlu izdihamı” başlıklı haber ve fotoğrafların verdiği mesaj çok net. İmamoğlu, CHP Genel Merkezi’ne resti çekmiş, Cumhurbaşkanı adayı gibi sahayı dolaşıyor.

İmamoğlu’ndaki bu olağan dışı hareketlenme birilerini rahatsız etmiş olmalı ki sosyal medya üzerinden yeniden Mansur Yavaş’ı ön plana  çıkarma çalışmalarına hız  verildi. Evinin mutfağından çektiği videolarla “Adayım” mesajı veren Kılıçdaroğlu’nun işi zor. İki belediye başkanının gözü de Cumhurbaşkanı adaylığında. Bakalım bu işin sonu nereye varacak?

Ne kadar istikrar o kadar büyüme

Hollanda’da 17 Mart 2021’de yapılan seçimlerin ardından tam yedi aydır hükümet kurulamıyor. Ülkede 2017’de yapılan seçimden sonra da benzer bir süreç yaşanmış ve yeni hükümetin kurulması altı ayı bulmuştu.

Almanya’da koalisyon görüşmelerinin aralık ayı ortasına kadar sürmesi ve yeni hükümetin en iyimser tahminle Noel tatili öncesinde işbaşı yapması bekleniyor. Ülkede bir önceki hükümet ancak beş ayda kurulabilmişti.

İtalya’da son 10 yılda yedi, 1946’dan beri ise 67 hükümet kuruldu. Bizdeki durum da koalisyonlar ülkesi İtalya’dan farklı değil.  1 Kasım 1923’te kurulan İsmet İnönü hükümetinden bu yana 98 yılda 66 hükümet kurduk. Eğer bütün hükümetler görev sürelerini tamamlayabilseydi 66. Hükümet 2018’de değil 2186’da kurulacaktı!

Türkiye’de 1991-2002 arasında 11 yılda dokuz hükümet kuruldu. Ortalama hükümet ömrü 1 yıl 2 ay oldu. Bu dönemde kurulan beş hükümet bir yıldan az iktidarda kalabildi. Tansu Çiller’in kurduğu 51. Hükümet sadece 25 gün görev yaptı. 1995-96 arasında her üç ayda bir hükümet değişti.

Hükümet kurmanın zor, siyasi istikrarı yakalamanın neredeyse imkânsız olduğu parlamenter sistemde durum bu. Başkanlık Sistemi ile yönetilen ABD’de ise 245 yılda sadece 46 başkan görev yapmış!

Mesele sadece istikrar da değil. Türkiye yüksek enflasyonla 1970’lerde işbaşına gelen CHP-MSP ve MC  koalisyon hükümetleri döneminde tanıştı. Enflasyon koalisyon hükümetlerinin işbaşında olduğu 1995-1999 döneminde tavan yaptı.

Türkiye siyasi istikrarı sağladığı her dönemde ekonomisini büyüttü. Yüzde 7.8 ile Cumhuriyet tarihinin en yüksek büyüme oranı 1923-1938 arasındaki Atatürk döneminde yakalandı. İkinci en yüksek büyüme ise yüzde 7.2 ile Erdoğan döneminde gerçekleşti. Türkiye, 2004’te 9.4, 2005’te 8.4 büyüdü.

1950-60 arasındaki tek partili Menderes döneminin büyüme hızı yüzde 6.3 oldu. 1965-71 Demirel hükümetlerinde ise yüzde 6 büyüdük. Tek parti dönemlerinde büyüdük, bütün koalisyon hükümetlerinde ise küçüldük. Büyüme hızı 1991-1994 DYP-SHP hükümeti döneminde 2.7’ye, 1999-2002 arasındaki DSP-MHP-ANAP koalisyonunda ise 1.2’ye düştü.

Rakamlar böyle... Bizim muhalefet bu gerçeği bildiği halde seçmene parlamenter sisteme dönüş vadediyor! Sistemin yeni adı da pek hoş... İyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sistem! Her derde dava. Tabii yersen!

Sadece getirmek istedikleri düzene verdikleri bu ad bile bir yanlışı savunduklarının ve Erdoğan’ın bu sistemden vazgeçip Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni getirmesinin doğru bir iş olduğunun ispatı. İyileştirmeye, güçlendirmeye muhtaç olan bir sistem dikiş tutmaz. Dün tutmadı, yarın da tutmayacak.