Rus ruleti muhalefeti

Müjdeler olsun Türkiye.

Altı muhalefet partisi arasında iki haftadır yaşanan “ortak metin” krizi çözülmüş!

“O da neymiş?” dediğinizi duyar gibiyim. Çünkü haberi okurken ben de öyle dedim.

Tabii herkesin derdi farklı. Hem önemli bir mesele olmasa Almanya’nın fonladığı DW Türkçe “Kriz çözüldü” diye müjde haberi yapar mıydı?

Mesele şu... Meğer millet elektrik-doğal gaz faturası, market zammı derdindeyken, kendilerine ‘Millet İttifakı’ adını veren altı parti arasında büyük bir imza krizi yaşanıyormuş. Kriz öyle aşılması zor bir hale gelmiş ki ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme’ nasıl geçeceklerini konuştukları toplantıları bile iki hafta ertelemişler!

Şaka gibi ama muhalefette durum bu. Her an çatlamaya, dağılmaya hazırlar. İncir çekirdeğini doldurmayacak bir meseleyi iki haftada ancak çözebiliyorlar ama topluma Türkiye’yi mevcut iktidardan daha iyi yöneteceklerini söylüyorlar!

Parlamenter sisteme nasıl dönecekleri konusunda bile uzlaşamadıkları doğru ama biz yine de altı muhalefet partisinin hakkını yemeyelim. Üzerinde uzlaşabildikleri hiçbir şey yok demek haksızlık olur.

Mesela Recep Tayyip Erdoğan’a karşı tavırları çok net. Bu konuda hiçbir görüş ayrılıkları yok. Akşener’den Babacan’a, Davutoğlu’ndan Kılıçdaroğlu ve Karamollaoğlu’na, hepsi Erdoğan’a karşı aslan kesiliyor. Ama mevzu ne zaman HDP’ye gelse lal oluyorlar. 

HDP’li vekilin PKK’lı teröristle fotoğraflarına günler sonra “Canım onlar açılım sürecinde çekilmiş. Muhatap Erdoğan’dır” şeklindeki savunmaları aslında çaresizliklerinin bir itirafı. Konuşamıyorlar, eleştiremiyorlar. Çünkü HDP’nin desteği olmadan Erdoğan’ı yenemeyeceklerini biliyorlar.

Hadi HDP üst yönetimi PKK’yı bitirdiği için Erdoğan’dan intikam almak istiyor. Peki, HDP dışındaki muhalefet neyin ve kimin intikamını almak istiyor acaba?

Muhalefet sadece HDP meselesinde değil, Türkiye’nin hiçbir temel probleminde ortak bir yaklaşım sergileyemiyor. Sözde milliyetçi tabana hitap eden İyi Parti, HDP’yi küstürmemek için susuyor. Sözde laiklerin partisi CHP, oylarına göz kırptığı cemaatleri ve Saadet’i küstürmemek için kırk dereden su getiriyor. Babacan muhafazakârlara selam çakmak için “Cemaatleri kapatmak çözüm değil” diyor, endişeli modernlerin mahallesinde kıyamet kopuyor!

Sözün özü, altı muhalefet partisi arasında adeta Rus ruleti oynanıyor. PKK, FETÖ, HDP, Suriye, Libya, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, ekonomi, savunma sanayii, güvenlik politikaları, vs. Bu meselelerin hiçbirinde muhalefet partileri arasında tam bir uyum, ortak bir bakış açısı yok. Bu konularda yapacakları her açıklama ittifaklarının sonunu getirebilecek riskler taşıyor. Bu strese dayanmak kolay mı?

Ama Rus ruletinin sonu belli. Eninde sonunda o altıpatlar ateş alacak. Belki imza gibi kıytırık bir konudan değil ama şu yukardaki meselelerden birini bahane ederek birbirlerini patlatacaklar. İşte o zaman zaten çatlak olan o vazo tuzla buz olacak. Yazın bir köşeye...

Dişçideki FETÖ görüşmesi 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz’dan önce bir diş muayenehanesinde FETÖ üst yönetimiyle görüştüğü iddiasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Neden bir kez daha diyorum? Çünkü Soylu, bu iddiayı ilk kez dile getirmiyor. Bugün aynı iddiayı yeniden gündeme getirme sebebi Kılıçdaroğlu’nun dinlendiklerini söyleyerek “Bizimle ilgili özel masaların kurulduğunu biliyoruz. Özel masaların ne olduğunu Soylu gayet iyi anlar” demesi olabilir. 

Soylu’nun açıklamalarından anlıyoruz ki CHP lideri FETÖ tarafından 2007 yılında dinlenmiş. Yani devletin elinde böyle bir belge var. İddiaya göre aynı FETÖ, Kemal Bey’i 15 Temmuz’dan önce ziyaret ediyor. Görüşme bir diş hekiminin muayenehanesinde gerçekleşiyor!

Ve o görüşmede Kemal Bey’e  FETÖ’nün sözde ‘Yurtta Sulh Konseyi’nden bahsediliyor. Bütün bunlar adı üzerinde iddia. Ancak İçişleri Bakanı ikidir bu iddiayı gündeme getiriyor. Kemal Bey ise sessiz kalıyor. CHP lideri artık bu iddiaya bir cevap vermeli. Yoksa bu mesele peşini bırakmayacak.

Bir not da biz ekleyelim... İddiaya göre, o dişçinin muayenehanesi Ankara’da.

Özel okullar yüzde 36.7’yi geçemez! 

Döviz kurundaki yükselişi bahane eden bazı özel okullar ücret tarifelerini yüzde 100’e varan oranlarda artırma inadından vazgeçmiyor. Dün dar kapsamlı bir toplantıda Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ile birlikteydik. Bakana özel okulların bu inadını sorduk. Cevaba geçmeden önce bir hatırlatma yapalım. Türkiye’de 14 bin 637 özel okul var. Yaklaşık 1 milyon aile, özel okulların bakanlık tarafından açıklanan yüzde 36.7’lik artış sınırına uygun bir tarife açıklamasını bekliyor. Ancak bazı okullar ‘talep çok’ gerekçesiyle bu oranın çok üstünde rakamlarla velileri köşeye sıkıştırıyor.

Gelelim Bakan’ın bu konuya yaklaşımına. Bakan Özer “ Kimse keyfe keder davranamaz. Veliler yüzde 36.7’nin üzerinde artış yapan okulu şikâyet etsin. Gereken neyse yapılacak” diyor. Özel okullara duyurulur.

Bir not da öğrenciler ve aileleri için: Yarıyıl tatili uzamayacak.  Planlarınızı ona göre yapın.