Sırada Pontus yalanı var

ABD’nin Ermenilerin ‘sözde soykırım’ iddialarını sahiplenmesi öyle hafife alınacak bir gelişme değil. Ermeni lobisinin bir sonraki adımı Türkiye’ye yönelik bireysel tazminat davaları olacaktır. Nihai hedeflerinin toprak talebi olduğu ise bir sır değil.

PKK’nın siyasi kanadının Biden’dan gelen açıklamaya jet hızıyla verdiği destek onların kafalarındaki makro planın da bu olduğunu gösteriyor. Bize yeni bir Sevr dayatmak isteyenler bunlarla sınırlı değil. Bir de “Sözde Pontus Soykırımı” iddiaları var.

Yunanistan 1981 yılından beri bu konuyu uluslararası arenada gündemde tutmaya çalışıyor. 19 Mayıs 1994’te parlamentolarında aldıkları bir kararla 19 Mayıs’ı “Pontus Helenizminin Soykırımını Anma Günü” ilan ettiler!

Adamlar bizim Milli Mücadele’yi başlattığımız günü tam 27 yıldır sözde soykırım anması yaparak karşılıyor. Selanik’te Atatürk’ün evinin tam karşısına “Pontus Soykırım Anıtı” diktiler. Gözlerini o kadar karartmış durumdalar ki iki yıl önce Ankara’da “Pontus Soykırımının 100. Yılı” konulu bir panel düzenlemeye bile kalktılar.

Ermenilerin nasıl “Büyük Ermenistan” hayali varsa, onların da “Pontus Rum Devleti” hayali var. Kastamonu’dan Artvin’e kadar uzanan ve 13 ili kapsayan bir hayal bu. ABD, AB, Kanada ve Rusya’da “Türkler 13 ilde 300 bin Rum’u katletti” yalanını tam 40 yıldır tekrarlayan, 400 civarında Pontusçu dernek faaliyet gösteriyor.

Biden’ın Ermeni lobisinin soykırım yalanına verdiği destek kaçınılmaz olarak Rum lobisinin de iştahını kabartacaktır. Ama onları mutlu eden asıl ayrıntı ABD Başkanı’nın o açıklamada İstanbul’dan “Konstantinapolis” diye bahsetmesi oldu. Rumlar artık sözde soykırım iddialarını tıpkı Ermenilerin yaptığı gibi çeşitli ülkelerin parlamentolarında kabul ettirmek için var güçleriyle bastıracaktır. Sözde Pontus soykırımı iddiası Türkiye için bir tehdit niteliği kazanmış durumda. Acilen bu konuda bir tedbir almak zorundayız.

Türkiye’nin beka sorununu hafife alanlar, dalga geçenler bu gelişmelerden sonra umarım şapkayı önlerine koyup bir düşünür.

Emperyalizm 100 yıllık kuyruk acısıyla yine üzerimize geliyor. Uyanık kalmakta, bir ve beraber hareket etmekte fayda var.

Ancak bunu yapabilirsek bu coğrafyada bir 100 yıl daha kazanabiliriz.

Yerel seçime özel ittifak modeli

AK Parti’nin medyaya sızan yerel yönetim reformu önümüzdeki süreçte epey tartışılacak.

Büyükşehirlerde merkezin dışında kalan ilçelerin maddi olarak güçlendirilmesi ve yetkilerinin artırılmasına yönelik düzenlemelerin muhalefetin tepkisini çekmemesi imkânsız.

Ancak yapılması düşünülen ve bence çok daha fazla ses getirecek başka bir düzenleme daha var.

Siyasi partilerin yerel seçime tıpkı genel seçimde olduğu gibi bir ittifak çatısı altında, ancak ortak aday yerine kendi adaylarıyla gireceği bir düzenlemeden bahsediyorum.

En çok oyu alan ittifakın belediyeyi kazanacağı bir model bu. İttifak partilerinin adayları arasında en yüksek oyu alan isim de belediye başkanı olacak.

Eğer bu model 2019’da uygulansaydı nasıl bir tablo ortaya çıkardı bir düşünün. Büyükşehirlerin neredeyse tamamı Cumhur İttifakı’nda olurdu.

Yerel seçime daha çok var. Böyle bir düzenleme yapılır mı, yoksa seçime yine mevcut sistemle mi gidilir? Şu an bu sorunun cevabı belli değil.

Ancak önümüzdeki süreçte bu meseleyi daha çok konuşacağımızdan hiç şüpheniz olmasın.

Guguk kuşu vakası

Pazar akşamı sosyal medyada gezinirken Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın tweet’i dikkatimi çekti. Guguk kuşunun doğadaki barınma ve beslenme koşullarını anlattığı bir video paylaşmış.

Guguk kuşları başka kuşların yuvalarına yumurtasını bırakır ve o yuvaya zarar verirmiş. Bunu da çok iyi kamufle olarak yapar ve bir anlamda hazıra konarmış!

Bir belediye başkanı neden böyle bir paylaşım yapar ki diye düşünürken, önüme AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe’nin paylaşımı geldi. O da guguk kuşlarından bahsediyordu!

Biraz gecikmeli de olsa meseleyi anladım. Her ikisi de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eleştiriyordu. İsim vermeden, guguk kuşu benzetmesiyle...

Zekice ve akılda kalıcı bir muhalefet taktiği bu. Kimin fikriyse tebrik ederim.

Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun cevabını bekliyorum merakla.

Bakalım bu guguk kuşu benzetmesine o nasıl bir karşılık verecek?