Ben buradayım senin için

Koronavirüs salgını, hepimizin psikolojisinde derin izler bıraktı, bırakmaya da devam ediyor. Çocuklarda farklı davranış değişiklikleri görülmeye başlandı. Peki bu değişiklikleri nasıl okumalıyız?


Geçen sabah kızımın sınıf öğretmeni, ekranın diğer ucundan çocuklara şu soruyu yöneltti: “Bir fırsatınız olsa neyi değiştirmek isterdiniz?”  Cevabı duymak için bir an durup, mutfaktan kulak kesildim. Ve kızım, gerçekten şaşırdığım şu cevabı verdi: “Koronayı değiştirmek ve yok etmek isterdim!” Bu cevaba şaşırmamın nedeni; sürecin en başından beri bu konuyu evin içinde son derece iyi yönettiğimizi ve bu konunun kafasını çok da meşgul etmediğini düşünmemdi. Oysa bu cevap beni hem şaşırttı hem de bir süredir kızımda hissettiğim davranış değişikliklerinin benim açımdan anlam bulmasına sebep oldu.

Duygulara bakmak dikkat ve cesaret istiyor

Koronavirüs salgını hayatımızı esir aldığından bu yana, farklı yaş gruplarındaki çocuklarda ortaya çıkabilecek davranış değişikliklerini bugüne kadar çok konuştuk. Kaygının artması, iştah azalması, uykuda zorlanma, birlikte uyumak isteme, ebeveynden ayrılmak istememe, içe kapanma, odaklanmakta zorlanma, altını ıslatma, konuşmak istememe, agresif davranışlar gibi yaşa ve mizaca göre farklı belirtiler olabiliyor. Biz salgınla geçen onca ayda bunların hiçbirini yaşamadık. Tam süreci iyi yönettik diye düşünürken, birden tuvalete bile haber vermeden gidemediğim günlere geri döndüğümü fark ettim. Görünürde kızımdaki bu davranış değişikliklerinin olması için hiçbir sebep yok! Pek çoğumuz çocuklarımızın anlam veremediğimiz davranışları konusunda böyle düşünüyor olabiliriz. Ancak esas olan buzdağının görünen değil, görünmeyen yüzü. Davranışlar değil, altındaki duygular! Altta yatan duygulara derinlemesine bakabilmek de, dikkat ve cesaret istiyor. Bu duyguları görmezden gelmek, davranışlara takılmak, değiştirmeye zorlamak, kızmak, bağırmak hiçbir işe yaramıyor. Kimse anlaşılmadan, görülmeden, duyulmadan değişmiyor. Çocuklar da…

Ben de kızımdaki zorlanmaları anlayabilmek için dönüp kendime baktım. “Son zamanlarda sende neler oluyor?” diye kendime sordum.

Kızımın her davranışı, bendeki bir duyguyu tetikliyor

Sonra kızımın değişen davranışları için neden öfkelendiğimi düşündüm. Baktım ki, o her “korkuyorum” dediğinde benim korkularım tetikleniyor. O her “yapmak istemiyorum” dediğinde, benim yapmak istemeyip de, dile getiremediklerim kalbimi sıkıştırıyor. Her ağladığında, dökemediğim gözyaşlarım canımı yakıyor. Peki, ben zorlandığımda neler yapıyorum? Telefona sarılıyorum, arkadaşımı arıyorum, yürüyüşe çıkıyorum, odama kapanıyorum. Kızım zorlandığında neler yapıyor? Annesine sarılıyor ve ağlıyor.

Şu an, 39 yaşındaki ben, gönül rahatlığıyla her zorlanmamda anneme sarılıp ağlamak ister miydim? Kesinlikle isterdim. Annemin ne yapmasını isterdim? Sadece saçlarımı okşayıp, “Ben buradayım” demesini. O zaman bugün kızım her zorlandığında ne yapacağım? Saçlarını okşayıp “Ben buradayım, senin için” diyeceğim.

Kızımda ne gibi davranış değişiklikleri oldu?

Normalde de hassas mizaçlı bir çocuk olan kızımın;

Endişeleri arttı.
Yalnız kalma konusunda eskisinden çok daha kaygılı.
Uykuya dalarken daha çok yardıma ihtiyaç duyuyor.
Sürekli evden çalışmamı istiyor.
Dışarı çıkacağımda tepki gösteriyor.
Gözünün önünde olmadığımı hissettiği an seslenip evde nerede olduğumu kontrol ediyor.
Çok basit şeylere ağlıyor.
Evde olmak öncelikli tercihi.
Her ne yapıyorsa hep benimle birlikte yapmak istiyor.

Değerlendirme: Açıkçası, mart ayından bu yana çoğunlukla evden çalışan biri olarak, bu sürekli birlikte olma hali beni çok zorlamaya başladı. Üstüne bu davranış değişiklikleri ve endişelilik hali eklenince, çok basit olayları bile yönetemediğimi ve patladığımı fark etmeye başladım.

Bende neler değişti?

Daha içe döndüm.
Yalnız kalmayı severdim; sağlık kaynaklı endişeler, yalnızlığıma daha çok sarılmama sebep oldu.
İşim gereği sürekli gündemi takip etmek, kaygı ve endişelerimi artırdı.
Evimle ya da kendimle daha az ilgilenmeye başladım.
Canım daha az konuşmak istiyor.
Kalabalık ve yabancı ortamlara girmek istemiyorum.
Manevi anlamda zengin bir yaşam sürsem de, dünyanın genel hali yaşam enerjimi azalttı.
Uykularım çok düzensiz.
Geleceğe dair çok daha karamsarım.
Sevdiklerimi kaybedebilirim korkusu içime yerleşti.

Değerlendirme: Sonra kendi yaşadıklarımı ve kızımınkileri yan yana koydum. Baktım ki ne kadar da benzer şeyler. Sadece o, 7 yaşında olduğu için bunları kendine sormakta ve anlamlandırıp ifade etmekte zorlanıyor. Aslında biz bile zorlanıyoruz, çocuklar ne yapsın!