Kızımla korona günleri | Eğitim takvimi, gerilimi yüksek dizi izlemek gibi

Milli Eğitim Bakan-lığı’n-dan gelen bir açıklama ile özel okulların 15 Ağustos tarihinden sonra, 3 haftadan az olmamak şartı ile yüz yüze telafi eğitimine başlayacağı duyuruldu. Veliler arasında yaptığım hızlı bir kamuoyu yoklaması ile anladığım; karardan pek hoşnut olunmadığı. Hem yeterli tedbirlerin alınıp, alınamayacağına dair tereddütler var. Hem de bu kararın özel okulların para iadesi yapmaması için verildiğine inanılıyor. Ancak öte taraftan devlet okulları cephesinde neler olacağı da merak konusu. Devlet okulu velileri, “Korona parası olana ayrıcalık mı geçiyor?” derken, özel okul velileri “Bizim çocuklarımız risk altında değil mi ki okulları erken açılıyor?” şeklinde düşünüyor. Böyle bir kararın bu kadar erken verilmemesi gerektiğini düşünenler de var. Bu süreçte kendimi gerilimi yüksek bir macera dizisi izliyor gibi hissediyorum. Acaba sonraki bölümde neler olacak merakıyla. İnsanları, iş yerlerine geri dönmek, kalabalık otobüslere yeniden doluşmak, sosyal mesafenin hiçe sayıldığı mekanlarda bulunmak korkutmuyor. Ama söz konusu çocuklar olunca, akan sular duruyor. Şahsi fikrim; gerekli tedbirler alındığı takdirde, eylülden sonra ders saatlerinin uzaması ya da çocukların hafta sonları da okula gitmesindense, 3 hafta erken açılmasını tercih edeceğim. Ağustosa kadar neler olacağını hep beraber göreceğiz.

Kesin olan bir şey var ki; bu süreç bana en çok, her şeyin anlık olarak değişebileceğini, o nedenle hiçbir şeye körü körüne kapılmamak ve her an her değişikliğe hazırlıklı olmak gerektiğini öğretti. Yani esneklik ve uyum kapasitemiz giderek artıyor. En azından bu iyi haber!

Çocuğunuzu Youtube ile baş başa bırakmayın

Son birkaç gündür Youtube’daki uygunsuz çocuk içeriklerine dair haberleri okuyorum. Cinsel içerikli oyunların kontrolsüzce dolaştığını biliyordum. Ancak küçük kız çocuklarının evlendirilmesi, koca/partner şiddeti, üvey anne zulmü gibi aklımın almadığı içerikte videolar varmış. Üstelik küçük çocuklar için ve binlerce izlenmeye sahip. Teknolojik cihazlarda çocuk kilitleri, Youtube Kids uygulaması, içerik kısıtlamaları gibi imkanlar olsa da, ne yazık ki Youtube’daki kontrolsüz içeriklerin önüne geçilemiyor. Burası bir cadı kazanı gibi. Ben buradaki en büyük yaptırımın ebeveyn denetimi olduğunu düşünüyorum.

Neler yapabiliriz?

18 yaşından önce çocuğunuza Youtube hesabı açmayın.

Eğer çocuğunuz 18 yaşından önce, faydalı içerikler sunan (deney yapmak gibi) bir kanal açmak istiyorsa, video yükleme, yorumları takip etme, özel yazışma gibi konular yine sizin takibinizde olsun.

Youtube’daki olası tehlikeler ve uygunsuz içerikler hakkında çocuklarınızla konuşun.

Tehlikesiz gibi görünen bir çizgi film videosunun içinden bile, uygunsuz içerikli videolar çıkabileceğinin bilincinde olun ve bunu uygun bir dille çocuklarınızla paylaşın.

Kaliteli kanallara ve faydalı içerik sunan Youtuber’lara üye olun ki, öneri videolar da bu yönde gelsin.

Ekran ve Youtube kullanımı konusunda ailece ortak kararlarınız olsun ve herkes buna uymaya özen göstersin.

Tüm teknolojik aygıtlarınızdaki, yaş ve içerik kısıtlamaları ile ilgili ayarların açık olduğundan emin olun.

Çocuğunuzla birlikte video izlemeyi de, eğlenceli bir aktivite haline getirin.