Kovid-19 geçirmiş olmak bir ayrıcalık mı olacak?

Koronavirüs hayatımıza bir film senaryosu gibi girdi. Öyle de devam ediyor. Virüsün getirdiği yaşam şartları pek çok ilginç uygulamayı da beraberinde getirdi. Hükümetler, vatandaşlarını Kovid-19 geçirip geçirmediklerini anlamak için, antikor testlerinden geçirmeye başlamış. Hatta bazı ülkeler ‘bağışıklık pasaportu’ adını verdikleri bir uygulama başlatmış. Bu pasaportu alabilmeniz için tek bir kriter var: Kovid-19 geçirmiş olduğunuzu belgelemek!

BBC’nin haberine göre, Estonya ve Şili’de “bağışıklık pasaportu” sistemi kurulması için hazırlıklar yapılıyormuş. New York’ta da insanlar, antikor testlerinin fotoğraflarını çekip, bir tür Kovid bağışıklığı belgesi olarak kullanmaya başlamış. Peki, buradaki amaç ne? Bu belge ile Kovid-19 geçirdiğinizi ve virüsün bir kez daha size bulaşmayacağını belgeleyip, kısıtlamalardan muaf tutulmak! Şu an için, bir kere kapıp, atlattıysanız, bağışıklık kazanacağınız ve hastalığı bir daha geçirmeyeceğiniz tahmin ediliyor. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, bu teorinin yüzde 100 doğru olduğuna dair bir açıklama yapmadı.

Uygulamayı başlatan ülkeler, bu pasaportu alan kişilerin yaşlı bakımı gibi konularda görevli olabileceğini ve bu sayede büyük bir ihtiyacın karşılanacağını düşünüyormuş. Ancak bunun insanlar arasında kutuplaşmaya sebep olacağını düşünenler de var. Düşünsenize, Kovid-19’a bağışıklığı olan ve tüm kapıların açıldığı, ekonomiyi döndüren, istediği ülkeye girebilen bir üst sınıf ile tutsak gibi yaşayan alt sınıf! Haberde adı geçen Pam Evans adlı bir kadın, internetten tanıştığı bir adamın kendisine, “Testim temiz çıktı, buluşabiliriz” dediğini anlatmış. Gerçekten böyle mi olacak? İnsanlar birbirlerine test sonuçlarını mı gönderecek? Ten rengi, din, dil, ırk ayrımı derken, şimdi de Kovid geçirmiş ya da geçirmemiş diye mi ayrıştıracağız birbirimizi? Kimler nerelere girip çıkabilir ya da giremez? Bunu koronavirüs mü belirleyecek?

Öte taraftan hem ülkemizde hem dünyada koronavirüslü kişiyi hızlı tespit etmek ve temas ettiği noktaları belirlemek amacıyla pek çok mobil uygulama geliştirilmeye başlandı. Yakında tüm ülkelerde kullanıma başlar diye düşünüyorum. Bu da bir çeşit damgalama. Niyet iyi ama hani bir laf vardır ya; cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla döşelidir!

Korona sonrası ilk seyahatte neler yaptım?

Sizler bu satırları okurken, ben ve kızım yazlığa doğru (Bodrum) yola çıkmış olacağız. Dürüst olmam gerekirse, her yıl bu zamanlar mutluluk ve coşkuyla kavuştuğumuz Bodrum’umuza bu yıl gidip gitmemek konusunda çok kararsız kaldım. Orada da evde olacak olmasak, gider miydim hiç emin değilim. Ortamı yoklayıp, anneme ve babama kavuşup, sonrasında duruma bakacağız. Güvensiz olduğunu hissettiğim an, geri dönme niyetiyle çıktım yola.

Peki, yolculuk için nasıl bir hazırlık yaptım? Fikir vermesi açısından yazmak istedim:

- Kızım uzun araba yolculuklarında çok zorlanmasına rağmen, arabayla gitmeyi tercih ettim.

- Yola çıkmadan, arabaya ikimizin de ihtiyacı kadar maske, kolonya, el dezenfektanı ve ıslak mendil koydum.

- Öncesinde alışveriş yapıp, pratik yiyecek ve atıştırmalıklar hazırladım. Çünkü karın doyurmak amaçlı herhangi bir yerde durmayı düşünmüyorum.

- Her ne kadar kızım portatif klozet kullanmak için büyümüş olsa da, yine de arabaya aldım. Umumi yerlere tuvalete sokmak yerine, bununla idare etmeyi tercih ettim.

- Kendim ihtiyaç molası hissetmediğim sürece, durmayı planlamıyorum.

- Kızımla yola çıkmadan önce uzun bir konuşma yaptım. Bu seyahatimizin diğer tüm seyahatlerden farklı olacağını ve sorumluluğumuzda olan konuları anlattım. Bu konuda onun yardımına ihtiyacım olduğunu söyledim. Hatta seyahati kolaylaştırmak için önerilerine ihtiyacım olduğunu söyledim. “Az su içeceğim” dedi.

Bakalım yaklaşık 3.5 aylık ev izolasyonundan sonra, ilk uzun çocuklu yolculuk nasıl geçecek? Gelişmelerden haberdar edeceğim...