Oyun bağımlılığında çaresiz kalmayın

Pandemi döneminde oyun ve teknoloji kullanımındaki artış bağımlılığı nasıl etkiledi? Bakalım, Teknoloji Bağımlılığı Kongresi’nde bu sorunlara bilim insanları hangi çözümleri öneriyor

Oyun bağımlılığında çaresiz kalmayın

Pandemiyle birlikte teknoloji bağımlığı da arttı. Tüm gün ekran başında olan çocuk ve gençlerde evde kalış süresi uzadıkça, dijital oyunlara ilgi de arttı. Yeşilay tarafından düzenlenen 5. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi’nde, Kovid-19’un davranışsal bağımlılıklar üzerindeki etkileri konusunda konuşan uzmanlar, toplumsal bir seferberlik başlatılması ve devlet politikalarında düzenleme yapılması noktasında birleşiyor. Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM), teknoloji bağımlılığı alanında; “115 numaralı danışma hattı”, “sosyal destek” ve “yüz yüze psikolojik danışmanlık” olmak üzere 3 tür ayakta tedavi hizmeti veriyor.

Yeşilay Genel Başkan Vekili, öğretim görevlisi Mehmet Dinç de pandeminin başvuruları 2 kat artırdığına işaret ediyor. Türkiye genelinde 105 şehirde hizmet veren YEDAM’ların bağımlılık alanında uzman psikologlardan oluşan ekiple ücretsiz destek sunduğunu bildiren Dinç, şu bilgiyi veriyor: “Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı (TBM) kapsamında her yıl 8 milyon öğrenciye ve 3 milyon yetişkine teknoloji bağımlılığı konusunda eğitim veriyoruz. İnternet bağımlılığı alanında, şu an daha az uzman bulunuyor. Bağımlılıklar çok hızlı değişkenlik gösterdiğinden tüm dünyada bu alanda ne tip tedavi ve ilaç yöntemlerinin uygulanması gerektiği tartışılıyor. Kimi zaman bireysel kimi zaman grup terapiler ve farklı yöntemlerle tedavi süreci işliyor.”

Queensland Üniversitesi Gençlerde Madde Kullanımı Araştırmaları Ulusal Merkezi’nden Prof. Dr. John B. Saunders, kongrede, bazı ülkelerden örnekler sunduğu konuşmasında, şunlara işaret ediyor: “Mart 2020’den itibaren mobil oyun kullanıcıları Amerika’da yüzde 28, İngiltere’de yüzde 50, Güney Kore’de yüzde 34 ve Almanya’da yüzde 25 arttı. Araştırmalar günde 3-4 saatten fazla çevrimiçi oyun oynamanın risk taşıdığını gösteriyor. Akademik performans, anksiyete, depresyon, otizm spektrum bozukluğu, ebeveyn ilişkilerinde bozulmalar gibi belirtiler de ortaya çıkabiliyor. Oyuna verilen önem arttığında ve kişi negatif sonuçlarına rağmen oyun oynamaya devam ettiğinde, bunu ‘oyun oynama bozukluğu’ olarak tanımlıyoruz.”

Oyun oynama bozukluğu

“Oyunlar dikkatimizi nasıl dağıtıyor? Çözüm yolu nedir?” sorularına odaklanan Prof. Dr. Zsolt Demetrovics’in görüşleri şöyle: “Oyun oynarken insan kendini kaybedebiliyor. Oyunların kişiyi dış dünyaya kapatma gibi bir özelliği var. Gerçekten yaşadığınız sorunlardan, gün içerisindeki çatışmalardan uzaklaşmış oluyorsunuz. Bu kimi zaman başa çıkma veya kaçma davranışı olarak adlandırılabilir. Bunun kabul edilebilir bir seviyesi var. Ancak bir kişi bu oyunları gerçek dünyanın sorunlarından sürekli kaçmak için kullanıyorsa bu oyun oynama bozukluğu olarak adlandırılabilir.”

“Online oyunlarla bağımızı nasıl kesebiliriz?” sorusunu ortaya atan Doç. Dr. Daria Kuss’un çözüm önerisi şöyle: “Ciddi sorunlar yaşayan kişiye tavsiye edebileceğimiz şey: En çok sorun çıkaran oyunları oynamayın! Oyun aynı zamanda sosyal bir bağ içerir, sosyal motivasyon sağlar. Şunu öneriyoruz: Oyun dışında sosyal ağlar kurdukça arkadaşlar edindikçe bu kolaylaşacaktır. ‘Bilgisayarı kapat’ demek bir çözüm değildir! İnsanlar oyunu bıraktıklarında ne yapacaklarını bilemiyor. Zamanlarını dolduracak bir strateji oluşturmak lazım. Sosyal çevreleriyle nasıl iletişime geçebilirler? Hobilerini nasıl yürütebilirler? Önceden yaptığı ya da yeni keşfettiği faaliyetlere yönelebilirler.”

“Depresyonda artış var”

Kore Katolik Üniversitesi Uijongbu St. Mary’s Hastanesi’nden Prof. Dr. Hae Kook Lee konuşmasında, daha büyük sorunlara dikkati çekiyor: “Kovid-19 hastalığına yakalanma endişesi zamanla düşüyor ancak depresyon, anksiyete ve intihar eğilimi artıyor. Kore’deki bir araştırmaya göre, 2018 yılına oranla depresyonda 6 kat ve intihar eğiliminde 3.5 kat artış var. Bu durum yakın ilişkilerin kurulamamasından ve sosyal hayatın bitmesinden kaynaklanıyor. Bireyler hazzı çevrimiçi alanlarda aramaya başlıyor ve burada da bağımlılık riski ortaya çıkıyor. Başka bir araştırmada akıllı telefon kullanıcılarının yüzde 44.3’ü ve çevrimiçi oyun oynayanların yüzde 24.4’ü bu aktivitelere ayırdıkları zamanın arttığını belirtiyor. Bu artışın özellikle 20’li yaşlardaki bireylerde meydana geldiği görülüyor. Uzaktan eğitim nedeniyle öğrencilerin bilgisayar karşısında daha uzun zaman geçirmesi, onlar açısından da
riski artıyor.”