Amaç bizi uzaklaştırmaktı ve başardılar

Savcılar Türkaslan, Tamöz ile Yaren, Deniz Feneri e.V. soruşturmasında ilke kararı aldıklarını ve bu ilkelerin dışına çıkmadıklarını belirterek, ‘Gerçek amaç bizi soruşturmadan uzaklaştırmaktı, amaçlarına ulaştılar’ dedi

Amaç bizi uzaklaştırmaktı ve başardılar

Deniz Feneri e.V. soruşturmasını yürütürken HSYK tarafından görevden alınıp haklarında dava açılan cumhuriyet savcıları Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz’ün yargılanmasına Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nde başlandı. Duruşmaya, hakkında 11 yıla kadar hapis cezası istenen Türkaslan, 3’er yıla kadar hapis cezası istenen Yaren ve Tamöz’le avukatları katıldı. Türkaslan’ın “resmi belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanmak”, Yaren ve Tamöz’ün “görevi kötüye kullanmak”la suçlandığı davanın duruşmasında, üç savcıyı HSYK’ya şikâyet eden Deniz Feneri e.V. davası sanıklarından Zekeriya Karaman ve Zahid Akman’ın avukatları da hazır bulundu.
Kimlik tespitinin ardından sanıklar savunmalarını yaptı.

‘HSYK hukuku zorladı’
Türkaslan, 26 yıllık savcısı olarak yargılanmanın kolay olmadığını söyledi. Görev yaptığı süre içinde zorlama ve hukuk dışı hiçbir işlemde bulunmadığını belirten Türkaslan, şunları söyledi:
“Hakkımda soruşturma açılması tamamen Deniz Feneri soruşturmasından alınmam içindir. Gözaltı ve tutuklamalar olmasaydı bunlar olmayacaktı. Hukuk dışı niyet ve karalamalarla buraya kadar geldik. Soruşturma boyunca da zor ve kritik yerlerden geçtim. Dava da bunlarla ilgili. Kamuoyu da bunları bilmek istiyor ama anlatılmanın ne yeri ne zamanı. Bu zorlama, hukuk dışı dava karşısında sabrımı korumaya çalışıyorum. Ben suçsuz olduğumu ispat edersem, sadece görevini yapan bir savcıya yapılanları nasıl izah edecekler? Deniz Feneri e.V. soruşturması Türkiye’nin ekonomik suçlarla mücadelesi için de bir tes oldu. Biz soruşturmanın örnek gösterileceğini düşünürken tersi yönde örnek gösterildi. AB İlerleme Raporu’nda bizim görevden alınmamız olumsuz örnek olarak gösterildi. Bu dava, soruşturmadan alınmamıza gerekçe gösterilmek için açıldı. Müfettiş görevlendirildiğinde başsavcıya gittim. Bana ‘bir hukuksuzluk olmadığını ve tarafsızlığıma güvendiğini’ söyledi. Ama bir süre sonra bilmediğim bir şekilde görevden alındım. HSYK müfettişleri hukuku zorlayan, yanlı bir soruşturma yürüttü.
HSYK’dan tanık ifadelerini istedim. Bazı ifadeler kapatılmış geldi. Tanık ifadelerinin bir bölümü, tanıkların kimlik bilgileri kapatılmış. HSYK bu belgelerin üstüne de ‘aslının aynıdır’ damgası basmış. Bu davada gizli tanık dinlenemez ki.”
Sahtecilik yaptığı iddia edilen tedbir kararının aslının dosyada olduğunu, asıl kararın fotokopisini çektirerek tapu müdürlüklerine gönderdiğini anlatan Türkaslan, “Asıl kararın üzerinde oynama, silme, kazıntı yoktur. Fotokopi hukuken bir belge olmadığı için sahtecilik suçunun unsurları oluşmamıştır” dedi ve beraatini istedi.

‘İlke kararı aldık’
Savcı Mehmet Tamöz, Deniz Feneri e.V. soruşturmasına katıldıktan sonra ilke kararı aldıklarını, gözaltı ve tutuklama dahil tüm işlemlerde Ankara Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Ethem Kuriş’in de görüşünü aldıklarını, 3’e 1 olursa çoğunluk görüşünün, 2’ye 2 olması durumunda başsavcının bulunduğu tarafın görüşünün kabul edildiğini söyledi. Tamöz, yargısal mütalaası nedeniyle yargılandığını, hiçbir zaman suç işleme kastının bulunmadığını, birilerini zarara uğratmak maksadıyla hareket etmediğini savundu.

‘Bu dava yok hükmünde’
Savcı Abdulvahap Yaren de yargısal faaliyetlerin yargılama konusu yapılamayacağını, HSYK’nın soruşturma ve kovuşturma kararlarının yok hükmünde olduğunu, görevden alındıktan sonra soruşturmayı devralan iki savcının da yargılama konusu tedbir kararının devamı yönünde görüşte bulunduklarını söyledi. Deniz Feneri e.V. sanık ve avukatlarını suçlayan Yaren şöyle devam etti:

‘Fitre, zekat paraları’
“Biz fitre, zekat, sadaka paralarını birilerinin hovardalıkta harcadıkları iddiasını soruşturduk. Dini inançları suistimal ederek, kendi amaçları doğrultusunda kullandıklarını soruşturduk. Soruşturmada tutuklama kararı verildikten sonra hakkımızda şikâyet yapıldı. Bizden sonra soruşturmayı devralan savcılar da bizim gibi mütalaa verdiler. Neden onlara şikâyet yok? Gerçek amaç bizleri tesir altına alıp bu soruşturmadan uzaklaştırmaktı. Böylece takipsizlik kararı verilmesinin peşine düştüler. Amaçlarına ulaştılar. Susuzluktan insanları öldürmek gibi adaletsizlikten yargıyı da öldürmek mümkündür. Beraatime karar verilsin.”
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Deniz Feneri e.V. davası sanıklarından Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ın müdahillik talebini reddetti. Daire, sanıkların ortağı olduğu Hayat, Zirve, Set, Lapis, Yeni Dünya ve Mepa isimli şirketlerin müdahilliğini ise kabul etti. Daire, sanıklardan Zahid Akman ile avukatı Prof. Dr. Ersan Şen’in dinlenmesi için duruşmayı 29 Haziran’a erteledi.

‘Başkan ve adamları’
Duruşmayı, CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda milletvekili ile çok sayıda savcı, hâkim de izledi. CHP Denizli Milletvekili Ömer Süha Aldan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan “başkan” diye bahsederek, “Başkanın adamlarının peşine düşen savcılar mı ceza alacak, yargı bağımsızlığı mı kazanacak, göreceğiz” dedi.

Vazgeçilmez oldu! Tadına bakan unutamıyor...Balkanlardan göçlerle birlikte Anadolu mutfağına giren 'damat paçası' yemeği, düğün ve bayram yemeklerinin vazgeçilmezi oldu. Bursa'da bir işletmenin müşterilerine sunduğu, kuru yufka, tavuk, tavuk suyu, yoğurt ve tereyağı ile yapılan damat paçası, yoğun ilgi görüyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber