Sesini insanlığın barışçı ve özgürlükçü sesine katan, yaşamını topraklarımıza, insanımıza, emeğe adayan, türkülerimizin allı turnası Sümeyra; doğumunun 66. yıldönümü nedeniyle Ruhi Su Dostlar Korosu Koristleri’nce 27 Mayıs Pazar günü saat 16:00’da Kartal Cemevi Kültür Merkezinde gerçekleştirilecek bir etkinlikle anılacak.

 
Divriği Kültür Derneği ve Kartal Cemevi’nin katkıları ile Ruhi Su Dostlar Korosu koristlerince hazırlanan etkinlikte Sümeyra’nın yaşam öyküsü; görsel sunumlar, şiirler ve O’na dair metinler eşliğinde aktarılacak. Ruhi Su Dostlar Korosu’ndan arkadaşları Gönül Sabuncu ile Saim Gür, anılarını ve türkülerini, izleyicilerle paylaşacaklar. Ruhi Su Dostlar Korosu koristlerinden oluşan grup ise Sümeyra için türküler seslendirecek.
 
Program Tarihi: 27 Mayıs 2012 Pazar Saat: 16:00
Yer: Kartal Cemevi Ahmet Yesevi Salonu
Esentepe Mah. Yaşar Doğu Cad. No:13 Kartal / İstanbul
 
Ayrıca 26 Mayıs Cumartesi günü saat 13:00’de Zincirlikuyu Mezarlığı’nda mezarı başında anılacaktır.
 
Sümeyra Çakır Hakkında:
 
25 Mayıs 1946 tarihinde Edirne’de doğan Sümeyra, Mimarlık Fakültesinden mezun olduktan sonra müziğe olan tutkusundan dolayı İstanbul Belediye Konservatuarı Şan Bölümüne devam eder. Bu sırada tesadüfen “bebek” adlı türküyle Ruhi Su’nun sesi ile tanışır. Müzik eğitimini klasik batı müziği üzerine alan Sümeyra, Ruhi Su’nun etkisiyle türkülerin güzelliğini ve içtenliğini farkeder. Ruhi Su’nun 1975 yılında kurduğu Dostlar Korosu’nda yıllarca izini onurla taşıyacağı hocası ile ‘’el kapıları’’ ve ‘’sabahın sahibi var’’ albümlerine imza atarlar. Bireysel konserlerinin yanında Ruhi Su ve koro ile birlikte konserler verir. 1977 yılında davetli olarak gittiği İngiltere, Fransa ve İsveç’te de Anadolu halklarının sesini, verdiği konserlerle duyurur. O dönemde Türkiye’de yükselen işçi sınıfının politik mücadelesinde sesi ve soluğu tüm yurtta yankı bulur. 1980 yılında Doğu Berlin’de yapılan Uluslararası Politik Şarkılar Festivali’nde “enternasyonal” adlı marşı söylediği gerekçesiyle hakkında Türkiye’de soruşturma ve dava açılır. Bir daha Türkiye’ye dönemez. Birçok devrimci demokrat ve aydında olduğu gibi 12 Eylül’ün karanlık yılları, onun vatan hasreti, gurbet acıları ve 10 yıllık sürgün dönemidir. Bu dönem gurbet temalarının işlendiği; ‘’Barış ve Gurbet Türküleri”, “Allı Turnam” gibi dokuzun üzerinde albüm çıkarır. Su gibi sesi ve ince beğenisi ile yürekleri yakan genç bir veda ile 5 Şubat 1990 tarihinde memleket özlemi ile yakalandığı amansız hastalığa Frankfurt’ta yenik düşer.