Ölüm yasasına hayır!

16 Eylül 2012

Hayvan hakları yasası uzun süredir değiştirilmek isteniyordu. Hayvanlara yapılan eziyetin kabahatlar kanunundan çıkartılıp, ceza kanununa girmesi için bir çok gösteri yapıldı, imza toplandı. Tam yeni yasa hazırlandı ki var olan yasadan bile kötü bir hal aldı yasa.
Yani benim okumayı başardığım birkaç yazıda böyle diyor. Nedir bu Ölüm Yasası derseniz ben şahsen yeni çıkacak bu yasayı okumadım, okuyamadım. Öncelikle bu yasaya ölüm yasası denmesinin sebebi şu an ki kanunda olan “aşılat, kısırlaştır ve bulduğun yere bırak“ diyebileceğimiz, sokak hayvanları için uygulanan bu madde değiştiriliyormuş. Orman arazilerine açılması planlanan şehirlerden çok uzakta bir “barınağa götür orada bırak“ gibi bir şey olacakmış. Orada gözlerden ırak bir şekilde bakılacak mı bakılmayacak mı belli olmayan bu kedi-köpeklere ne olacak? Hemen söyleyeyim, bu çok uzak barınakta “uyutma” yapılabilecekmiş.
Şimdi bu sistem Amerika’da bazı eyaletlerde var. Sokaktan ya da evlerden alınan kedi-köpekler için bir uygulama, bulunduktan sonra 1 hafta sahiplendirilme şansları var. Eğer sahiplendirilmezlerse, iğneyle uyutuyorlar. Ama bunu layığıyla yapıyorlar.
Bir kere hakkımız varı aldırlar mı, -şu anda hakları olmamasına rağmen bir çok kedi-köpek kötü şartlar yüzünden barınaklarda ölüyor- artık bu hakları da varken kim bilir nelere maruz kalıpta ölecekler. Ölümler tek tek yapılabilecek mi? İşte bu yasa bu yüzden Ölüm Yasası.
Şu ana kadar 150.000 imza toplandı. Bu yasaya hayır diyoruz. Ayrıca sahipli köpeklerin toplatılması ve sınırlı sayıda evinizde kedi-köpek besleyebilirsiniz gibi bir maddeymiş.
Yasanın orjinalini okumak çok isterdim. Sadece duyduklarımı sizlerle paylaştım bu hafta böyle saçmalık daniskası bir yasaya, “Ölüm yasasına hayır” diyorum bende. Sahipli ve sokak köpekleri için ellerinden geleni ardlarına koymamış yasayı hazırlayanlar. Yurt dışından getirilen kedi-köpekler için bir yasaklama yok, petshoplar için yok, merdiven altı üretim yapanlar için yok ama sahipliler için var, evindeki köpek için kedi için var. Mantık şahane, anlamadığım için kötüdür bile diyemiyorum.

Yazının devamı...

Pegasos olmasa ne yapardım?

9 Eylül 2012

Pegasos ailesi sadece benim köpeklerimi götürüp de aşılattığım bir yer değil, orası sadece bir veteriner kliniği de değil... Benim gözümde orası beni ve köpeklerimi içine almış bir aile. Uzun süredir yazmayı düşündüğüm bu yazıyı yazmama ise ailemizin en küçük ferdi Vegas vesile oldu.
Vegas’ın annesinde babasında olmamasına, hatta ve hatta baba tarafından olan dedesi ve babaannesi diyelim onlarda da olmamasına karşın ciddi seviyelerde kalça çıkığı tespiti yapıldı. Erken teşhis olması amacıyla veteriner hekimimiz Aytekin Bey’in tavsiyesiyle 4 aylıkken ilk filmi çekildi. Kalsiyum takviyesine başlandı ve 45 günün sonun da ikinci çekilen filmde hastalıkta ciddi seviyede ilerleme kaydedildi. Ameliyat olsun mu olmasın mı diye de dün veterinere gittik. Bu konu da uzman diyebileceğim, aynı zaman da Pegasos’un kurucusu Aziz Bey, her hastasını kendi peti gibi gördüğünden ameliyat için de “Aman yapıverelim gitsin” tavrı olmadığı için. Ne söylerse benim için en doğrusudur diye son bir kontrole gittik.

Aziz Bey bana filmler üstünde, ayrıca maket üzerinde ilk önce kısa bir kalça çıkığı dersi verdikten sonra konuya girdi. Hesaplamaları anlattı ve Aytekin Bey Vegas’ı koşturduktan ben de üstüme atlamasını sağladıktan sonra her hafta veterinere gitmesine tekrar tekrar kontrol edilmesine dikkat çekti. Bu önümüzde ki ayın çok kritik bir dönem olduğuna ve bu dönemde yakın takipte olacaklarına, devamında ameliyat yapıp yapmayacaklarına karar verecekler. Şimdi Vegas her hafta Pegasos’a gidecek, koşturulacak, elle muayenesi yapılacak.
Ayrıca bu tür bir ameliyatı en oyuncu zamanında olan bir Golden Retrievera yada Labrador Retrievera yaparken 2 değil 5 kere düşündüklerini gördüm. Çünkü bu oyuncu köpekler en çılgın dönemlerinde ameliyatlı zor bir dönem geçirdikleri için bu tür bir ameliyatı yapalım diyemiyorlar.
Daha sonra kara kara düşünürken, “Nasıl götüreceğim? Her hafta işten devamlı izin alamam” derken, Aytekin Bey sanki içimi okumuş gibi “Size hangisi daha rahat olur? Biz mi alalım siz mi getirirsiniz?” demez mi? Her hafta Vegas‘ı evden alıp eve geri bırakacaklar... Gerçekten ne kadar teşekkür etsem az yani.

Tabii ki konu sadece Vegas’ı evden alıp bırakmaları değil, sayamayacağım kadar çok iyilik yapmış olmalarının yanı sıra köpeklerimi ve beni orada özel hissettirmeleri. Kapıdan girdiğim anda güler yüzlü karşılama, petime iltifat edilmesi -ki bana etseniz o kadar sevinemem herhalde-, her türlü hastalıkta en iyiyi ve konunun en uzmanında olduğumu bilmemim güvencesi... Ayrıca kime tavsiye edersem edeyim daha şu ana kadar hiç pişman olmamış aksine bol teşekkür almış olmam.

Pegasos ailesi büyüyerek hizmet vermeye devam ediyor. Herkes bana soruyor “Bu kadar çok köpeğe nasıl bakıyorsun?” Ben onlara sadece sevgi ilgi ve alaka veriyorum. Bunu Pegasos ailesi olmasaydı yapamazdım. Her bir üyesine tek tek teşekkür ederim.

Yazının devamı...

Yuva arayan güzel kız Peri

2 Eylül 2012

Adı Peri... Hikayesi ise peri masallarına yakışmayacak cinsten... 20 Temmuz civarlarında bulunduğunda kırığı vardı. Hemen veterinere götürüldü. Ameliyatını oldu. Hekimlerin söylediğine göre, Peri tecavüz mağduruydu. Erkeklerden çok çekiniyor, erkekle karşılaştığı anda korkudan altına kaçırıyor, tir tir titriyordu. Kafesinden dışarı asla çıkmak istemiyordu. Aradan 1.5 ay geçti, kırıkları iyileşti. Şu an pansiyonda bakılıyor. Erkeklerle arası artık daha iyi. Psikolojik sorununu biraz atlatmış sanırım. 3-4 tane erkek bakıcı tarafından bakıldığını biliyoruz ve onlarla gayet iyi anlaşıyormuş; onlara alışmış. Şu anki ağızlıklı fotoğrafları Peri‘nin bu durumu yaşadığı ilk fotoğraflarıdır. Şu an ise Peri’ye ağızlık takmaya ihtiyaç duyulmuyor. Petarkadas.com sitesindeki ilandaki irtibat numarasına ulaştık. Peri’ye bakan arkadaşlar; Peri’nin erkeklerle güven sağladıktan sonra arasının düzeldiği fakat yine de Peri‘nin öncelikli olarak bir bayana verilmesinin daha doğru olacağını düşünüyorlar. Tabii ki bu onların düşüncesi. Sonuçta Peri bakıcılarıyla çok iyi anlaşıyormuş. Bu telefon ile bağlantıya geçemedik. Bu sebeple perinin güncel fotoğraflarını size gönderemiyoruz fakat petarkadas.com sitesindeki camarondelaisla (Periye bakan) rumuzlu arkadaş sitedeki Peri‘nin haber yorumunda güncel fotoğrafları beklediğini söyledi. Bizler ulaşamıyoruz. Herhalde henüz fotoğraflar eline geçmedi.
0541 640 16 90 - 0533 375 52 31 - flz.fidan@gmail.com

İri cüssesine karşı yumuşak başlı Tony
Tony sokakta bulunmuş. Bir hayvan sever tarafından bahçeye kulübe konularak bakılıyor fakat, çevrede ki çocuklar Tony’i kaçırıp dövüştürmek istiyorlarmış. Bulan hanımefendi tek başına yaşadığı ve evinde de bir peti olduğu için Tony’i eve alamıyor. Ayrıca dövüştürmek isteyenlerinde tacizlerine maruz kalıyor. Tony’i bazen bahçe sahipleri evde yokken bu kişiler sopalarla dövüp vahşileştirmeye çalışıyorlarmış. Bir an önce bir yuva bulması gerekiyor, güvende olacağı bir yere ihtiyacı var. İyi niyetli ve sosyal bir köpek kedilerle anlaşıyor, top atıp getirmeyi biliyor, oyuncu bir köpek, aşıları yapılmış. Mastif kırması iri bir köpek saldırgan olmamasına rağmen cüsseli olduğu için bekçi olarak da kullanılabilir Tony. Bu yakışıklı İstanbul da iletişim için: 0534 527 1442 numaralı telefonu arayabilirsiniz.

Yazının devamı...

Yasaklı yazlık site

19 Ağustos 2012

Balıkesir’den bir okurumun mailini paylaşmak istiyorum sizlerle. Aysu Hanım sitesinde yaşanan bir yasaklama olayını anlatıyor ve iki yavruya yuva arıyor resimlerini de veriyorum.
Begüm Hanım Merhaba,
Ayvalık’ın Altınova beldesinde Denizkent adlı bir yazlık bir sitede yazlarımızı geçiriyoruz. Bildiğiniz gibi yazlık yerler yaz mevsiminde sokak kedileri ve köpekleriyle dolu oluyor ve isteyen yazlıkçılar yaz boyunca onlara su ve yemek vererek az da olsa yardım ediyorlar. 21 yaşındayım ve ben kendimi bildim bileli durum böleydi. Fakat bu sene site toplantımızda alınan bir kararla sokak hayvanlarına yiyecek verilmesi yasaklandı. Yani site sakinleri olarak sokak hayvanlarını kaderleriyle baş başa bırakmamızı istediler. Belediyelerin bile “bir kap su bir kap mama” kampanyaları yaptıkları bu zamanda sitemizdeki bu garip yasak gerçekten beni çok üzdü.
Şu anda sitemizde iki küçük yavru var ekte size resimlerini yolluyorum. Bu kimsesiz yavrulara elimizden geldiğince bakmaya çalışıyoruz fakat sitedeki hayvan sevmeyen kişiler su ve tekmeyle onları siteden uzaklaştırma çalışıyorlar. Ayrıca alınan bu yasakla beraber hayvanlara bir zarar gelmesinden korkuyorum. Onları internet üzerinden yuvalandırmaya çalıştım fakat henüz bir sonuç alamadım. Sizde sitemizdeki bu acımasız yasağa ve bu küçük canların resmine köşenizde yer verebilirseniz çok sevinirim. Yuva bulamazsak onlarla ilgilenen bir kaç ailede evlerine döndüklerinde çok zor durumda kalacaklar.
Yasağın bulunduğu site: Denizkent 3. Ada / Altınova / Balıkesir
İletişim Bilgilerim:
Aysu Aydınay 0505 699 57 37; aysuaydny@gmail.com

Yazının devamı...

Pirinç ve Barney

15 Temmuz 2012

İki haftadır Prince, yani benim deyişimle Pirinç’in olaylarına yer verdim. Siz de onu az çok tanıyorsunuz artık. Geçen hafta Pirinç’in sahiplerinden çok, beni benimsediğinden bahsetmiştim. Çeşme’ye Barney’i de getirdim. Barney, bana aşık, yaşayan milim yanımdan ayrılmayan, ben nereye o oraya bir golden... Barneytom, İzmir sıcaklarından Çeşme’ye gelince önce sersemledi, bir de hiç tanımadığı bir başka köpek vardı bahçede; Pirinç...
Barney’e havlıyor, oturduğu yerden hırlıyor ve en kötüsü de zavallı Pirinç, Barney’den o kadar korktu ki yanıma gelemiyordu. Kendini küçük sanan 35 kiloluk barneytomun, 5 kiloluk Pirinç’e bir şey yapmasa, sadece bir bakış fırlatması bile korkutucu.



İlk gün sinir sistemi bozulan Pirinç, ikinci gün bizden intikamını almak için yollara başvurmaya başladı. Önce biz yukarıda yatarken Barney’nin aşağıdaki topunu, plastik tavuğunu falan çalarak işe başladı. Amaç, Barney’i kızdırmak. Barney hiç aldırmadı. Akşam saatlerinde Barney ile kestirmeye çıktık. Annem gözlemlemiş, Pirinç, yarım saat boynca merdivenlerden iki basamak çıkıp inmiş. Sonunda iki katı çıkıp var gücüyle havlayarak beni uyandırıp kaçtı. Beni uyandırdı ama Barney’yi değil. O fosur fosur uyudu.
Aşağıya indiğimde Pirinç, havlayarak “gidin” mesajı verdi. Bana küstü. Barışmak istedim, kafasını çevirdi. Barney ile top oynarken, Pirinç topu almaya kalkıştı. Barney’in mamasını al ama topunu alma! Pirinç, topa bir hamle yaptı, Barney bir baktı, Pirinç’in korkudan ödü patladı!
Keşke kameram yanımda olsaydı da o görüntüyü çekebilseydim. O anda Pirinç, kuyruğunu bacaklarının arasına aldı, evine kaçtı. Bir daha da Barney’ye bulaşmadı.

Yazının devamı...