New Yorklu Prince oldu Pirinç

8 Temmuz 2012

Önceki yazılarımda da bahsetmiştim ilk köpeğim rahmetli Daisy’den. İnanılmaz bir köpekti, süper bir bekçi, haber verme köpeğiydi. Yani Daisy’i susturmak için ya onu öldürmeniz yada dostu olmanız gerekirdi ki, asla kimseyle dostluk kurmaz, kendi çapında özgür sahip kabul etmeyen bir canlıydı.
Bizim Çeşme’deki evimiz ikiz villa, geniş bir bahçesi var. Her yaz teyzemlerle bitişik aynı bahçe içerisinde oturuyoruz. Rahmetli Daisy bekçiliğini teyzemlerin rahmetlisi Cherie’ye öğretmişti, ikisi herkese havlar, geçen motorlara posta koyar, yoldan yürüyen masum vatandaşa bile kızarlardı.
Cherie bu geleneği sürdürdü ve her yaz ufak ufak bizim Efe’ye aktardı. Şu anda bu gelenk Efe ile devam ediyor.
Gelelim bizim Prince’e.
Kendini köpek ırkından saymayıp, üstün gören Prince bunu nasıl yapıyor diyeceksiniz. Kesinlikle yerde oturmayan, plastik mama tasından su vs içmeyip sadece porselen veya metal kap seçen, devamlı gururlu bakış atan, ismini oldukça benimsemiş bu Prince, Efe ile 2 hafta geçirince oldu mu size Pirinç. İsmini çok iyi bildiği için ben ona pirinç demeye başladım pi ve ri olayı tuttuktan sonra her isme bakıyor aslında. Efe, Cherie’den aldığı bayrağı Pirince’e teslim etti. Bizim sosyetik Pirinç tam bir köpek oldu. Havuzdan su içmeler, Efe’nin mamasını çalmalar, Efe nerde oturuyorsa tam karşısına geçip yerlere serilmeler... Öyle sırnaşmayan kimseye beni sev beni sev yapmayan Prince, Pirinç olunca ben Efe’yi sevsem kıskanmaya onu ittirip kendini sevdirmeye falan başladı o derece.

Ayrıca Pirinç ile Efe arasında da yıllardır tanışıyormuşçasına bir kankalık başladı. Sabah ritüelleri oluştu yani.
Efe de Çakıl’dan ayrı kalınca Pirinç’i pek benimsedi. Efe ve Çakıl ayrılmaz bir bütündüler. Çakıl olmayınca Efe tek yaşamaya alışkın değil yeni kankasıda Pirinç olunca tüm baş kaldırmalar beraber yapılmaya başlandı. Aslında görünen o ki, Efe Çakıl’ı fena sattı yerine de Pirinç’i koydu. Beraber bahçede koşturup sıcaklayınca havuzdan su içip, masadan yemek aşırıp en serin yere başbaşa uzanıp, gelen giden yabancıya on saat havlayıp günü bitiriyorlar.

Yazının devamı...

New York’tan bir Prince geldi

1 Temmuz 2012

Bugün size Prince’ten bahsetmek istiyorum. Daha önce de söz etmiştim, kuzenlerimin New York’tan üreticiden aldıkları köpek olarak... Bir Cavalier King Charles. Üretici kadının Melislere satmaya yanaştığı evdeki bir sürü Cavalierden biriymiş Prince... Satılma nedeni ise kadının söylediğine göre asosyal olması. Ürettiği soydan en güzeli en düzgünü fakat, 1 yıldır uğraşmasına rağmen de kimseyle anlaşamayan...


Köpeklerden yavru olsun, yetişkin olsun ölümüne korkan bu yüzden yarışmalarda diskalifiyeye sebeb olacak ve soyunun adını kötüye çıkarabilecek bir köpek Prince. İşte bu yüzden de 13 aylıkken oldukça yüksek bir fiyata, 5 sayfalık sözleşme ve kısırlaştırılma şartıyla satılan bir köpek.
Melisler de Prince’i ilk aldıklarında kadının direktiflerini aynen uyguluyorlar. Köpek parkına götürüyorlar. Yavru köpekleri falan ısırınca, -üretici kadında denemiş- onun yapamadığını biz mi yapacağız deyip vazgeçiyorlar.


Aman korkmasın, yok rahat yerde uyusun, vs. derken köpek, köpek olduğunu unutmuş durumda İzmir’e geliyor. Tabii burası New York değil, Kordon’da gezerken sokak köpeğini de, kedisini de görüyor. Sesten çok etkileniyor, sıcakta ağır çarpıyor, ağır bir tüy döküntüsü... Ve tabii sanırım en çok şaşırdığı şey bu kadar çok insan görmesi oluyor. Herkes onu kucağa almak, sıkıştırmak istiyor.


Yazının devamı...

Örnekköy Barınağı’na tepki yağdı

10 Haziran 2012

Geçen hafta “Örnekköy Barınağı” yazımla ilgili çok fazla mail aldım. Bunlardan Safiye Hanım’ın mailini paylaşmak istiyorum sizlerle.
“Merhabalar,
Dünkü yazınızı okudum. O barınak ile ilgili çok fazla şey duydum... Aancak bir Karşıyalı hayvan dostu olarak bu konunun üzerine gidilmesini rica ediyorum sizden... Ayrıca halkın parklara yaptığı kedi barınaklarının neden kaldırıldığını,neden köpek parkı ya da tuvaleti taleplerine olumlu cevap verilmediğini bilmem de hakkım!! Bu kadar mı hayvan düşmanı olduk???????”
Safiye Hanım anladığım kadarıyla bu konuyla ilgili baskıların sürmesi gerektiğini talep etmiş. Ayrıca sorularını da burada yayınlayarak yetkililerden e-mail almayı bekliyorum. Bu e-mailleride köşemde paylaşacağım sessiz kalınmayacağını düşünüyorum. Umarım çok optimist olmamıştır.
* * *
Dün “Can dostlarım” çekimleri için Güzelbahçe barınağına gittik, Örnekköyle ilgili anlatılanlardan sonra bu kadar düzenli, bakımlı ve ilgili bir personeli olan bu barınak bence herkese örnek oluşturmalı. Güzelbahçe Belediye başkanı Sayın Mustafa İnce’de oradaydı. Barınağın yapım aşamasında yaşadığı zorlukları anlattı. Fakat kurduğu düzenle herkese örnek olması gereken bir barınak. Mama yardımı bekliyorlar. Ayrıca kafeslerde duran köpekler-kediler ne kadar kafesleri güzel olsa da tabii ki psikolojileri bozulmuş. Bir çoğu telleri kemirmiş parçalamış. Bu yüzden mama yardımı dışında da sağlam ve sık dokulu tel örgü ihtiyaçları var. Ayrıca Güzelbahçe belediye başkanının da bir ricası vardı: Tüm hayvan severleri ordaki köpekleri-kedileri sevmeye onlarla vakit geçirmeye çağarıyor. Mama bir ihtiyaç fakat en önemlisi onlara sevgi verecek kişiler. Aynı çekimi aynı düzende Örnekköy Barınağı’nda da yapmak isterim açıkçası... Bununla ilgili de görüşmelere başlayacağım en kısa zamanda.
Güzelbahçe barınağının çekimlerini haftaya “Can Dostlarım” programında izleyebilirsiniz. Ayrıca sıcaklar artık bastırdı lütfen evinizin, apartmanınızın, iş yerinizin önüne bir kaba su koyun... Sadece kedi-köpekler için değil, kuşlar için de yazın sıcaklarda su bulamayan tilkiler-kirpiler için de bunu yapın.

Yazının devamı...