Kırmızılar hedefe doğru

15 Nisan 2014

İNGİLTERE PANORAMA

34. HAFTA

Premier Lig’de şampiyonluk düğümü belki de bu hafta çözüldü. Liverpool Anfield Road’da Manchester City’yi ağırladığı karşılaşmada sahadan 3-2’lik galibiyetle ayrıldı. Zirve için çekişen iki ekibin mücadelesinde gülen Kırmızılar bitime dört hafta kala önemli bir avantajı ele geçirdi.

Karşılaşma 1989 yılında yaşanan Hillsborough Faciası’nda hayatını kaybedenlerin anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Olayın 25 yıldönümünde KOP tribünü görkemli bir koreografi gerçekleştirirken, maç öncesi 1 dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi. Stat dışında gerçekleştirilen etkinliklerde ise mumlar yakıldı, ağıtlar söylendi.

15 Nisan 89’da, Sheffield Wednesday'in sahası olan Hillsborough Stadı'ndaki FA Cup yarı final mücadelesinde Liverpool ile Nottingham Forest takımları karşı karşıya gelmişti. Karşılaşma henüz altıncı dakikada dururken, tribünlerde çıkan panik sonucu 96 Liverpool taraftarı (94'ü o gün, ikisi daha sonra) tel örgülere sıkışarak hayatını kaybetmiş, 766 taraftar da yaralanmıştı.

İngiltere ve dünya futbolunun en ölümcül ve en kötü kazası olarak anılan olay, sonrasında yaşananları ve Ada futbolunun geleceğine etkisiyle oldukça geniş bir nüfuz alanı bulmuştu.

O dönem tribünlerde çıkan izdihamdan Liverpool taraftarları sorumlu tutuldu. Facianın 20. yılı olan 2009'da oluşturulan bağımsız soruşturma komisyonu ise raporunu 2012'de açıkladı. Soruşturma komisyonunun raporuna göre polis faciaya ilişkin belgeleri çarpıttı ve masum taraftarları suçladı. Zamanında müdahale edilseydi 96 taraftardan 41'inin hayatı kurtulabilirdi.

İngiltere Başbakanı David Cameron raporun açıklanması sonrası hayatını kaybeden Liverpool taraftarının ailelerinden özür diledi. Aileler ise hala yasal sürecin sağlıklı işlememesinden ve sorumluların yargı önüne çıkarılmamasından şikayetçiler ve bu konuda tartışmalar hala devam ediyor.

Yazının devamı...

Profesör Alex

8 Nisan 2014

33. HAFTA

Bu sezon inişli çıkışlı bir grafik çizen, bir kazanan bir kaybeden Manchester United, geride bıraktığımız haftayı galibiyetle geçti. Deplasmanda Newcastle United’a konuk olan Kırmızı Şeytanlar, sahadan 4-0 galip ayrıldı. İki gol Mata’dan gelirken, bir gol Chicharito, bir gol de Adnan Januzaj’dan geldi. Bu üç puan ile United uzun bir aranın ardından bu sezon ilk kez iki maç üst üste kazanma başarısı gösterdi. Geçtiğimiz hafta protestoların hedefi olan teknik direktör David Moyes da bu galibiyetle derin bir nefes almıştır.

Geçtiğimiz yılın şampiyonu, bu sezonki hayalkırıklığının ardından Alex Ferguson’u arar hale geldi. Yaşanan ilk puan kaybında hemen efsane hocanın ismi telaffuz edilip, kendisi göreve geri çağrılıyor. Ancak emekliliğini açıklamasının ardından futbol direktörü olarak atanan İskoç futbol adamı bu görevinden memnun görünüyor. Dahası çeşitli ek işlerle, hayatını devam ettirme niyetinde olan Ferguson’un tekrar teknik direktörlüğe dönmek gibi bir niyetinin olmadığı anlaşılıyor.

Alex Ferguson bundan böyle ünlü Harvard Üniversitesi’nde hocalık yapmaya başlayacak. Boston’daki Harvard Business School ile uzun dönemli öğretim programı çerçevesinde anlaşma sağladığı belirtilen Ferguson, medya ve spor ile eğlence-iş yönetimi gibi derslere girecek ve göreve mayıs ayında başlayacak. Daha önce konuk olarak bu okulda ders vermişliği bulunan eski hocanın, 2013 Harvard yıllığında basılmış makaleleri de bulunuyor.

Üniversitenin, futbolun bu en soluklu çalışma süresine imza atmış ve 27 yıl başında kaldığı Manchester United’da önemli başarılar yakalamış insanın tecrübelerini öğrencilere aktarmak istediği konuşuluyor. Anita Elberse isimli Harvard profesörü konuyla ilgili açıklamasında, “Sir Alex Ferguson’un kampüsümüze gelmesini ve liderlik konusundaki bilgilerini paylaşmasını sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.

Britanya tarihinin (belki de dünyanın) en başarılı teknik direktörü olarak kabul edilen 72 yaşındaki Ferguson çalıştırdığı takımlarla 39 yılda 49 kupa kazanma başarısı göstermişti. David Beckham, Cristiano Ronaldo gibi yıldızları parlatan isim olarak da bilinir. Arızaları da yok değildir. Örneğin bir keresinde tekmelediği ayakkabı ile Beckham’ın yüzünde bir façaya yapmıştı.

Öte yandan Fergie’nin ABD’deki okulda ders verecek olması esprili yorumlara da yol açmadı değil. Bilindiği gibi İskoçlar’ın da ana dili İngilizce ancak şiveleri oldukça değişik. Zamanında İngiltere’re bile mizah konusu olan bu durumun, hocanın yeni görevinde de oluşabileceği belirtildi. Ada basınında okuyucuların yaptıkları yorumlarda, “Şimdi bir tercümana da ihtiyaç olacak” şeklinde esprili değerlendirmeler yapıldığı da göze çarptı.

Yazının devamı...

Yakışmadı Mourinho!

1 Nisan 2014

32. HAFTA

Premier Lig'de haftalar ilerledikçe şampiyonluk yarışının görüntüsü de netleşmeye başladı. 32. haftanın önemli mücadelesi Arsenal ile Manchester City arasındaydı. Konuk ekip Silva ile öne geçse de Flamini'nin golü maça eşitliği getirdi. Ancak Arsenal, üç puan için çıktığı maçta başka gol bulamayınca bir puana razı oldu.

Öyle görünüyor ki Arsene Wenger'in takımı bu yarışı fazla öteye götüremeyecek. Sezona çok iyi başlamış, uzun süre lider olarak devam etmişlerdi. Ancak Arsenal haftalar ilerledikçe, baskın oyununda gerilemeler yaşadı. Bitime altı hafta kala sahalarında City'yi mağlup edememeleri, zirve için ellerini çok zayıflattı, belki de boşa çıkardı.

Şampiyonluğun en önemli adaylarından Chelsea de bu hafta büyük bir şok yaşadı. Deplasmanda Crystal Palace ile karşılaşan Maviler, John Terry'nin kendi kalesine attığı golle mücadeleden 1-0 yenik ayrıldı. Chelsea Teknik Direktörü Jose Mourinho maçın ardından yaptığı açıklamada, negatif anlamda iddialı konuştu ve artık şampiyonluk şanslarının kalmadığını öne sürdü.

Portekizli teknik adamın maç içindeki bir görüntüsü ise bu ifadelerinden de çok yankı buldu. Jose Mourinho, top toplayıcı bir çocuğu tehdit etti. Chelsea teknik direktörü, çocuğu tartaklayacağına dair uyardı. Azpilicueta'nın taç atışını hızlıca kullanmak istemesi, top toplayıcının da ağır hareket etmesiyle sinirlenen deneyimli hocanın sinirlerine hakim olamadığı ifade edildi. Sonrasında Mourinho da bunları doğruladı.

Liverpool ise bu gelişmelerle birlikte değerlendirildiğinde çok kıymetli bir üç puan aldı. Tottenham'ı ağırlayan Kırmızılar, Kaboul'un kendi kalesine attığı golün ardından Luis Suarez, Coutinho ve Henderson'un golleriyle farka gitti. Puanı da bu arada 71 oldu, haftayı lider olarak geçti.

Suarez gol sayısını 29'a çıkardı ve Premier Lig tarihinin bir sezonda en çok gol atan oyuncusu olma yolundaki yürüyüşünü sürdürdü. Uruguaylı golcü, 2007-08'de 31 gol atan Cristiano Ronaldo ve aynı rakama 1995-96'da ulaşan Alan Shearer'ı geride bırakmaya çalışıyor.

Yazının devamı...

Drogba ve Ronaldo'nun kabusu: Luis Suarez Diaz

24 Mart 2014

İNGİLTERE PANORAMA

31. HAFTA

Cardiff City evinde Liverpool'u ağırladı. Alt sıralardan kurtulma mücadelesi adına kendileri açısından önemli bir maçtı. Ancak bu sezon deste deste gol atmayı alışkanlık haline getiren Liverpool karşısında onlar da tutunamadı. Bir düzine golü filelerinde gördüler. Rodgers'ın takımı 6-3 kazandı.

Cardiff'in attığı üçüncü gol Jordon Mutch'tan geldi. Ama o gol kadar Jones'un asisti de güzeldi. Futbolda kafa pasları oldukça estetiktir. Çünkü oyuncu topa başıyla, ayağıyla olduğu kadar istediği şekilde yön veremez. Verebildiğinde ise işte bu goldeki gibi enfes bir kare ortaya çıkar. Jones'un 'Hakan Şükür'ü hatırlatan kafa pasıyla yaptığı asist, ve Mutch'ın da kafayla yaptığı vuruş, bol gollü karşılaşmanın güzel anları arasındaydı.

Bir maçı eksik Liverpool gol sayısını 82'ye yükseltti. Acaba bu alanda bir rekora imza atabilirler mi? Premier Lig'de gol rekoru Chelsea takımına ait. 2009-10 sezonunda toplam 103 gol kaydeden Maviler bir sezonda en çok gol atan takım olurken, Didier Drogba da o sezon kaydettiği 29 golle gol kralı olmuş ve bu rakama ulaşılmasında başrolü oynamıştı.

30 maçta 82 gol atan Liverpool'un önünde daha 8 maç var. Kalan karşılaşmalarında, maç başına 2,75 gol ortalaması yakalamaları, yeni rekorun sahibi olacakları anlamına geliyor. Liverpool'un Uruguaylı forveti Luis Suarez ise bireysel rekora koşuyor. O, hedefe çok daha yakın. Cardiff karşısında hat trick yapan 27 yaşındaki forvet gol sayısını 28'e çıkardı. 2007-08'de 31 gol atan Cristiano Ronaldo ve aynı rakama 1995-96'da ulaşan Alan Shearer'ın tahtına göz dikmiş durumda. Üstelik sezonun ilk 5 maçında oynamadan buralara geldiğini de unutmamak gerek.

Cardiff cephesinde ise işler hiç de iyiye gitmiyor. Üst üste ikinci mağlubiyetlerini alarak düşme potasındaki konumlarını korudular. Ancak sportif başarısızlıktan daha büyük bir mücadele bu kulüp için saha dışında yaşanıyor. Malum kulüp el değiştirdi ve yeni sahip Vincent Tan forma rengini değiştirdi. Geleneksel mavi forma rengi kırmızıya çevrildi. Üstüne üstlük mavi kuşlu logo da yerini ejderhalı figüre bıraktı.

Her fırsatta bu durumu protesto eden Cardiff City taraftarı bu haftayı da boş geçmedi. Liverpool maçı öncesi toplanan yaklaşık 3000 kişi stada sloganlar eşliğinde yürüyerek protesto gösterisi düzenledi. Forbes dergisinin 4 yıl önce milyarder iş adamları listesine aldığı Malezyalı girişimci, 2012'de renk değişimini gerçekleştirmişti. Bu haftaki gösterinin ise öncekilerden bir farkının olduğu belirtildi. Cardiff'in tüm taraftar grupları ilk kez biraraya geldi.

Yazının devamı...

Chelsea kayıp, Liverpool tam yol

18 Mart 2014

İNGİLTERE PANORAMA

30. HAFTA

Chelsea, Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray ile oynayacağı rövanş karşılaşmasının öncesinde son sınavına ligde Aston Villa karşısında çıktı. Lig lideri Maviler, sıralamanın doruğundaki pozisyonlarına karşın maç eksiği olan takipçilerine yakalanmamak adına mutlak galibiyet kovalıyorlardı. Ancak bordo-mavililere karşı deplasmanda bozguna uğradılar. Aston Villa'nın galibiyetine ek olarak, kırmızı kart gören oyuncuları ve tribüne gönderilen hocalarıyla ağır bir yara aldılar.

Ligde orta sıralarda yer alan Villa bu maça bilenmiş, kazanmak için kenetlenmiş. Karşılaşmanın hemen öncesinde ev sahibi takımın oyuncularının birbirlerine sarılarak oluşturdukları dairede, voleybolcular misali galibiyet yemini etmeleri bunun açık işaretiydi. Nitekim bu hedeflerine 82. dakikada Fabian Delph'in kaydettiği golle ulaştılar.

Aslında Chelsea maça kötü başlamadı. Hatta ev sahibi ekipten daha diri olan, golü daha çok arayan taraftı. Ancak Willian’ın gördüğü kırmızı kart planları bozdu. Bu dakikadan sonra oyunun kontrolü ev sahibi ekibe geçti. 82’de sahneye çıkan Delph takımını öne geçirdi. Aston Villa’nın bu dakikadan sonra da atakları oldu. Başka gol bulamadılar ama sinirleri iyice gerilen konuk takımda önce Ramires kırmızı kart gördü ardından bu pozisyona itiraz eden Jose Mourinho hakem tarafından sahadan atıldı.

Portekizli teknik adam, karşılaşmanın ardından maçın hakemine yoğun eleştirilerde bulundu. Mourinho, hakem Chris Foy’un bundan böyle kendi maçlarına verilmemesini istedi. Mou, “Böyle bir şey talep etmeye hakkım yok. Ancak ben sadece komitenin durumu analiz etmesi gerektiğini anlatmak istiyorum. Böyle olması herkesin yararına olacaktır” dedi. Chelsea çalıştırıcısı maçın hakeminin belli olmasının ardından Cobham antrenman tesislerinde futbolcuların da hafta boyunca hakemi konuştuklarını söyledi.

Alınan yenilgi, iki oyuncusunun cezalı duruma düşmesi ve Mourinho’ya gelecek cezanın yanı sıra Chelsea’yi bir tehlike daha bekliyor. Londra ekibi şu an en yakın rakibinden dört puan önde olmasına karşın oldukça riskli bir durumda bulunuyor. Çünkü Maviler’in, kendisini takip eden Liverpool ve Arsenal’e göre 1 maçı fazla. Üstüne üstlük yalnız üç puan gerisindeki Manchester City’nin ise üç maçı eksik durumda. City bu karşılaşmaları kazandığı takdirde bir anda lig lideri durumuna gelecek.

Yazının devamı...

Chelsea ve Mourinho’nun rekoru göz korkutuyor

11 Mart 2014

İNGİLTERE PANORAMA / 29. HAFTA

Premier Lig’de heyecan 29. hafta karşılaşmaları ile devam etti. Haftanın merakla beklenen mücadelesi aynı kentin iki takımı Chelsea ile Tottenham’ı karşı karşıya getiren ve zorlu geçmesi beklenen maçtı. Stamford Bridge’de oynanan Londra derbisi beklentileri tamamen boşa çıkarırken, Jose Mourinho’nun öğrencileri 41 bin 598 biletli seyircinin izlediği karşılaşmayı 4-0 gibi net bir skorla kazanarak ligin zirvesindeki yerlerini korudular.

Aslında maçın ilk yarısı beklendiği gibi geçti. Tottenham oyunu iyi tutarken, rakibine de geçit vermedi. Ancak ikinci yarıda işler değişti. 56’da Samuel Eto’o sahneye çıkarak takımını öne geçirdi. Bu golün hemen üç dakika sonrasında ise konuk ekipten Kaboul penaltıya sebebiyet verdi ve kırmızı kart gördü. Topun başına gelen Hazard farkı ikiye çıkardı. 10 kişi kalan Tottenham’ın direnci artık iyice kırılmıştı. 88 ve 90’da Demba Ba’nın golleri maçın skorunu belirledi.

Maçı izlemeyen ve sadece skoru öğrenen bir kişi ev sahibi ekibin rahat bir galibiyet aldığını düşünebilir. Ancak işler hiç de öyle değil. İlk yarı gayet iyi ve dirençli oynayan Tottenham aslında maçı kendi elleriyle rakibe verdi. Bu karşılaşmayı Chelsea’nin kazandığını söylemektense, Tottenham’ın kaybettiğini söylemek daha doğru olacaktır. 1990’da Lineker’in galibiyet golünü attığı maçta rakibine karşı son deplasman galibiyetini alan Tottenham, o tarihten sonra Chelsea’yi dış sahada ilk kez yenmek istiyordu oysa.

Samuel Eto’nun bulduğu gol, rakip savunmanın kaleciye doğru gönderdiği hatalı geri pasının bir ürünüydü. İkinci golde ceza sahası içinde düşürme, rakibe bir gol fırsatı daha sundu. Demba Ba’nın attığı üç ve dördüncü gollerde de yine konuk ekibin savunmacılarının kaleciyle ortaklaşa giriştikleri hatalar belirleyici oldu.

Her şeye karşın 4-0 gibi farklı galip geldikleri bir maçta, kazanan ekibin hiç hak etmediğini söylemek de haksızlık olacaktır. Sonuçta Chelsea daha çok mesafe kat ettiği bir maçı kazandı. Ev sahibi ekibin oyuncularının toplam koşu mesafesi 109, konuk ekibinki ise 104 kilometre olarak ölçüldü. Chelsea’nin yeni transferi Matic’in 12 km ile sahanın en çok koşanı olması da ayrıca dikkat çekti. Mourinho’nun ekibi topa da daha çok sahip olan taraftı (% 54 - % 46). Chelsea 12 kez kaleyi yoklarken bu şutlardan 4’ünde isabet buldu. 6 şut denemesi olan Tottenham ise bunların ikisinde kaleyi tutturabildi.

Ortaya çıkan bu skorun ardından ise akıllara Tottenham Teknik Direktörü Tim Sherwood’un karşılaşmanın öncesinde yaptığı açıklamalar geldi. Sherwood Jose Mourinho’nun başında bulunduğu Chelsea’nin Stamford Bridge’de 74 maç üst üste yenilmeme rekoruna son vermek istediğini söylemişti. Ancak bu rakamın yerini, hemen kendisini takip eden 75’e bırakmasını engelleyemedi.

Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray’ı gelecek hafta rövanş maçında misafir edecek olan Chelsea’nin bu rekoru sarı-kırmızılılara adeta gözdağı veriyor. Chelsea’yi daha önce 2004-2007 yıllarında da çalıştıran Jose Mourinho’nun başarısı, Maviler’in en az bu sezonki başarısı kadar dikkat çekiyor. İstanbul’daki 1-1’in rövanşında deplasmanda mutlaka gol veya goller bulması gereken sarı-kırmızılıları, sahasında yenilmeyen bir Mourinho takımı bekliyor.

Yazının devamı...

Pardew-Meyler ile Shelvey-Debuchy ya da kaderin cilvesi

3 Mart 2014

İNGİLTERE PANORAMA

28. HAFTA

Premier Lig’de geride bıraktığımız haftaya yeşil sahadaki mücadeleden çok, ‘saha dışı’ olarak adlandırılabilecek gelişmeler damga vurdu.

Hull City-Newcastle United karşılaşması izleyenlere keyifli bir 90 dakika vaat ediyordu. Aslında öyle de oldu, tam 5 gol atıldı. Sahasında ligin en az gol yiyen ekiplerinden bir tanesi olan, kalesini eski Beşiktaşlı Allan McGregor’un koruduğu Hull, bu maçta herkesi şaşırttı. Konuk ekibin rakibine gol yağdırdığı maç, Newcastle’ın 4-1’lik galibiyeti ile sona erdi (46 Davies / 10 ve 55 Sissoko, 42 Remy, 90 Anita).

Ancak karşılaşmanın da önüne geçen başka bir hadise yaşandı. Newcastle United Teknik Direktörü Alan Pardew maçın 73. dakikasında, taç çizgisi önündeki bir pozisyon sırasında Hull City’li oyuncu David Meyler’e kafa attı. Bir anda saha karışırken, hakem futbolcuya sarı kart verdi, deneyimli teknik adamı ise tribüne gönderdi. Pardew 90 dakikanın ardından yaptığı açıklamada özürlerini iletti, “Sadece kafamla itmek istemiştim. Yine de bunu yapmamalıydım” dedi.

Büyük tepki çeken hareketten dolayı Newcastle United kulübü aynı gece geç saatlerde internet sitesinden bir açıklamada bulundu ve hocasını cezalandırdığını açıkladı. Rakip oyuncuya kafa atan asabi çalıştırıcıya 100 bin sterlinlik bir ceza uygun görüldü. Oldukça ağır bir para cezası olarak nitelendirilen bu cezaya ek olarak yeni cezalar da gündeme gelebilir. Zira İngiltere Futbol Federasyonu da konuyla ilgili soruşturma başlattı. Kafacı hoca muhtemelen bir süre daha maçları tribünden takip etmeye devam edecek.

Alan Pardew daha önce Reading, West Ham, Charlton Athletic gibi takımları da çalıştırmıştı. 52 yaşındaki İngiliz teknik direktör siyah beyazlı ekibe 2010’da, Southampton’daki görevini bırakarak geldi. Cumartesi günü yaşananlar ise onun için bir ilk değildi. West Ham United’ın başında olduğu 2006’da Arsenal Teknik Direktörü Arsene Wenger’e aşırı tepki vermesinin ardından özür dilemişti. Deneyimli çalıştırıcı iki yıl kadar öncesinde de hakemlere tepkisinden dolayı iki maç men cezası ile 20 bin sterlinlik bir cezaya çarptırılmış, ayrıca Pellegrini’ye ettiği küfür de kayıtlara yansımıştı.

Yazının devamı...