ALTIN NEREYE KOŞUYOR?

18 Ağustos 2019

ABD-Çin ticaret gerginliği piyasaların önündeki en büyük sıkıntı kaynağı. Riskten kaçış altını öne çıkarıyor. Onsu 1.513 dolara yükselen altında ilk hedef 1.530 dolar. Arada geri çekilmeler yaşansa da altında yön yukarı

Piyasalarda riskten kaçış fiyatlanıyor. Altının ons fiyatı 2013 yılından  bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Küresel çapta 15 trilyon dolarlık eksi faizli tahvil stoku bulunuyor. FED’in faiz indirme ihtimali ve merkez bankalarının altın toplaması, altına yönelik ilginin canlı kalmasında belirleyici bir etkiye sahip. Kısa vadede teknik olarak hedefin 1.530 dolar seviyesinde bulunuyor. 2019 yılına altının yükselişinin damga vuracağı anlaşılıyor.

Merkezler topluyor

Dünya Altın Konseyi raporuna göre, küresel altın talebi, bu yılın ikinci çeyreğinde 2018’in aynı dönemine göre yüzde 8 artarak 1.123 ton oldu. İkinci çeyrekte merkez bankalarının altın alımı, yüzde 47 artışla 224,4 ton olarak gerçekleşti. TCMB, altın rezervlerine yılın ilk yarısında net 60,6 ton ekledi. Küresel altın talebi, 2019’un ilk yarısında son 3 yılın en yükseğine çıkarak 2.182 tona ulaşırken merkez bankaları, bu dönemde 374 ton alım yaparak son 19 yılın rekorunu kırdı.

Dolar nasıl bir seyir izleyecek?

Dolar kurunda aşağı eğilimli bir kanal içerisindeki hareket devam ediyor. Dolar/TL’nin içerisinde hareket ettiği alçalan kanalın direnci 5,62 seviyesinden geçiyor. Bu seviye yukarı kırılmadıkça 5,30-5,20 hedefi ile düşüş eğilimi devam edebilir. 5,62’nin kırılması ise yükselişin önünü açacaktır. Bu durumda hedef seviye 5,80 olacaktır. 2018 yılının ağustos ayından bu yana devam eden düşüş trendinin direnç seviyesi olan 5,80 ana trendi belirliyor. Dolar kurunda ana düşüş ivmesi kırılmadığı sürece yeni zirveler beklenmemeli. 2019 yılında dolar kurunun 7,23-6,25 seviyelerinden gelen direnç akımlarını aşması beklenmemeli.

Yazının devamı...

TL’ye güvenen kazandı

11 Ağustos 2019

Bundan tam 1 yıl önce spekülatif atakla dolarda 7.20 TL’nin görüldüğü kur şokunda sakin kalan ve TL’ye güvenenler kazandı... “Daha da yükselir” paniği ile dövize hücum edenler zararlı çıktı

Son 1 yılda dolar kuru 7,23’lü seviyelerden 5,48’lere geldi. 5,50’nin de altına kayan dolar kurunun seyri, bu süreçte TL varlıklara güvenenlerin kazançlı çıkmasını sağladı. Şimdi sıra tarihi fırsatlar sunan borsada. Banka hisselerinin üçte ikisi defter değerinin altında. Geçen yıl yaşanan ağustos kur şokunun üzerinden tam bir yıl geçti.

Bu süreçte dolar kuru 7,23 TL seviyesinden 5,48’lere kadar geriledi. Ağustos ayına 4,91 seviyesinden başlayan dolar kuru 2018 Ağustos’unda 10 gün içerisinde sürekli yükselmiş ve 7,23’e kadar tırmanmıştı.

Dolar kurunda bu seviyelerden başlayan gerileme yıl boyunca dalgalanmalar yaşanmasına rağmen alçalan bir trendde devam etti. Tüm bu dönemlerde başta Hükümet olmak üzere, piyasanın etkili oyuncuları ‘yatırımcılara panik yapmayın’ uyarısında bulundu.

Kurun her yukarı hareketinde tepeler daha alt seviyelerde oluştu. Bu sürede Türkiye’nin kredi risk primi ise 573 seviyesinden 380’lere geriledi. Türkiye’de kur açısından normalleşme belirtileri için bu seviyeler yatırımcılara cazip gibi görünse de asıl yatırım yapılabilir risk primi seviyeleri 150-200 bandı. Risk priminin bu seviyelere gerilemesi yatırım ortamını canlandıracaktır.

Bono rakip tanımadı

Yatırım araçları içerisinde son 1 yılda en fazla bono kazandırırken onu özel sektör tahvilleri ve emeklilik fonları izledi. Altın, mevduat, yatırım fonları yüzde 20’nin üzerinde değer kazandı. Son bir yıldaki enflasyonun yüzde 16,65 olduğu göz önüne alındığında borsa, dolar ve euronun enflasyon karşısında reel olarak kaybettirdiği görülüyor.

Yazının devamı...

BORSAYA KÖRFEZ AKINI

4 Ağustos 2019

Temmuz ayında borsaya Birleşik Arap Emirlikleri’nden 18 milyar TL geldi. Sayısı 23 olan Birleşik Arap Emirlikleri yatırımcısının portföy değeri 2 milyar TL’den 20 milyar TL’ye yükseldi.

Borsa İstanbul’da mayıs ayından bu yana başlayan yükselişte yabancıların hayli etkili olduğu gözleniyor. Alımlar temmuz ayında da devam etti. Bu sürede en fazla dikkat çeken artış ise Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli yatırımcılardan geldi. BAE merkezli yatırımcıların 2 milyar TL olan portföy değeri 18 milyar TL artırarak 20 milyar TL’ye çıktı. Bu ülkeden net bir şekilde nakit girişi yaşandığı gözleniyor. Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) verilerine göre, Borsa İstanbul’da portföyü olan yabancı yatırımcılardan en yüksek paya sahip olan ilk 10 ülkenin portföy değeri mayıs ayında yılın en düşük seviyelerine gerilerken Haziran ayında 155 milyar TL’ye, Temmuz’da ise 181 milyar TL’ye yükseldi. Temmuz ayında 9 ülkenin portföy değerindeki ortalama artış yüzde 7 olurken, Birleşik Arap Emirlikleri’nin portföy değeri yüzde 812 oranında artarak 20 milyar TL’ye yükseldi.

ABD’li geri mi dönüyor?

ABD ile yaşanan S-400 krizi Türkiye’ye gelen yatırımcı sayısında da dalgalanmalara yol açabiliyor. ABD’li yatırımcı sayısı şubat ayından mayıs ayına kadar azalma gösterirken sonrasında yükseldi. Şubatta 1.255 olan yatırımcı sayısı mayısta 1.223’e geriledi. Temmuz ayındaysa şubat ayını henüz yakalamasa da 1.235 seviyesine çıkmış bulunuyor. ABD merkezli yatırımcıların Türkiye’deki portföy değerinin de arttığı gözleniyor. ABD’li yatırımcıların mayısta 62 milyara kadar gerileyen portföy değerleri haziranda 67 milyar TL’ye, temmuz ayında ise 70 milyar TL’ye yükseldi.

Ağırlık hedge fonlarda

Borsada işlem yapan yabancı yatırımcının ağırlıklı olarak hedge türü fonlar olduğunu görüyoruz. Bu tür fonlar uzun vadeli bekleme yerine al sat ağırlıklı işlemlerde bulunurken kısa vadede kâr edip başka piyasalara kayabilme özelliğine sahip bulunuyorlar. Türkiye’nin yatırım yapılabilir ülke notunu kaybetmesiyle birlikte yabancı yatırımcı profilinde de ister istemez değişiklikler gözleniyor. Yüzde 65’i yabancı ağırlıklı bir Borsa’da, 2018 yılında yaşanan yüzde 39’luk değer kaybı aynı zamanda çok önemli bir fırsata da dönüştü Kısa vadede yüksek kâr elde etme ihtimali yatırımcı profilinde değişiklik yapsa da canlı tutabiliyor.

Yazının devamı...

DOLAR SIKIŞTI

28 Temmuz 2019

Dolar ne yükselebiliyor ne de düşüyor. Peki, dar bir alana sıkışan dolar nedeniyle döviz mevduatları çözülebilir mi? Mevduata alternatif yatırım araçları geliştikçe bu hareket belirginleşecek.

Küresel konjonktürün etkisi, Hakan Atilla’nın serbest kalması, S-400 geriliminde beklenildiği kadar stres yaşanmaması piyasalara olumlu yansıdı. TCMB faiz kararının da geride kalmasıyla birlikte şimdi gözler dolarda ve döviz mevduatlarında. Döviz mevduatları çözülür mü? Yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı halihazırda 186 milyar dolar seviyelerinde bulunuyor. Yönelimler takip edildiğindeyse dövize ilgide bir azalma olmadığı görülürken pozisyonlar korunmakta. Peki, neden dövizdeki pozisyonlar korunuyor?

Veriler, Türkiye’deki tasarrufların yüzde 75’inin TL ve döviz mevduatında olduğunu gösteriyor. Bunun ana nedeni yatırımcıların en güvenli liman olarak TL ve döviz mevduatını görmesiyle yakından ilgili görünüyor. Öte yandan fonlara yönelen para da ağırlıklı olarak likit fonlarda toplanıyor. Yani mevduat, DTH ve likit fonlar arasındaki bir döngüde gidilip gelmekte. Birikim sahipleri riskli enstrümanlardan uzak dururken sabit getirili ya da en azından tasarrufunu güvencede hissedeceği enstrümanları tercih ediyor.

Yılda yüzde 20

Bunun ana nedeni son 5 yılda dolar kurunun ortalama yıllık yüzde 20 oranında getiri sağlaması. Döviz risklerinin hedge edilememesi, yatırımcıların türev enstrümanları kullanmayı tercih etmemesi, birikimlerin sabit getiriye bağlanarak tasarruf sahiplerinin kendisini güvence altına almasına neden oluyor.

Mevduatın profesyonel tarafında ise bankalar yer almakta. Türkiye’de bankaların verdiği kredileri destekleyen en önemli enstrümanın mevduat olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Tasarruf sahiplerinin alternatif enstrümanlar yerine mevduata yönelmesi son noktada bankaların asıl tercihleri olmakta. Neticede bankaların ana kaynağı uygun koşullarla toplanan mevduat.

Krediye yönelim

Yazının devamı...

Merkez faizi indirdi

26 Temmuz 2019

TCMB Başkanı’nın değişimi ile Cumhuriyet tarihinde en fazla konuşulan faiz toplantısı haline gelen 25 Temmuz PPK toplantısında TCMB, faizi 425 baz puan indirdi. Faiz indiriminin yıl sonuna kadar devam edeceği öngörülüyor.

Piyasaların günlerdir beklediği faiz toplantısında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faizi 425 baz puan indirdi. TCMB Başkanı’nın değişmesi ile birlikte büyük bir merakla beklenen faiz kararı dün toplanan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında belirlendi.

Enflasyon oranının 15,72, gösterge faizin 17,43 olduğu bir ortamda Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 24’ten yüzde 19,75’e indirilmesine karar verdi. Kararın gerekçesi olarak enflasyon vurgusu öne çıktı.

Yapılan açıklamada, enflasyon görünümündeki iyileşmenin devam ettiği vurgulanurken yılın ikinci çeyreğinde işlenmemiş gıda ve enerji fiyatlarındaki yavaşlamanın da katkısıyla enflasyonda belirgin bir düşüş sergilendiği belirtildi. İç talep gelişmeleri ve parasal sıkılaştırmanın etkilerinin enflasyondaki düşüşü desteklendiğinin altı çizildi. Gelişmelerin yıl sonu itibarıyla enflasyonun Nisan Enflasyon Raporu’nda verilen öngörülerin bir miktar altında kalabileceğine işaret ettiğine vurgu yapıldı. “Bu çerçevede Kurul, enflasyon görünümünü etkileyen tüm unsurları dikkate alarak, politika faizinin 425 baz puan indirilmesine karar vermiştir” denildi.

Gösterge %17.43

En son açıklanan enflasyon oranı yüzde 15,72 seviyesinde bulunurken yıl sonu beklentisinin yüzde 15, 12 ve 24 ay sonrasına yönelik enflasyon beklentilerinin sırası ile yüzde 13,90 ve yüzde 11 seviyelerinde. Gösterge faiz mayıs ayında yüzde 26 seviyelerindeydi. Şimdi bakıldığında yüzde 17,43’e gerilediğini görüyoruz. Yani piyasa faizleri zaten 8,5 puan düşürmüştü. Şimdi bununla birlikte 4,25 puanlık daha düşüş için bir marj bulunuyor.

Önden yüklemeli

Kurumların da faiz de yıl sonuna kadar indirim beklentisi içerisinde olduğu görülüyor. Faiz kararı sonrasında İş Yatırım Araştırma Bölüm Yönetmeni Muammer Kömürcüoğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan (TCMB) yılın kalanındaki 3 toplantıda haftalık repo faizinde 100’er baz puanlık, toplamda 300 baz puan indirim beklentilerini koruduklarını belirtti. Kömürcüoğlu, önümüzdeki döneme dair para politikası duruşunda TCMB’nin, daha temkinli bir gevşemenin sinyalini verdiğini kaydetti ve “Bu bağlamda bugünkü önden yüklemeli faiz indirimi ardından yılın kalanındaki 3 toplantıda haftalık repo faizinde 100’er baz puanlık (toplamda 300 baz puan) indirim beklentimizi koruyoruz” dedi.

Yazının devamı...

Faiz indirimi ‘dört sektörü’ uçurabilir

21 Temmuz 2019

Faiz indirimi en fazla banka, gayrimenkul, beyaz eşya ve otomotiv sektörünü etkileyecek. 25 Temmuz PPK kararını bekleyen piyasalar faiz indirimine kilitlendi. Borsa 101.849’a yükseldi. Dolar 5,6592’ye düştü, gösterge faiz 17,68’e geriledi

Merkez Bankası Başkanı’nın değişmesi ve Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları sonrasında piyasalar faiz indirimine odaklandı. Gösterge faizin 17,68 seviyesine gerilemesiyle birlikte faiz indirim beklentisi de güçlenmiş durumda. 150 baz puandan 400 hatta 500 baz puana kadar faiz indirim beklentileri korunuyor. Peki, TCMB’nin faiz indirimi nasıl olacak ve piyasalar nasıl bir tepki verecek?

Gelişmelere, Cumhurbaşkanı’nın ve yeni TCMB Başkanı’nın konuşmalarına bakınca faiz indiriminde manevra alanının oluştuğu gözleniyor. Bu da 200 hatta 300 baz puanın üzerinde faiz indirim beklentilerini artırıyor. Genel beklenti ise 400 puana çıkmış durumda. Gösterge faizin 26,53’lerden 17,68’lere geldiği düşünüldüğünde 400 baz puanlık bir indirimin dahi fiyatlandığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Bankalar öne çıktı

Faiz indirimi ile en fazla etkilenecek sektörlerin başında bankacılık geliyor. Sektör hisselerine 22 Mayıs’tan bu yana yoğun bir ilgi söz konusu. BIST Banka Sektör Endeksi yaklaşık iki ay içerisinde yüzde 36,49 oranında değer kazandı. Son iki ay içerisinde en fazla yükselen bankacılık endeksi oldu. Kurum raporlarında bankacılık sektörü öne çıkmaya devam ediyor. JP Morgan 19 Temmuz tarihli “Türk Bankaları” raporunda takipteki alacakların oluşumu hızlanırken, takipteki alacak oranlarının başlangıçtan korkulandan daha düşük kaldığını tespit ettiğini açıkladı. Ancak dolarizasyon eğilimi ve kredi büyümesine dönüşün Türk bankalarının finansmanını odakta tuttuğunu vurgulayan kurum, yakın vadede, pozitif bilanço sürprizi için bir alan ve güven için destekleyici bir zemin görüyor. JP Morgan, Garanti ve Yapı Kredi’yi tercih ettiğini belirtti.

Metal fırtına

Faiz indiriminden ikinci ve üçüncü sırada en fazla etkilenen ise otomotiv ve beyaz eşya sektörleri oldu. BIST Metal Eşya Sektörü 22 Mayıs’tan bu yana yüzde 25,74 oranında değer kazandı. 

Faiz indiriminden en fazla etkilenen dördüncü sektör ise gayrimenkul sektörü. Borsada işlem gören gayrimenkul yatırım ortaklığı hisseleri faiz indirim beklentilerine en zayıf tepkiyi verdi. Sektörde yer alan hisseler son iki ay içerisinde yüzde 8,3 oranında değer kazandı. 

Yazının devamı...

Paramızın sadece yüzde 4’ü borsada

14 Temmuz 2019

Vatandaşın parasının yüzde 75’i TL ve dolar mevduatta. Bu nedenle faiz ve dövizdeki gelişmeler diğer tüm yatırım araçlarına göre vatandaşın daha fazla ilgi alanında kalıyor.

Türkiye’de hane halkının toplam finansal varlığının yüzde 75’i TL ve döviz mevduatında. Yüzde 29’u tahvil ve bonoda. Sadece yüzde 4 dolayındaki bölümü yani 323 milyon TL’si borsada hisse senetlerinde. Bu nedenle yatırımcılar borsadaki fiyatları izlemekle birlikte döviz ve faizdeki dalgalanmaları daha fazla takip etmekte.

TSPB verilerine göre trend olarak 2015 yılından bu yana yurt içi yerleşiklerin döviz ve TL mevduat toplamı yüzde 67 seviyesinden yüzde 75’e yükseldi.

Avantaj sağladığı ölçüde döviz ve faiz mevduatı arasındaki döngüde hareket eden birikim sahipleri, TL mevduatlar cazip seçenekler oluşturduğunda TL mevduatta kalmakta, dövizin cazip olduğu dönemlerde ise döviz mevduata yöneliyor.

Dövize yönelim ağırlıklı olarak risklerin arttığı dönemlerde görülüyor. Yurtiçi ve yurtdışı gerilimler kur hareketlerini de beraberinde güçlendiriyor.

Veriler, bir miktar gerileme olsa da döviz pozisyonunun yüksek olduğunu gösteriyor. TCMB tarafından açıklanan haftalık Para ve Banka İstatistikleri Raporuna göre, yurtiçi yerleşiklerin döviz tevdiat hesapları 5 Temmuz ile biten haftada bir önceki haftaya göre 0,2 milyar dolar gerileyerek 185,3 milyar dolara geriledi.

Yazının devamı...

Yabancı yatırımcı ilk yarıda hisse değiştirdi

7 Temmuz 2019

Yabancı yatırımcılar yılın ilk yarısında sanayi hisselerinde satış yaparak ağırlıklı olarak banka hisselerine geçti. Borsa İstanbul’da aynı dönemde yabancı yatırımcılar 74 milyon dolarlık net alım gerçekleştirdi.

Borsada yabancı yatırımcı pozisyonunu yeniden gözden geçiriyor. Yılın ilk altı ayında sanayi hisselerinde satış yapan yabancılar bankalardaki pozisyonlarını artırdı. Haziran ayı sonu itibariyle yaptıkları hisse senedi alış ve satış işlemlerine ilişkin rakamlar bu durumu teyit eder nitelikte.

Verilere göre yabancılar, haziran ayında Borsa İstanbul’da 6 milyar 148 milyon dolar alım, 5 milyar 996 milyon dolar satım gerçekleştirdiler. Böylece ay sonu itibariyle gerçekleşen net alım 152 milyon doları buldu. Geçen yılın haziran ayında ise 328 milyon dolarlık net satım işleminde bulunmuşlardı. Yılın ilk altı aylık dönemine bakıldığındaysa 74 milyon dolarlık net alım gerçekleştirdikleri gözlenmekte. Yabancı yatırımcıların 2018 yılının aynı döneminde ise 1 milyar 722 milyon dolarlık net satım gerçekleştirmişlerdi. Yabancıların pozisyon aldığı hisseler genellikle büyük ve eski şirketler.

Çeşitlendirilmeli

Yabancı yatırımcılar haziran ayı içerisinde borsada en yüksek net alımı Garanti Bankası ve İş Bankası C hissesinde gerçekleştirirken en çok net satışı ise Tüpraş ve Soda hissesinde gerçekleştirdi. Son altı ayda ise yabancı yatırımcılar Yapı ve Kredi Bankası, Türk Telekom, İş Bankası (C), Pegasus, Akbank, Arçelik, Vestel, Garanti Bankası ve Vakıflar Bankası hisselerinde en fazla net alımı gerçekleştirdi. Unutulmamalı ki farklı kategoride yer alan hisselerin riskleri ve avantajları farklıdır. Bu nedenle portföylerin çeşitlendirilmesi önemli.

Piyasaları rahatlatan iki dış etken

1 -

Yazının devamı...