Bir sahne üst hikâyesi

Tam 37 yıldır değişmeyen, kendi dünyası, kendi gerçeği olan bir sahnede olduğumu kabullendiğimi hissettim hep. Işıkların altında yaşananlar, her müzisyene göre değişir tabii ki. Halet-i ruhiye dedikleri. Hem yorar ama, vazgeçmek de hayli zordur

Çok konserlere gitmiştim de bir gün o sahnenin üstünde olacağım diye hiç düşünmemiştim. Evin salonunda işte bir piyano bir gitar ile başlayan sonra 30 kişilik Bilsak Sahnesi’nde kaderin ağlarını Bulutsuzluk Özlemi ile örmesi.  Aradan geçti 37 yıl. Sahneler sahneleri, konserler konserleri takip etti. Kimi zaman 100 kişiye kimi zaman 10 binlere çaldık. Müzik ile ilgili yazar mısın dediler. Gazetecilik kısmı da bu müzik söyleşileri ve yazıları ile başladı bende. Eskiyi hatırlamak gibi geldi. Bir sahne üstü hikâyesi ile başlamak istedim...

Stres sabahtan başlar

Bugün hâlâ konser günü sabahtan heyecan başlar. Eşim pek bir başka âlemlere gittiğimi söyler. “Klavyenin ayağı gelecek mi, acaba monitörler nasıl?” soruları ile doludur kafa. Sahnede sesini duyamamak en çaresiz haldir. Son sahnemiz,  İzmir’ de Bostanlı sahildeydi; “ +1 Fest”. “Her konser böyle olsa ne güzel tramvaya binip evden konser alanına gidiyoruz” dedi eşim. Çoğu konsere beraber gideriz. Hatta bazen bir gün önceden varıp, biraz gezmek ertesi gün dinlenmiş olarak sahneye çıkmak için vakit kazanırız. Doğrusu artık öyle çılgın turlar yapmak zorlaştı. Aynı gün iki yerde çaldığımız olurdu. Minibüsün sallan yuvarlan gidişlerinde şehir, şehir dolaştığımız zamanlar. Samimiyetle söyleyeyim, böyle koşuşturmaları kaldırmak zorlaştı. Evden çıktık, soundcheck 15.00’ te. Vardık sahneye.

Bir sahne üst hikâyesi

Uğraşırsın, gece başka ses olur

Uğraşırsın sesleri ayarlarsın. Akşamında çıkınca sahneye, bir başka sesler vardır sahnenin üstünde. Bizim son konser tonmayster İhsan Apça... Deneyimli ve de kadim dostumuz. ‘Yol’ albümünün kayıt mimarı ki bana göre, Türk Rock Tarihi’nin en başarılı kayıtlarından biridir. Bizim kulaklığın ayarları yapıldı. Devir kulaklık devri, tak kulaklığı rahatla dediler. Zamana uyduk, biz de kullanmaya başladık. Deniz, gitarcı, ton arayışında. Gitarcılar sürekli çalar ha bir de davulcular. Şimdi Gencay Kıymaz var. O ayarları yapar, fazla dolaşmaz davulda. Kimler geldi, kimler geçti. 37 yılın hikâyesinde zamanın durmasını istediği anları, yaşadıktan sonra anlıyor insan. Şimdi burada olsalardı diyorsun. Neyse o ayrı hikâye. Son bir ‘hadi bir şey çalalım İhsan son ayarları yapsın’ şarkısı...

Sahneye çıkmak

Adımların sıklaştığını hissedersin. Bir an önce çıkmak ve çalmak. ‘Son bir dakika beyler’ menajer Cenk seslendi. Işıklar söndü. Sahnenin merdivenlerinden çıkış ve başka bir dünyadasın artık. Seslerin, ışıkların, kalabalıkların dünyası. Yeni bir hayatın başlaması gibi.

Bulutsuzluk Özlemi. İzmir +1FEST konseri öncesi ses provası zamanı.

Bir sahne üst hikâyesi

Hayatımda dans etmedim

Bizim “Kaporta” şarkısı var. Gel zaman git zaman Nejat giriş bölümünde “Sen bir şov yap” dedi. Hoplama, zıplama vardır konser esnasında. İstidatlı görmüş olacak. Davul şöyle bir dolaşır ve ritme girer bendeniz, sahnenin önüne gelirim. İzmir’de eh bir beş bin var. O an egemenlik sendedir. Nasıl hareket edeceğin, gecenin gidişatı içindedir. Bir nakarat var onu söylüyorum sağını, solunu farklı sesler ile süslüyorum aklımca. “Hep beraber şimdi” anını yönetmek, sahnenin üstünde olmanın tadını veriyor ne yalan söyleyeyim. Beş bin kişilik bir koro. Yaptığım hareketlerin bir kurgusu yok. O an içimden ne geliyorsa vücut şekli şemali değişiyor. Geçmişimde diskoda dans etmek filan hiç olmadı. İşte o sahnenin üstünde olunca ve iş başa düşünce “bana bir şeyler oluyor” dedikleri durum hasıl oluyor.

Yorgunluk ve final

Konser bittiğinde son selamı verdikten sonra bir günün stresi yerini bir boşluğa bırakıyor. Bir hayaldi yaşananlar ve gerçek sahneden indikten sonra seni bekler. Fotoğraf ve imza isteyenlerin zamanı gelmiştir halbuki. Ayaküstü sohbetler de başlar ister istemez. Tükenmişlik ve her şeyini o sahnenin üstünde bıraktığını anlatmak mümkün değildir. Bazen final bir çorbacıda bol sarımsaklı işkembe ile biter. Ertesi gün olduğunda bir sonraki konserin zamanı beklenir. Tam 37 yıldır değişmeyen, kendi dünyası, kendi gerçeği olan bir sahnede olduğumu kabullendiğimi hissettim hep. Işıkların altında yaşananlar, her müzisyene göre değişir tabii ki. Halet-i ruhiye dedikleri. Hem yorar ama, vazgeçmek de hayli zordur.