Geri Dön

Balıklar da uçar

İşte yine çok seveceğin bir hikaye: Balıklar da uçar

Balıklar da uçar

Dilek Turan Eryetli

Bazen allı pullu bazen mora çalan yüzgeçlerimle okyanusun derinliklerine dalarım. Hayallerimin ötesindeki mavinin dibinde düşlerimle dans ederim. Minicik gövdemle dev balıklara meydan okurcasına, korkularımın üzerine bir yağmur gibi döküldüğü kırmızı şemsiyemin altında gölgelenirim. Benim adım Pullu, dev okyanusların minik balığı.

Hayallerimi en sevdiğim oyuncağımı korur gibi kırmızı şemsiyemin altına gizlerim. Ahenkle dans edercesine, yüzgeçlerimle yeni keşiflere doğru yüzerim. Belki bir gün bu dev okyanustan özgürlüğüme doğru kuşlar gibi bende uçabilirim.

Yeni keşiflere yol alıp sanki bir sihirli kürenin içindeymiş gibi hissettiğim o anlardayken, o da ne? Okyanuslara ve özgür ruhlu balıklara meydan okuyan devasa canavar balıklar.

 Şu kayacın arkasına saklansam beni bulamazlar herhalde diye kayaca doğru yüzerken,

“Fooşşşş”

O da neydi öyle, bir fırtına gibi eserek okyanusu yerinden oynatan dev balıklar. Uçamayacağıma göre artık korkularımı yenip bu balıklarla okyanusta yaşamayı öğrenmem lazım.

Ve işte orda benim küçük sevimli balık dostlarım.

-“Heeyy gelsene yanımıza Pullu”

-“Hahhay korkudan yüzün aldan mora çalmış yine”

-“Sen kendine bak az kalsın onlar okyanusu foşurdatırken kuyruksuz kalacaktın.”

-“Pullu, balıkların su dışında yaşayamayacağını ve bir kuş gibi uçamayacağını öğrenmenin zamanı gelmedi mi sence? “

En iyisi bu kötü günü eve giderek sonlandırmalıyım. Okyanusun dibinden yüzeyim bari. İçimi korkularımla kemiren bu evhamlı kurtları ancak böyle susturabilirim sanırım.

“Çattt”

“Ahhh, yüzgecim yüzgecim kırıldı. Eve nasıl döneceğim şimdi. O da neyin nesiydi öyle, nereye çarptım ben? “ derken bir cesaretle kafamı yavaşça yukarı  kaldırıp baktım ki çarptığım bir kayaç değildi, bunlar dev balıklardı.

“Ben minicik bir balığım ne olur, ne olur beni yemeyin, yüzgecimde kırıldı zaten. “

Gözlerime hiç beklemediğim bir merhametle baktılar, yüzgecimi tedavi ettiler. Evimin yolunu tutarak sırtlarına aldılar beni. Uçsuz bucaksız okyanuslarda, her tonuyla gözüme ziyafet veren maviyi izledim. Uğramadığım kayaç, dokunmadığım yosun ve uğultusunu dinlemediğim deniz kabuğu kalmadı. Bu devasa balıkların sırtında bir kuş gibi kanatlanıp uçuyordum. O küçücük sihirli kürem birdenbire dev bir okyanusa dönüşmüştü artık. Üzerime yağan korkular değil hayallerimdi. Ve elimden kayıp giden kırmızı şemsiyem...

“Sende uç, sende uç  kırmızı şemsiyem, altında gölgelenmeyeceğim artık. Ve içimi korkularımla kemiren evhamlı kurtlar, sonsuza dek susturuyorum sizi.”

Düşlerim var artık yüzgeçlerimin altında. Okyanuslarda uçarcasına korkularım elveda.