Geri Dön

Kibritçi Kız masalını biliyor musun?

Klasik masalları çoğumuz biliyoruz. Biz de hatta Pamuk Prenses’ten Külkedisi’ne kadar birçok masalı seninle paylaşmıştık. Biraz da farklı bir öykü dinlemek istersen seni aşağıdaki masalı okumaya davet diyoruz.

Kibritçi Kız masalını biliyor musun?

Küçük Kibritçi Kız ya da bilinen adıyla Kibritçi Kız, Danimarkalı yazar Christian Andersen tarafından yazılmış. Bu hikayenin sonu biraz hüzünlü ama baştan söylemiş olalım.

ÖNERİ: Öykünün sonunda neler hissettiğini bir kağıda yazabilir, yanına tarih atabilirsin. Yaşın daha da büyüdüğünde bu öyküyü tekrar okuyup aynı şeyleri hissedip hissetmediğini görebilirsin.

Zamanın birinde kibrit satarak ailesine destek olan küçük bir kız varmış. Hep, kibrit sattığı için ona Kibritçi Kız derlermiş.

Çok soğuk bir yılbaşı gecesi elinde kibritleriyle karşıya geçip kibrit satmaya hazırlanıyormuş bu küçük kız. Tam karşıya geçecekken yoldan hızla geçen arabayı son anda görüp kaldırma atlamış. Bu sırada ayağındaki ayakkabılar fırlayıp ilerideki mazgalın üstüne düşmüş. Oradan geçen haylaz küçük bir çocuk da onları alıp mazgalın içine fırlatmış.

İnce mantosu ve çıplak ayaklarıyla köşedeki dükkanın önüne yürüyüp oturan Kibritçi Kız, titreyerek kibritlerini satmaya başlamış.

 -Kibritlerim var! Almak ister misiniz?

Yılbaşı gecesi olduğu için insanlar telaşla alışveriş yapıp evlerine dönmeye çalışıyormuş. Kimi elinde hediyeler, kimi leziz yiyecekler kimi de ağaç süsleriyle yanından geçip gidiyorlarmış. Kimse onu fark edip kibrit almamış.

Oysaki birkaç kibrit satabilse evine yemek götürebilecek parayı kazanabilecekmiş.

Saatler geçtikçe daha da üşümeye başlamış. Aklına kibritleri yakarak ısınmak gelmiş.

İlk kibriti yakınca elleri ısınmış ve kendini güzel bir yılbaşı sofrasında hayal etmiş. Bir lokma yemeği tam ağzına götürecekken kibrit sönmüş ve gerçek hayata dönmüş.

Tir tir titremeye başlamış tekrar. “Bir kibrit daha yaksam ne olur?” diyerek kibritini yakmış. Bu sefer hediyelerle dolu sıcacık bir odada olduğunu hayal etmiş. Üzerinde kalın kıyafetler ve ayaklarında çoraplar varmış. İçi ısınmış. Tam kendi hediyesini açacakken kibrit yine sönmüş.

Üçüncü kibriti yakmaya çalışmış hemen ama kibrit kutusu ıslakmış. Yanmamış. Kibriti duvara sürerek yakmayı denemiş ve başarmış. Bu sefer de hayatta en çok sevdiği kişi olan ve geçen sene kaybettiği anneannesi çıkmış karşısına.

-Anneanne seni çok özledim, demiş Kibritçi Kız.

-Çok özlediysen gel yanıma da seni iyice ısıtayım canım yavrum, demiş anneannesi şefkatle.

Küçük Kibritçi Kız’ın yüzünde bir gülümseme belirmiş. Koşarak anneannesine gitmiş.

Ertesi sabah insanlar yeni yılı karşılamış olmanın verdiği umut ve heyecanla sokaklara çıkmışlar. Herkesin yüzünde bir gülümseme varmış ta ki köşedeki dükkanın önüne gelene kadar. Dükkanın önünde küçük kızın gözleri kapalı bir şekilde yattığını görmüşler.

Küçük kız anneannesine kavuşmuş. Yüzünde ise kocaman bir gülümseme varmış.