Geri Dön

Son dakika... Bakan Albayrak'tan doğal gaza indirim müjdesi

Hazine ve Maliye Bakanı Bakanı Berat Albayrak, "2020 ekonomi açısından ince ayar yılı olacak. Disiplinli reel büyüme stratejisine geçtik" dedi. Güçlü bir şekilde faiz ve enflasyonda tek haneye girildiğini belirten Bakan Albayrak, "Kamu bankaları 2019’da piyasayı regüle etti. Sorumluluk aldı ve kar da etti. Özel bankalar iyi bir sınav vermedi. Özel bankalar faizde yavaş yavaş tek haneye indi ama daha katılımcı olmalı. İl gezilerinde en çok şikayet özel bankalardan geliyor. Bazı uygulamalar ticari ahlaka uymuyor, vicdansızlıktır. "ifadelerini kullandı. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 2019 yılı değerlendirmesi yaptığı açıklamasında doğal gaz fiyatlarında indirim sinyali verdi. Bakan Albayrak, "Doğal gaz fiyatlarında maliyetteki düşüşlerin yansımalarını göreceğiz. 2020 tek haneli enflasyona girdiğimiz bir yıl olacak" dedi.

Son dakika... Bakan Albayrak'tan doğal gaza indirim müjdesi

ZEYNEP AKTAŞ / milliyet.com.tr

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak İstanbul'da gerçekleştirilen toplantıda önemli açıklamalarda bulundu. Albayrak 2019 yılından hedeflerin tutturulduğunu belirterek, "2019’da dengeleme süreci sırasında sessiz ve derinden birçok yapısal reform gerçekleştirdik. Hedeflerimizi tutturduk. Güçlü bir şekilde faiz ve enflasyonda tek haneye girdik ve kalıcı olacak. Kırılgan bir bölgedeyiz, bize özgü stratejilerle istikrarlı büyümeyi sürdüreceğiz." dedi.

"BAZI UYGULAMALAR TİCARİ AHLAKA UYMUYOR"

Özel bankaların iyi bir sınav vermediklerini söyleyen Albayrak," Kamu bankaları 2019’da piyasayı regüle etti.. Sorumluluk aldı ve kar da etti. Özel bankalar iyi bir sınav vermedi.

2020’de özel bankalar daha senkron hareket etmeli. Yüksek plazalarda oturarak olmaz. Sahaya inmeli. Özel bankalar faizde yavaş yavaş tek haneye indi ama daha katılımcı olmalı. İl gezilerinde en çok şikayet özel bankalardan geliyor. Bazı uygulamalar ticari ahlaka uymuyor, vicdansızlıktır. Kamu bankalarının özelleşmesini istediler ama Cumhurbaşkanımız buna karşı gelmişti. Kamu bankaları tam saha pres yapan bir anlayışa sahip." ifadelerini kullandı.

Albayrak konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

Gıda fiyatlarında kalıcı ve sürdürülebilir bir denge için çalışıyoruz. Milletin boğazı ile oynanmasına izin vermeyeceğiz. Piyasa kuralları içinde kalıcı bir istikrar sağlayacağız. Türkiye’nin sermayesi Türkiye’de kalmalı. Yüzde yüz ithal bir telefona bankacılık 48 ay vade ile para vermemeli. Biz bankacılık sisteminin yerli milli üretimi desteklemesini istiyoruz. 2020’de ivme ve diğer destekler yerli üretimi teşvik edecek şekilde devam edecek. Daha titiz olacağız. Kırılgan bir bölgede yaşıyoruz. Bize özgü stratejilerle mali ve finansal politikalar geliştirip istikrarı sağlamak zorundayız.

Albayrak, gelinen noktada, 2019 itibarıyla, özellikle son 6 ayda yaşanan iç ve dış politik dalgalanmalara rağmen stabilizasyonun yavaş yavaş oluşmaya başladığını aktararak, "Türkiye'de tüm bu gelişmeler ışığında ciddi iyileşmeler yaşanmaya başladığını gördük, gerek iç piyasada, gerek dış piyasada, gerek risk primlerinde, gerek Türkiye'nin referans faizi dediğimiz 2 yıllık tahvil faizlerinde ciddi iyileşmeleri bu süreçte görmeye başladık. Bu noktada bizim için çok önemli olan 5 yıllık CDS risk primi göstergesinde ve 2 yıllık devlet tahvil faizlerinde sadece son 1-2 yılın değil, bazı indikatörlerde son 3-5 yılın bile altında iyileşmeyi ciddi anlamda görmeye başladık." diye konuştu.

Bunların dışında piyasaların yakından takip ettiği alanlarda çok önemli adımlar attıklarından bahseden Albayrak, şunları kaydetti:

"Son 1,5 yılda Türkiye ekonomisinde sessiz ve devrim niteliğinde o kadar çok stratejik yapısal reforma imza attık ki... Belki son 70-80 senede ama serbest piyasa ekonomisinden bahsediyorsak 1980'lerin ikinci yarısından bugüne dediğimiz 30-35 yılda hakikaten Türkiye ekonomisi üzerinde çok kritik adımlar ortaya koyduk. Bu noktada gerek Merkez Bankası'nın, gerek Borsa İstanbul'un, gerek Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı'na (TLREF) dayalı işlemlerin, gerek Overnight Indexed Swap (OIS) piyasasında, çok ciddi bir şekilde TL üzerinde gerek değerleme gerek faiz referansı noktasında devrim niteliği diye sessiz adımlar atmaya başladık. Ağustos ayındaki kur atağının hemen ardından Borsa İstanbul'da swap piyasası kurulması, ekim başı itibarıyla bu işlemlerin artık Borsa İstanbul'da gerçekleşmesinin önünün açılmasıyla sadece bu işlemler değil, işlem hacminin artması açısından da önemli bir süreç başlamış oldu. Sadece son 15 ayda, ekim başından aralık sonuna kadar bu anlamda 1,5 trilyon liralık işlem gerçekleşti. Sadece karşılıklı swap işlemleri değil, faiz swapı işlemlerinin de artık Borsa İstanbul üzerinde inşa edilmeye başlaması, hakikaten bu ülkenin kendi para birimi özelinde gerek değerler, gerek faiz anlamında ihtiyaç duyulan süreçlerin mimarisi artık Türkiye'de gerçekleşmeye başladı. Bu noktada çok önemli bir mesafe kat ettik."

"2019'u pozitif bir büyüme ile geride bırakacağız"

Berat Albayrak, Ekim 2018'de İstanbul'da açıkladıkları "Enflasyonla Topyekün Mücadele" kapsamında, hükümet ve reel sektör başta olmak üzere tüm paydaşlarla birlikte enflasyonla mücadelede müthiş bir seferberliğin ortaya konulduğunu belirtti.

Bu anlamda 2019'un enflasyonun dizginlenmesi ve müdahalenin zamanlaması açısından kritik bir dönem olduğuna işaret eden Albayrak, "2019 şu açıdan da zor bir yıl oldu; biliyorsunuz 2014-2019 döneminde Türkiye'de 8 seçim oldu. Seçim ikliminin ve atmosferinin oluşturduğu ekonomik anlamda bakıldığında, zamların ertelendiği ve birçoğunun 2019'a kaldığı bir yıl oldu. Zor bir 2019'u Türkiye tüm paydaşlarının güçlü desteği ve refleksi ile 2019 için YEP'de koyduğumuz yüzde 15,9 enflasyon hedefinin altında kapattı." değerlendirmelerini yaptı.

Albayrak, enflasyonun 2020 ve sonrası açısından da kendileri için en önemli çıpa olmaya devam edeceğini vurgulayarak, "Gayrisafi yurt içi hasıla artışı açısından baktığımızda ise 2019'u tarihe geçecek bir yumuşak inişle, inşallah pozitif bir büyüme ile geride bırakacağız. Benzer iç ve dış kriz, şok, saldırı atak... Ne dersek diyelim. Türkiye, 2001 ve 2009'a kıyasla hakikaten çok başarılı bir şekilde bertaraf etmiş oldu." dedi.

Dengelenme sürecinin, disiplinli bir şekilde 2018 ve 2019'da ortaya konulan performans ve belirlenen hedeflerin çoğunun hayata geçirilmesi ile geride bırakıldığını anlatan Albayrak, şöyle devam etti:

Türkiye'nin artık, bir daha aynı sıkıntılara maruz kalmaması için, bu değişim dediğimiz olguyu tüm paydaşlarla güçlü bir şekilde içine sindirerek ortaya koyması gerek. Bu kapsamda yaptığımız il ziyaretleri ile bu değişimi iş dünyasına, sanayi ve ticaret odalarına birebir anlatıyoruz. Türkiye'de artık ekonominin tüm paydaşlarıyla bu değişimi adım adım hayata geçirmek için yürüyoruz. Sadece Merkez Bankası'nın son dönemde yapmış olduğu düzenlemeler, attığı adımlar, bu çerçevede ortaya koyduğu hususlar bile, şu 5-10 reel büyümesi üzerindeki Türkiye'nin artık eski dönemlerdeki gibi çılgın büyüme, çılgın küçülme üzerinde değil artık, dengeli, disiplinli ve reel büyüme dediğimiz üretim odaklı, ihracat odaklı Türkiye'nin kendi imalat sektörü büyümesini destekleyecek bir strateji aslında."

"Türkiye'nin borç stokunda çok ciddi bir marjı var"

Bakan Albayrak, gerek Ağustos 2018'den bu yana, gerek 2019'un tamamında, kim hangi yatırım aracında pozisyonu alarak ne kazandı diye bakıldığında, TL varlıkların ayrıştığını ve kazandırdığını söyledi.

Bu dönemde spekülatif algılarla hareket edenlerin de olduğunu belirten Albayrak, buna karşın Türkiye'ye yurt içinden veya yurt dışından güvenen ve yatırım yapan, ülkenin büyümesi ve gelişmesini destekleyen kesimin de bulunduğunu, onların yanında olunması gerektiğini ifade etti.

Albayrak, bu istikametten çıkmayacaklarını vurgulayarak, şunları söyledi:

"Çok zor yıllar olmasına rağmen, 2018 ve 2019'u Türkiye'nin performansından taviz vermeden, büyümeyi de negatife çevirmeden, özellikle TL borç stokunda da ciddi sıkıntılı bir resim ortaya koymadan tamamlamış olduk. Tabii Türkiye'nin borç stokuna baktığımızda gerçekten çok ciddi bir marjı var. Gerek hane halkı borç stoku, gerek kamu borç stoku, gerek se özel sektör ve bankacılık açısından baktığımızda, Türkiye'deki tüm bu 4 paydaşın birleşerek Türkiye sepetinde oluşturduğu resimde güçlü bir bilanço yapısı var. Bundan sonra da bütçe disiplini ve kamu maliyesi, enflasyon ve fiyat istikrarı gibi bizim için en önemli çıpa olmaya devam edecek."

"TLREF'e dayalı borçlanma araçları ihracı 17,7 milyar lirayı geçti"

Bu arada Bakan Albayrak'ın konuşması esnasında yansıtılan sunumda, kur atağının yaşandığı Ağustos 2018'den bugüne 5 yıllık CDS'lerde yaklaşık 337 baz puan iyileşme sağlandığı, 2 yıllık devlet tahvil faizinde ise 1800 puan düşüş görüldüğünü bildirildi.

Türk lirası ve döviz likidite yönetimindeki etkinliğin artırılması amacıyla 31 Ağustos 2018’de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bünyesinde döviz karşılığı Türk lirası swap piyasasının açılmasına karar verildiği anımsatılan sunumda, "TL faiz riskinin yönetilebilmesi için TLREF hayata geçirilmiş olup Ağustos 2019 itibarıyla TLREF'e dayalı kredi kullandırım ve borçlanma araçları ihracına başlanmıştır. TLREF'e dayalı borçlanma araçları ihracı 17,7 milyar lirayı geçmiştir. TLREF ile beraber uzun vadeli TL fonlama imkanının önü açılmıştır." ifadelerine yer verildi.

Sunumda, BİST Swap Piyasası ile yurt dışı yabancı bankalar aradan kaldırılarak Türk bankalarının kendi aralarında işlem yapmasının sağlandığına işaret edilerek, böylelikle TL'nin Türkiye'de kaldığı, yurt dışı bankaların da yurt içinde swap yapmasının önünün açıldığı vurgulandı.

Ekim 2018'de kurulan BİST Swap piyasasında gerçekleşen işlemlerin 2019 sonu itibarıyla 1,5 trilyon lirayı aştığı aktarıldı.

Albayrak, ekonomi basını yöneticileri ile bir araya geldiği 2019 Değerlendirme Toplantısı kapsamında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir basın mensubunun "İVME finansman paketlerinin sonuca ne kadar ulaştığına, yeni teşvik finansman paketlerinin devreye alınıp alınmayacağına" ilişkin bir sorusu üzerine Albayrak, finansman paketlerinin hangi amaçlarla hayata geçirildiğini anımsatarak kaynakları Türkiye'nin reel ekonomik dönüşümünde doğru kanallara aktarmak istediklerini kaydetti.

Albayrak, "Yaklaşık 35-40 milyar liraya yakın hedef koymuştuk biliyorsunuz 6 aylık süreçte. Şu an itibarıyla tahsisler 50 milyar lirayı, kullanımlar da 30 milyar lirayı buldu. Bu şu demek; 2019 itibarıyla bu rakam başarılı." diye konuştu.

Desteklerin bu paketlerle bitmeyeceğini dile getiren Albayrak, "2020 itibarıyla istihdam odaklı, reel sektör odaklı, birçok farklı sektöre yani ithalatı ikame edecek, ihracat odaklı olacak, imalat sanayi noktasında olacak... Bu yerli ekonominin değişim ve dönüşümünü destekleyecek tüm ve benzeri kredi paketlerinin tamamı 2020'de şartları, vadesi, faizleri iyileşmeler oldukça daha da iyileşerek devam edecek. Burada çok seçici olmaya bundan sonra daha da fazla devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Albayrak, Türkiye'nin stratejik sektörlerinden bahsederek, şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye'de bankacılık sektörü stratejik, önemli bir sektörse, ki ben öyle görüyorum, bilançosu, kaynağı, likiditesi Türkiye'nin bu ekonomisiyle uyumlu bir şekilde... Türkiye büyüyor ama sağlıklı, reel büyümesi lazım ithalata dayalı şu bu değil. Hep anlatılıyordu ya bu. Ben de diyorum ki onların da istediği gibi tam da Türkiye'de bankacılık sektörü likiditesine baktığımızda bu anlamda Türkiye'nin gerçek büyümesi yüzde 5 baz büyümesi diyoruz. Türkiye'nin yüzde 5 baz büyüme senaryosu uçuk kaçık bir hedef değildir."

Albayrak, Türkiye'nin üretim, ihracat ve reel sektör odaklı büyümesinin önemine değinerek, büyümenin 2P'si (Production ve Population) manasına gelen üretim ve nüfusta bölgesel anlamda rakiplerinin çoğunun önünde olduğunu anlattı.

Türkiye'nin bu bazı doğru şekilde destekleyecek, likidite kanallarını doğru bir şekilde yönlendirecek şekilde büyümesi gerektiğini vurgulayan Albayrak, herkesin değişimin bir parçası olması gerektiğini söyledi.

Albayrak, "Dolar kurunda bölgesel riskleri göz önünde bulundurduğunuzda tahmininiz geçerliliğini koruyor mu?" şeklindeki soruya karşılık, Türkiye olarak stratejilerinin ne olacağı konusunda hep iki konudan bahsettiğini belirterek, Türkiye'nin ekonomik anlamda dış politik risklerden geçmişte olduğundan daha az, minimum etkileneceği, kırılganlıkların giderildiği, rekabetçi bir finansal sistemin önemini vurguladı.

Bakan Albayrak, "Türkiye'nin (tahmini) kuru 'şu veya bu demek' bence doğru değil. 'Dolar şu olacak' hiç demedim, bundan sonra da demeyeceğim. Ben hep şunu ifade etmeye çalışıyorum; Türk Lirası rekabetçi bir kur olmalı. Çünkü Türkiye üreten, ihracatçı, üretimiyle bölgesel ve küresel rakiplerine göre rekabet anlamında iyi, pozitif noktada avantajlı noktada bir ülkeyse o zaman rekabetçi olması lazım. Dolayısıyla bu çerçevede bölgesel riskler dün vardı, bugün var, yarın da olacak. Bunların bilinciyle minimum etkilenecek şekilde stratejik bir akılla bu süreci yönetmeye gayret edeceğiz bugüne kadar olduğu gibi." şeklinde konuştu.

"Türkiye, askeri operasyonları yapacak ekonomik güce sahip"

Albayrak, Türkiye ekonomisinin özellikle yurt dışındaki askeri harcamalarla birlikte dengeyi nasıl sağladığına dair bir soru üzerine, Türkiye'nin bütçesinin çok büyük olduğunu, daha fazlasına talip olunduğunda stratejik dönüşümü destekleyecek altyapının bulunması gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetlerine değinen Albayrak, Türkiye'nin kendi gemisiyle, kendi mühendisiyle, kendi operasyonel gücüyle burada bulunduğunu, eski Türkiye'ye göre maliyetlerin çok daha düşük olduğunu bildirdi.

Albayrak, Türkiye'nin yurt dışındaki askeri operasyonlarının ülkenin itibarına, küresel rekabetine, masadaki ağırlığına sağladığı katkıdan bahsederek, Türkiye'nin bu operasyonları ekonomik anlamda çok rahat finanse edecek güce sahip olduğunu anlattı.

Ekonomik ve finansal güvenlik için milli güvenliğin büyük önem arz ettiğini belirten Albayrak, Türkiye'nin bölgesel ve küresel, iç ve dış tehditlere karşı hazır olmasının öneminden bahsetti.

"Özel bankacılık sektörü 2019'da faiz indirimleri noktasında başarısızdı"

Albayrak, TCMB'nin faiz indirimleri sonrası bankaların faiz oranlarındaki düşüşü yeterli bulup bulmadığına ve kamu bankalarından bu yönde ilave bir adım bekleyip beklemediğine ilişkin soruya karşılık, 2019'a özel bankacılık sektörünün faiz indirimleri açısından bakıldığında çok başarılı bir yıl olmadığını söyledi.

Kamu bankalarının faiz indiriminden bahseden ve yıl sonu bilançoları açıklandığında kamu bankalarının iddia edildiği gibi zarar değil kar ettiğinin görüleceğini anlatan Albayrak, dünyada risksiz hiçbir iş olmadığını, bankacılıkta da risk bulunduğunu bildirdi.

Albayrak, bazı bankaların 2019 bilançolarına ciddi kar yazdığını ve yılı iyi bir şekilde kapattığını kaydederek, "2020 yılı itibarıyla artık özel bankalar koordineli, senkronize bir şekilde bu sistemin bir parçası olmalı onlar da değişmeli. Ben şunu diyorum; Artık plaza bankacılığı mı piyasa bankacılığı mı? Yani sahaya mı ineceğiz yoksa yüksek katlı binalardan gökyüzünü mü süzeceğiz? Sahaya inerek, reel sektöre, piyasaya inerek, etkin bankacılığın daha da fonksiyonel olarak dönüşümün bir parçası olacağı dönem olmalı." dedi.

Özel bankaların etkin bir şekilde sahada olması gerektiğine dikkati çeken Albayrak, özel bankaların son bir-iki aydır faiz oranlarında ciddi gevşemeye gittiğini, tek haneli faizlerle kredi kullandırma konusunda müşterileri aramaya başladıklarını ifade etti.

Albayrak, "Yavaş yavaş bu hareketlenmeyi görüyoruz. İyi gidiyor, daha da iyi olacak. Bu değişim olmak zorunda. Kamu bankaları en ufak iyileşmeyi yansıtacak. Her gelişmeyi, pozitif manadaki süreçleri önümüzdeki dönemde de yansıtacaklar." diye konuştu.

Türkiye'nin bütün bu süreçleri aştığını kaydeden Albayrak, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Türkiye ekonomisi bilançosu çok geniş, bu çerçevede fiyat istikrarından ve bütçe disiplininden, borçlanma maliyetlerinden ve bu değişim dönüşümden taviz verme lüksümüz yok. Son 5 senede 8 seçim geçirmiş Türkiye'nin dünyada belki başka örneği yok. 2014'te 2 seçim, 2015'de 2 seçim, 2016'da darbe, 2017'de 1 seçim, 2018'de 1 seçim, 2019'da tekrarla birlikte 2 seçim yapıldı.

Bizim yumurtaya ihtiyacımız var. Her birimiz birer tavuk kesersek yumurtacılar tavuğu nereden bulacak. Kamu bankaları Türkiye açısından son 5-6 yıldır önemli görevler ifa etti. Türkiye'de 10 sene önce kamu bankaları satılsın diyen bir ekol vardı. Allah'tan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan o zaman Başbakan iken dirayetli bir duruş gösterdi de buna izin vermedi. İzin verseydi son 5-6 yıldır Türkiye'nin bu bölgesel, küresel anlamda türbülans döneminde kamu bankalarının özelleşmiş olduğu ve sahada olmadığı bir süreçte Türkiye ekonomisine etkileri, reel sektörün esnafına çok daha büyük etkileri olabilirdi."

Gerek altyapı gerek ticaret, ürünün tedariki, yönlendirilmesi alanında A'dan Z'ye dönüşüme ihtiyaç olduğunu belirten Albayrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Antalya'da geçen yıl fırtına oldu. Fiyatlar 6 liralık biber 20-25 liraya, 4-5 liralık patlıcan 15 liraya, 2-3 liralık domates 8-10 liraya çıktığı bir dönem yaşadık. 'Fırtına seraları telef etti' dedik. Sonra bir baktık fırtınadan etkilenen sera alanı toplam Türkiye kapasitesinin binde 8'i, hakikaten zor bir süreç. Ürün tedarik zincirinde ciddi anlamda speküle edilebilecek araçlar, kurumlar ve şahıslar var. Süreci kalıcı bir şekilde ıslah etmek önemli olan bugünü kurtarmak değil. Sudan sebeplerle milletin cebi ile oynanmasına izin vermeyeceğiz. Çok net söylüyorum. Bunu çok devletçi kamu mantığıyla değil özel sektör mantığıyla, piyasa mantığı ile çözeceğiz. Her oyun kuralına göre."

"Elektrikte zam net artışın altında"

Elektrik ve doğal gaz faturalarının çok yüksek geldiğine dair sosyal medyada son günlerde paylaşımların olduğuna ilişkin yorum ve bu konuda herhangi bir inceleme yapılıp yapılmayacağına dair soru üzerine, elektrik faturalarında son 1,5 yılda 2 zam 1 de indirim söz konusu olduğunu söyledi.

Albayrak, "2018'den bugüne kadarki süreçte, enerji ithalatının dolar kuru nedeniyle oluşturduğu maliyet, petrol fiyatlarının artmasından doğan maliyet, piyasada enflasyonun neden olduğu maliyete rağmen elektrikte netteki artış bunun altında oldu." diye konuştu.

Artan petrol fiyatlarının alım gücüne etkisini minimuma indirmek için yapılan faaliyetlerden bahseden Albayrak, burada kalıcı çözümün Doğu Akdeniz'de ve ülkenin farklı yerlerindeki petrol ve doğal gaz arayışı olduğunu anlattı.

Albayrak, son faiz indirimleri sonrası iç tasarrufların nasıl yönetileceğine ve Borsa İstanbul'da kurumsal yatırımcı tarafın gelişmesi için yeni adımlar atılıp atılmayacağına ilişkin soruya karşılık, TBMM'de komisyona gelecek bir SPK düzenlemesinin bulunduğunu, düzenlemenin sermaye piyasalarının genişletilmesiyle ilgili çok geniş tabanlı olduğunu söyledi.

Türkiye'de finansal sektörün içerisinde bankacılığın yüzde 90'ın üzerinde payının bulunduğunu dile getiren Albayrak, "Demek ki bizim sermaye piyasalarını ve sigortacılığı büyütmemiz lazım. Bunların pastadaki payını genişletmemiz lazım ki gerek yatırımlar, gerek tasarruflar, gerek alternatif enstrümanlar artsın." ifadelerini kullandı.

Albayrak, bu enstrümanların çeşitlenmesi açısından ciddi adımlar attıklarını belirterek, bu konuda çok daha farklı adımlar atmaya devam edileceğini bildirdi.

Bakan Albayrak, "İkincisi faiz indirimi, negatif faiz. Türkiye negatif faizle ilk defa tanışmadı. Nominal faizdir önemli olan. Birçok fon yöneticisi, yatırımcı da ona bakar. Siz nominal faiz ve beklenti açısından, istikamet ve gidişat açısından baktığınızda hangi trendin olduğunu görüyorsunuz." dedi.

Türkiye'nin iki yıl, bir yıl, 6 ay öncesine göre ekonomik göstergeler açısından çok daha iyi noktada olduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Dolayısıyla Türkiye'de yatırım ikliminin iyileşmesine dayalı, yatırımcının para kazanacağı, mevcut ve potansiyel yeni adımlarla birlikte çok ciddi çeşitlilik var. Dolayısıyla TCMB'nin politika faizinin genel trend, genel istikamet, enflasyon, bütçe disiplini anlamında, 2018 ve 2019 gibi zor iki yılı geride bıraktık. Türkiye reytinglerin ötesinde bir performansla bugün bahsettiğimiz alanların tamamında iyi bir performans gösterdi. Türkiye doğru bir şekilde yapılması gerekenleri yaptı. Türkiye, 'benchmark'larına göre inanılmaz bir potansiyele sahip ülke. Bunu adım adım daha da güçlendirerek devam ettireceğiz."

"Türkiye, dünyadaki değişimin tam ortasında bulunuyor"

Albayrak, "Ekonomide güven unsuru anlamında nasıl bir fotoğraf çekersiniz? Ekonomiyi dış etkilere karşı korunaklı hale getirmek konusunda neler yapılacak?" soruları üzerine de Türkiye’nin son 5-6 yıldır zaten Suriye ve Libya konularında, iç ve dış bölgesel risklerle karşı karşıya olduğunu kaydetti.

2013 Gezi Olayları ile başlayan sürecin aslında ekonomik gibi görünmese de Türkiye'nin iç ve dış ekonomi iklimini bozan bir süreç olduğunu belirten Albayrak, Türkiye'nin bu süreci farklı bedeller ödeyerek, farklı ve pahalı tecrübeler kazanarak ortaya koyduğunu ifade etti. Bakan Albayrak, ”2013 Gezi Olaylarını tecrübe ettikten sonra bugün Fransa'daki Sarı Yelek ve Hong Kong'daki protestoları farklı okuyorsunuz. Türkiye 5-6 yıldır aslında 21. yüzyılın değişen ekosistemini tecrübe ediyor. 500 yıllık değişen bir ekosistemden bahsediyoruz. Tam tarihin ve kırılmanın yaşandığı bu döneme şahitlik ediyoruz." diye konuştu.

Bugün gelinen noktada özellikle Asya'ya doğru önemli bir değişim yaşandığına işaret eden Albayrak, Çin ve Hindistan'ın milli gelirinin 2030'a kadar mevcut toplamı geçeceğini ifade etti.

Albayrak, Asya bölgesinin büyüme, nüfus, altyapı, yatırım, know-how, Ar-Ge, tüketim ve pazar açısından üstün konumda bulunduğunu belirterek, "Türkiye, dünyadaki bu değişimin tam ortasında bulunuyor. Bundan yüzyıl önce, Birinci Dünya Savaşını doğuran etkenlerle, o günkü siyasi iklimde bölge coğrafyasında pasifize eden faktörlerin benzerini yaşıyoruz ama bu defa 180 derece farklı bir şekilde, Türkiye'nin pasifize olduğu değil, tam tersine her birini birer birer bertaraf ederek, içeride daha da güçlenerek, konsolide ederek, çok daha hazırlıklı bir şekilde yaklaşıyoruz." dedi.

Bunun Türkiye'yi savunma, dış politika, ekonomi başta olmak üzere tüm alanlarda güçlü kıldığını vurgulayan Albayrak, önemli olanın içeride ve dışarıda yaşanan resmi okumak olduğunu dile getirdi.

Albayrak, toplumun her kesiminde olaylara karşı farkındalığın da arttığından bahsederek, stratejik bir dönüşüm başlattıklarını, ekonomik anlamda kırılganlıklar üzerinden yapılan operasyonlara karşı güçlü kalınmasını sağladıklarını sözlerine ekledi.

Albayrak, ekonomi basını yöneticileri ile bir araya geldiği 2019 Değerlendirme Toplantısı kapsamında gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) tahsili gecikmiş alacak (NPL) konusunda çok kararlı olduğunu gözlemlediğini dile getiren Albayrak, BDDK'nın artık geçmişte bırakacak noktada kararlı bir şekilde normalleşen ve iyileşen piyasada maliye koşulları içerisinde bu süreci kararlılıkla sürdüreceğini dile getirdi.

Türkiye ekonomisinin çok dinamik bir ekonomi olduğuna dikkati çeken Albayrak, "Sektörler bazında baktığımızda, uzmanlıklar açısından da baktığımızda, coğrafi ve lokasyon açısından stratejik konum itibarıyla baktığımızda hakikaten çok rekabetçi ve önemli bir ekonomiye sahibiz. Dolayısıyla bunun alt kırılımlarını çok sağlıklı bir şekilde koordine etmemiz lazım. Burada en ufak bir taviz yok." diye konuştu.

Bakan Albayrak, değişim ve dönüşüm süreci içerisinde bankacılık sektörünün en çok tecrübeye, uzmanlığa, en çok yaşanmışlıklara sahip sektör olduğu için reel sektörün tüm alanlarına biraz daha yönelmesi gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:

"Bankacılık sektörü her sektörde iş yaptığı için Türkiye’nin bu anlamda değişim ve dönüşüme maksimum katkıyı yapıp, en fizibıl olan sektörlere kanalize olacak bilgiye sahip olan da onlar. Biraz işte eski dosyalar, eski defterler eski stratejik hedefler üzerinde biraz daha yeni dönemde hemhal olacak şekilde kafa yorup yol haritasını buna göre kullanmaları gereken bir döneme giriyoruz. Ve bu değişim sürecini iyi yapanlar, çok hızlı ve güçlü şekilde adapte olan bankalar çok daha hızlı ve pozitif ayrışacaklar. Bu dönemin en büyük pozisyonu ilk 10 bankanın değişimi. Bilanço büyüklüğünde 4 büyük banka var. Ziraat, Halk Bankası, İş Bankası ve VakıfBank. VakıfBank bu yıl üçüncülüğe yükselerek ilk 3'te kamu bankası olursa şaşırmayın. Bu ne demek; diğer bankaların da biraz hareketlenmesi lazım."

İstanbul'da iki bina arasında sıkışan 16 asırlık tarihİstanbul Fatih'te bulunan 5. yüzyılda Doğu Roma İmparatoru Arkadios döneminde çıkan isyanın bastırılması üzerine, zaferi taçlandırmak üzere dikilen, günümüzde kaidesi kalan sütun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. İki bina arasında sıkışmış halde duran üzerindeki motifleri de kaybolan Arkadios Sütunu'nda derin çatlaklar görülüyor. Osmanlı döneminde kadın esirlerin satıldığı Avrat Pazarı'nın ortasında kaldığı için "Avrat Taşı" adıyla da anılıyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber