Geri Dön
Kültür SanatBenim kim olduğumu biliyor musunuz?

Benim kim olduğumu biliyor musunuz?

Gerçek hayat hikâyesine dayanan biyografik filmler hem seyircinin ilgisini çekiyor hem de anlatılan kişilerin yakın çevresinin tepkisine neden olabiliyor

Benim kim olduğumu biliyor musunuz?

Müjde Işıl - Sinemanın en sevilen türlerinden biridir biyografik filmler. Hayatı merak edilen ünlü kişilerin özel yaşamını izleyen seyirci için dahil olmak istediği dünyaların kapıları aralanır. Bazen “Keşke onun yerinde ben olsaydım” bazen de “Para ve şöhret mutluluk getirmiyor” yorumlarıyla izlenir o hayatlar. Madalyonun diğer yüzü de var elbette. O kişinin kendisi veya ailesi bazen hiç memnun kalmaz ve tartışmalardan, suçlamalardan mahkemelere uzanan bir süreç başlar. Yakın dönemde tartışmalara konu olan bazı filmleri hatırlayalım.

“House of Gucci”: Şu sıralar Lady Gaga’nın abartılı performansı ile gündeme oturan yapım, Gucci Ailesi’nin tepkisini çekti. Aldo Gucci'nin varisleri filmi, ailelerini "holigan" ve "cahil" olarak tasvir ettiği için eleştirmekle kalmadı, kendi adlarını ve imajlarını korumak için dava açma haklarını saklı tuttuklarını da dile getirdi. Filmin yönetmeni Ridley Scott'ı da “kâr elde etmek için bir ailenin kimliğini çalmakla” suçladı.

“The Social Network”: Facebook’un nasıl doğduğunu anlatan film, platformun kurucusu Mark Zuckerberg’i tam anlamıyla çıldırttı. Filmde gerçek hayatta var olmayan bir kızla berabermiş gibi gösterilmesinin, Facebook’u kuruluşunu “kız meselesi”ne indirgenmesinin açıkça bir çarpıtma olduğunu açıkladı. O kadar kızdı ki, “İnsanların sadece yapmaktan hoşlandıkları için bir şey yarattıklarını anlamaktan acizler” diyerek filmin yapımcılarını yerden yere vurdu.

“Diana”: Kristen Stewart'ın Prenses Diana'yı canlandırdığı “Spencer” filmi için kıyamet kopmadı ama Naomi Watts’ın rol aldığı “Diana”, zamanında hayli tepki toplamıştı. Önce, Prenses Diana ve sevgilisi Dodi El-Fayed'in kazada öldüğü Paris'teki tünelin yakınına filmin afişinin asılmasıyla eleştirildi. Sonrasında Diana'nın iki yıllık ilişki yaşadığı Doktor Hasnat Khan ise filmi aşklarına ihanet olarak tanımladı ve izlenmemesinden mutlu olacağını ima etti.

“Grace of Monaco”: Nicole Kidman’ın Monaco Prensesi Grace Kelly’yi canlandırdığı filmde aile, filme destek vereceklerini açıklasa da sonrasında işler değişti. Aile, filmin senaryosunda çeşitli değişiklikler yapmak istediklerini ama taleplerinin dikkate alınmadığını beyan etti. Grace Kelly’nin çocukları, zamanla tepkilerini daha da sertleştirdi. Yanlış referanslar üzerine kurulu olduğunu iddia ettikleri filmi, saçmalık olarak nitelendirdiler.

“Amy”: Amy Winehouse'un hayatını anlatan belgesel, hayranlarını yeniden yasa boğarken özellikle Amy’nin babası Mitch Winehouse’un büyük tepkisini çekmişti. Baba Winehouse, belgeselde canavarmış gibi gösterildiğini, ailenin Amy’ye yardım etmek için harcadığı çabanın yansıtılmadığını söyleyerek filmi onaylamadıklarını açıkladı. Film yapımcıları ise Winehouse’u yakından tanıyan 100 kişi ile görüşerek belgeseldeki bilgilerin gerçekliğine vurgu yaptı.

Benim kim olduğumu biliyor musunuz

Bizde neler oldu?

Sinemamızda biyografik filmler çok tercih edilen bir tür değil. Fakat son dönemde bu türdeki filmleri sıkça izler olduk. Yabancı türdeşleriyle kıyaslandığında bizdeki tartışmaların, karakterlerin ve/veya olayların doğru yansıtılıp yansıtılmamasından ziyade “izin” odaklı olduğu dikkat çekiyor.

“Ayla”: Filmin senaristi Yiğit Güralp, senaryoyu yazmamış gibi davranıldığını açıklayarak şikâyetçi oldu. Ayla’yı kurtaran Süleyman Dilbirliği’nin kızı Sebahat Dilbirliği ile yapımcı Mustafa Uslu arasında para pazarlığı yapıldığı iddiası üzerinden de tartışma yansıdı basına.

“Müslüm”: Müslüm Gürses’in hayatını anlatan filmde kullanılan gömlek ve yüzüğün açık artırmaya çıkması olay oldu. Muhterem Nur, o eşyaların eşine ait olmadığını açıkladı; film karşılığında kendisine ev alınıp para ödendiği iddiasını da reddetti.

“Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu”: Naim Süleymanoğlu’nun kardeşi Muharrem Süleymanoğlu’nun anılarından uyarlanan filme, Süleymanoğlu’nun kızları tepki gösterdi. Kendilerinden izin alınmadan babalarının filminin çekilmesinden şikâyetçi oldular.

“Çiçero”: Casus İlyas Bazna’yı anlatan “Çiçero”da Bazna’nın kızları hem kendilerinden izin alınmadan film çekildiği hem de babalarının filmde gerçekten farklı şekilde yansıtıldığı için yapımcı Mustafa Uslu’dan davacı oldu.

Ahmet Kaya filmleri: Ahmet Kaya’yı anlatan “İki Gözüm Ahmet” ve “Son Şarkı” filmleri, Kaya’nın eşi Gülten Kaya’nın tepkisini çekti. “Yapılanlar Ahmet Kaya’nın vahşi bir sömürüsünden ibaret, ticari bir faaliyettir” diyen Kaya, mahkeme yoluna başvurdu. “İki Gözüm Ahmet” vizyona girdi ama filmde Ahmet Kaya’nın sesi kullanılmadı ve Gülten Kaya canlandırılmadı.

“Garip Bülbül Neşet Ertaş”: Neşet Ertaş’ın ailesi, film için kendilerinden izin alınmadığını, zaten Ertaş’ın vasiyeti gereği bu tür projelere izin vermeyeceklerini açıkladı. Filmin çekilmemesi için yapımcı Mustafa Uslu’ya dava açıldı. Mahkeme ise filmin çekilmesi yönünde karar verdi.