Geri Dön
Kültür SanatDeğişimin işaret fişeği

Değişimin işaret fişeği

2005’te yapılan “Ermeni konferansı”ndaki bildiriler yayımlandı. Resmi söylemin dışına çıkan ilk örnekler olması açısından çok heyecan verici...

Unutulmaz bir adamın unutulmaz bir lafı: “Evet hanımefendi, itiraf ediyorum. Ermenilerin bu topraklarda gözü var ama alıp gitmek değil, dibine girmek için.”
Hrant Dink’in paneli sürekli bölen bir konuşmacıya karşı (daha önce gazetede yazdığı ama burada tekrarlayınca kitleselleşen ve deyiş yerindeyse “kültleşen”) bu sözleri, ne zaman kurtulacağımızı bilmediğimiz bir paranoyayı tedavi etmek için verilen en kuvvetli ilaç aslında. Dink’in bu sözleri söylediği platform da o ilaçlardan biri olarak kabul edilebilir. 2005 yılının eylül ayında Bilgi Üniversitesi’nin Dolapdere’deki kampüsünde düzenlenen İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri - Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları başlıklı konferans çeşitli maceralardan geçtikten sonra yapılabilmişti. Oradaki bildiri, sunum ve söyleşiler bir kitap olarak elimizde.

Evdeki Ermeni babaanne
Aradan hayli zaman geçtiği için, bunun hangi konferans olduğunu kısaca hatırlatmakta fayda var. Hani; yapılacağının açıklandığı andan itibaren “Kerinçsiz”lerin tehditle karışık tepkilerine maruz kalan... Hani; dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in “Türk milletine arkadan hançer” diye tarif ettiği ve sonuçta güvenlik nedeniyle iptal olan... Hani ikinci denemede mahkeme kararıyla durdurulan... Hani; aynı (neden ve nasılsa artık hançer edebiyatını bırakan) Çiçek’in “Orada değil de şurada yaparlarsa sorun çıkmaz” diye yol gösterdiği... Hani üçüncü denemede gerçekleştirilen ve tabii ki dünyanın yıkılmadığı...
Neden bu kadar büyük bir tepki vardı? Tabii ki en büyük endişe “Orada ‘soykırım’ diyecekler”di. Oysa hem konferansın hazırlık komitesinde bulunan hem de kitabın sunuş yazısını yazan Prof. Dr. Selim Deringil böyle bir amaçlarının olmadığını, 60’tan fazla katılımcıdan sadece üçünün bu kelimeyi bilinen anlamda kullandığını belirtiyor. Amaç, bilimsel sorumluluğu yerine getirmek. Kelimelere takılmadan; kimi zaman tarihçinin belge okuma tekniği gibi gayet bilimsel, kimi zaman da evdeki Ermeni babaanne gibi son derece insani boyutta konuşulmuş her şey.
Bu konferans resmi görüşü bir kere daha dillendirip gönül rahatlığı içinde eve dönülsün diye yapılmamıştı zaten. Bu konunun bir tabu olarak daha fazla süremeyeceğini düşünenler toplanmıştı (Bu arada, Baskın Oran’ın tabunun kökenleri üzerine bildirisi kaçmamalı. Cemil Koçak’ın, Ruşeni Bey’in hayat hikayesi üzerinden kurduğu Osmanlı-Türkiye Cumhuriyeti bağlantısı da kitabın en heyecan verici bölümlerinden).
O günden bugüne pek çok şey oldu. Hrant Dink öldürüldü, Ermeni açılımı başladı, iki ülke cumhurbaşkanı beraber maçlar izledi, protokol imzalandı, sonra Ermeni açılımı bitti. Artık Taksim’de 24 Nisan anma töreni de yapılıyor, kitlesel kampanyalarla özür de dinleniyor. Tabii bir yandan Başbakan burada kaçak çalışan Ermenileri sınır dışı etmekle tehdit ediyor falan...
İşte engebeli ama önemli mesafenin alınmasında, psikolojik ve fiziki baskılara rağmen vazgeçmeyerek 1915’i normal şekilde konuşulan bir konu haline getiren akademisyenlerin emeği büyük. Ve tabii buraya katılarak risk alan tüm konuşmacıların. Bu kitap Türkiye’nin değişiminin belgelerinden biri.

Kim ne anlatıyor?
Elif Şafak: Osmanlı son dönemi Ermeni edebiyatının önemli yazarlarından Zabel Yeseyan üzerine bir inceleme...
Fethiye Çetin: Anneannesinin Heranuş olarak doğup, ölmemek için Seher adıyla başladığı yeni hayatı...
Hrant Dink: Ermeni kimliğini tanımlayan yeni ruh hali ve yeni cümleler
Taner Akçam: Resmi belgelerde İttihat Terakki’nin Ermeni politikaları.
Elif Şafak: Osmanlı son dönemi Ermeni edebiyatının önemli yazarlarından Zabel Yeseyan üzerine bir inceleme...
Fethiye Çetin: Anneannesinin Heranuş olarak doğup, ölmemek için Seher adıyla başladığı yeni hayatı...
Hrant Dink: Ermeni kimliğini tanımlayan yeni ruh hali ve yeni cümleler
Taner Akçam: Resmi belgelerde İttihat Terakki’nin Ermeni politikaları.Elif Şafak: Osmanlı son dönemi Ermeni edebiyatının önemli yazarlarından Zabel Yeseyan üzerine bir inceleme...
Fethiye Çetin: Anneannesinin Heranuş olarak doğup, ölmemek için Seher adıyla başladığı yeni hayatı...
Hrant Dink: Ermeni kimliğini tanımlayan yeni ruh hali ve yeni cümleler
Taner Akçam: Resmi belgelerde İttihat Terakki’nin Ermeni politikaları.

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler