Geri Dön
ArkeolojiHitit Kraliçesi Puduhepa: Tarihe mührünü vuran kadın

Hitit Kraliçesi Puduhepa: Tarihe mührünü vuran kadın

En eski yazılı anlaşmalardan biri olan Kadeş Antlaşması’nda, Anadolu’nun en güçlü kadın figürlerinden Kraliçe Puduhepa’nın da mührü bulunuyor

Hitit Kraliçesi Puduhepa: Tarihe mührünü vuran kadın

Görkem Evci | gorkem.evci@milliyet.com.tr

Hitit tarihinin öne çıkan figürlerinden Kraliçe Puduhepa, Anadolu’da devlet yönetimi seviyesinde görülmüş en güçlü kadınlarından biri. M.Ö. 13. yüzyılın başlaırnda, bir başka deyişle günümüzden yaklaşık 3300 yıl önce yaşamış olan Puduhepa, Kral III. Hattuşili’nin eşi. Puduhepa, “teoforik” yani “tanrı adı taşıyan” bir isim. Aslında iki kelimeden oluşan bu ismin sonundaki “hepa” sözcüğü, Tanrıça Hepat’ı işaret ediyor. İsmin ilk kısmının anlamı ise bilinmiyor. III. Hattuşili ile Puduhepa’nın evliliğine dair anlatılan hikâyeye göre Hattuşili, kardeşinin krallığı döneminde Mısırlılar ile Hititler arasındaki Kadeş Savaşı sonrasında, tanrıya kurban sunmak için Lavazantiya’ya (muhtemelen Elbistan çevresi) gelir. Puduhepa’nın babası Lavazantiya şehri İştar’ının rahibi, Puduhepa da yine bu tanrıya hizmet eden bir rahibedir. İlk eşi ölen Hattuşili, bazı yorumlara göre, böyle bir evlilik yaparak siyasal iktidarını dinî bir güçle daha da büyütmek istemiştir.

Kraliçenin gücü

Puduhepa, III. Hattuşili’nin kral olmasıyla birlikte devlet yönetiminde bir “partner” konumuna yükselir. Hitit geleneğinde kraliçenin görevi kral öldükten sonra da devam ettiğinden, Hattuşili’nin ölümünden sonra oğlu IV. Tuthaliya’nın krallığı döneminde de Puduhepa’nın iktidarı sürer. Puduhepa’nın devlet yönetimi ve diplomasi tarihindeki en sembolik izi şüphesiz Kadeş Antlaşması’ndadır. Mısır Ülkesi ile Hititler arasında eşitlik esasına dayalı olarak yapılan ve tarihin ilk yazılı barış anlaşmalarından biri olan Kadeş Antlaşması’nda Hitit İmparatorluğu adına III. Hattuşili ile birlikte Puduhepa’nın da mührü bulunur. Bu antlaşmanın yazdırıldığı ve iki devletin birbirine gönderdiği iki gümüş tablet bugün elimizde olmasa da Mısır’dan Hitit İmparatorluğu’na gönderilen gümüş tabletin kil kopyası, Boğazköy’de bulunmuştur ve İstanbul Arkeoloji Müzelerinde sergilenmektedir. Antlaşmanın bir replikası da Birleşmiş Milletler binasında asılıdır. Puduhepa’nın isminin tek başına ya da kralla birlikte yer aldığı birçok mühür bulunmuştur. Suriye’deki Ugarit Antik Kenti’nde bulunan Tuthaliya’ya ait bir mühürde ise Tuthaliya’dan “Hattuşili ve Puduhepa’nın oğlu” olarak bahsedilmektedir. Bu mühür, kral mühürlerinde anne adının yer aldığı tek örnek olarak biliniyor. Tarihte böyle önemli bir yeri olan Kraliçe Puduhepa’nın adını, bundan sonra daha sık duyabilirsiniz. Türkiye Ortak Nesiller Entegrasyonu (T-ONE) Derneği, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle 7 Mart’ta düzenlediği bir etkinlikle Puduhepa’yı daha geniş kitlelere tanıtmak amacıyla gerçekleştirdiği projeyi anlattı. Yönetim Kurulu Başkanı Demet Sabancı Çetindoğan’ın ev sahipliğinde yapılan etkinlikte Prof. Dr. İlber Ortaylı ile Araştırmacı Doğa Taşlardan, Hititleri ve Puduhepa’yı anlattı. Ortaylı, Yunan ve Roma uygarlıklarında kadınların bir yönetici figürü olarak ortaya çıkmadığını, bu iki uygarlığın tarihinde kendi kendini yetiştiren ya da “entrika çeviren kadın” figürleriyle karşılaşıldığını ancak anaerkil cemiyetlere de rastlanılan Şark’ta Puduhepa gibi kadınların görülebildiğini belirtti. Ortaylı; Muhibbe Darga, Füruzan Kınal gibi isimleri anarak Puduhepa’nın ruhunun, bu döneme ilişkin çalışmalar yapan kadınlarda yaşadığını da söyledi.

Puduhepa’yı tanımak

Etkinliğe katılan ve projeyi destekleyen Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın’ın, Hititlerin başkentinde yöneticilik yapmasına rağmen bu projeye kadar Puduhepa’dan haberi olmadığını üzülerek söylemesi, projenin önemini gösteriyor. Birkaç yıl önce Çorum’a Hitit eserlerini yerinde görmek için yaptığım gezide de bir esnaf, burada doğup büyümesine rağmen Hitit kalıntılarını hiç görmediğini belirterek ziyaretimi şaşkınlıkla karşılamıştı. İnsan, çoğu kez yakınındaki hazinenin değerini bilmez. Oysa bu eserleri önce o topraklarda yaşayanlar tanımalı ki sahiplenebilsinler. Bu açıdan projenin bir sonraki durağının Çorum, ardından da Avrupa ülkeleri olması anlamlı. Yanı başımızda bir savaşla yatıp kalktığımız bu dönemde Anadolu’da barışa mührünü vuran bir kadını tanımaksa daha da anlamlı.