17 rektör aranıyor?

Rektör olmak eskiden çok zordu. Önce seçimleydi. Sonra YÖK aday belirledi, Cumhurbaşkanı atadı. Şimdi ise başvuruyla oluyor.

YÖK, görev süreleri dolan ya da görevden ayrılan 17 üniversiteye rektör adaylığı için başvuruları dün başlattı, 8 Temmuz’a kadar devam edecek.

Peki, başvuru için ne gerekiyor?

Sanki profesör olmak yetiyor da artıyor!

Akademik birikim, liyakat, yönetim tecrübesi, yöreyi tanıma, mali donanım, uluslararası tanınırlık gibi bir rektörde olmazsa olmaz haline gelen kriterlerin neredeyse hiçbiri aranmıyor.

Oysa, dünyanın en iyi üniversitelerine baktığınızda, hemen hepsinin onlarca kendine özel kriteri var. Örneğin yönetim tecrübesi yani daha önceki başarı hikâyeleri olmazsa olmazların başında geliyor. Bizde ise bu özel koşul neredeyse hiç aranmıyor. Örnek mi istiyorsunuz, daha önce atanan rektörlere bakın yeter de artar!..

Hangi üniversitelere?

YÖK’ten yapılan açıklamaya göre, Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Trakya Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi’ne rektör ataması yapılacak.

Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde, rektör adayları için belirlenmiş olan şartları taşıyan adaylar, 8 Temmuz mesai saati bitimine kadar Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na başvuru yapacak, YÖK de o listeye girenlerden bazılarını Cumhurbaşkanlığı’na bildirecek, o da onlardan birini rektör olarak atayacak.

Liyakat olmazsa olmaz kural olmalı

Üniversiteler toplumların lokomotifi. Onlar ne kadar güçlü olursa, ülkeler o kadar güçlü olur.

Örneğin Amerika’yı Amerika yapan güç, ne parası ne de ordusu!

Dünyanın en iyi 10, 100, 500 üniversitesinin pek çoğu onlarda olduğu için süper güç!

Peki, bizde bu sıralamaya giren kaç üniversite var?

Ara ki bulasınız...

Üniversiteleri önemli kılan da rektörler! Onlar ne kadar güçlüyse, üniversiteler de o kadar güçlü oluyor.

Dünden bugüne rektörlük makamına öylesine kolay sahip olundu ki gelenlerin çok önemli bir katkıda bulunduklarını söylemek abartılı olur.

Devlet ülkenin her yerine üniversite yaptı ama onlar iyi yönetemedi. İçlerinde çok başarı olanlar yok muydu, elbette vardı ama sayıları o kadar azdı ki!..

Üniversite konseyleri

Ankara’dan gelen söylentilere bakılırsa, her üniversiteye bir de konsey atanacakmış!

Özal döneminde de çok konuşulmuştu.

Vergi rekortmenleri, şehrin ileri gelenleri, oda temsilcileri ve farklı kesimlerden isimler atanacak denilmiş ve o yıl vergi rekortmeni genelev patroniçesi olunca, tartışmalar son bulmuştu!..

Konsey ya da mütevelli heyeti dünyada karşılığı olan uygulamalar ama bizde bugüne kadarki denemelerin hiçbiri tutmadı, tutması da zor!

Vakıf üniversitelerinde güya mütevelli heyetleri var, ne kadar verimliler, YÖK’e sormak gerekir.

Genelde aile şirketi gibi işletiliyor. Devletinkiler de siyasi “arka bahçe” haline gelirse, hiç şaşırtıcı olmaz!

Özetin özeti: Üniversitelere her yönüyle hak ettikleri önemi verirsek, bugünkü sorunlarımızın birçoğu kendiliğinden çözülecektir!..