Atakan, liselere giriş ve kolejler

Türkiye günlerdir 10 yaşındaki Atakan’ı konuşuyor.

Sosyal medya yıkılıyor, gazete ve televizyonlarda da manşetlerde.

Basın toplantıları bile düzenlemeye başladı. Onunla ilgili önceki gün ve dün Instagram ve Twitter’da iki paylaşımda bulundum. Gelin önce onlara bir göz atalım, sonra da gazete ve televizyonları ziyareti sırasında, ayaküstü yaptığımız diyaloğu paylaşalım:

İlk paylaşım:

“O henüz 10 yaşında ama okuduğu kitaplar, ortaya koyduğu filozofik görüşler, gelecek için umut veriyor. O, dudak kıvrılan mahallesindeki okulda okuyor. Her fırsatta örselenen öğretmenlerin elinde yetişiyor. Atakan’ı köklerinden koparmamak gerekir.

Sınav yarışı, umarız onu da köreltmez! Rahmetli Barış Manço’nun programına çıkan çocukları hatırlayın! Onlar da pırıl pırıldı! Onca kitabı ileride de okuyabilirdi. Çocuklar, çocukluğunu yaşamalı ve doğru yönlendirilmeli!..”

İkinci paylaşım:

“Eyvah, Atakan eyvah! Ünlü olmak, sanki onun da kimyasını bozdu! İki gündür okula gitmiyor!

Önce Bakanlık temsilcileri  ve basın toplantısı, sonra da medya ziyaretleri!

Bir Allah’ın kulu da niye okulda değilsin diye sormuyor!

Çok özel biri ama ego tavan yapmış durumda, okulunu, öğretmenini beğenmiyor!

Yarın, umarız, ailesini ve mahallesini de sorgulamaz!..

Çok özel biri. Üstün yetenekleri var! Ne olur ona da kıymayalım. Bırakalım çocukluğunu yaşasın!..”

Dün, Atakan’la ilgili olarak, kendisini kırmadan, dökmeden, neyi, nasıl yazarım diye düşünürken, bir de baktım, karşımda. Televizyon turunu tamamlamış, gazeteleri ve yazarları ziyaret ediyordu.

Yoğun görüşme trafiğinden, zor bir fırsat yaratarak, çok kısa bir süreliğine, odama davet edip, ayaküstü konuştuk.

Zeki olduğu kesin ama kontrolü kaybetmiş!

“Niye okulda değilsin?” dedim.

“Haklısın, okulda olmam gerekirdi” dedi.

“Öğretmenini, okulunu ve arkadaşlarını sanki biraz küçümser gibi konuşmuşsun, bu hiç şık değil” dedim. “Yok öyle bir şey” dese de basın toplantısında söylediklerini hatırlatınca kabullendi.

Ve, “Tek soru sorup, seni bırakacağım” deyip şu soruyu sordum: “Ben, sen olsaydım, bana önerin ne olurdu?”

Hiç düşünmeden, “Medyadan uzak dur, derim” dedi.

Baba hak verdi, o da “Tamam” dedi, bekleyip göreceğiz!..

Atakan’ı ve diğer Atakan’ları kazanmamız gerekiyor. Onun gibi yüzlercesi, binlercesi var. Kimi kitap okuyor, kimi resim, kimi de beste yapıyor?..

Üstün yetenekli çocuklara sahip çıkılmaması ülkemizin en önemli sorunlarından biri.

Onları doğru ellere teslim edersek, ülkemizin lokomotifi olurlar, kendi hallerine bırakır ya da yetenekleriyle değil de popülaritesinden yararlanmak isteyenlere kaptırırsak, bir süre sonra enkaza dönüşebilirler.

Ne olur, onlara sahip çıkalım. Önlerini açalım. Körelmelerine izin vermeyelim...

En iyi değil en doğru okul

Liselere giriş bu yıl her zamankinden daha zor olacak.

Bakan Selçuk kontenjan artırıldı diyor ama başvuran sayısı da çok arttı. Selçuk, sınavla öğrenci alınacak okullarda kontenjanların oranının yüzde 10 olacağını, sayının, bu oran üzerinden belirleneceğini söyledi.

Yani bir milyon 800 bin başvuran varsa 180 bini sınavla girilen “nitelikli” okullara yerleştirilecek! Peki ya geriye kalan 1.6 milyon öğrenci ne olacak?

Bakan Bey bu konuda da, “Çocuklarımızı asla mağdur etmeyiz, kontenjanlar ayarlandı, rahat olsunlar” diyor ama veliler yine de tedirgin. Haksız da sayılmazlar, çünkü önlerini göremiyorlar...

Bu arada “Sporla, sanatla, bilimle ilgilenen öğrencilere bir ek avantaj sağlamakla ilgili bazı hazırlıklar” varmış! Yine eyvah, eyvah dedik. Umarız fırsatını bulan herkes, bir yolunu bulup milli olmaz!..

Özel okul açma standartlarını yükseltmeye yönelik kanuni düzenleme de bir an önce yasallaşsa da kolejlere gitmek, macera olmaktan çıksa.

Özetin özeti: Toplam 180 bin kontenjan varsa, sınava neden en az 1.5 milyon kişi başvuracak? Çocuklarımızın umutlarıyla ne olur daha fazla oynamayalım!..