Bilimde taraf olunmaz

Bilim, bir ülkeyi geleceğe taşıyan en önemli lokomotiflerden birisi. Bilimde söz sahibi olmadan geleceğe damga vurmak mümkün değil. Peki, Türkiye bilim toplumu olur mu? “Mümkün değil” diyen çok olsa da bir o kadar inanan var ve bunlardan birisi de İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan...

Erdoğan, üniversiteye giren ya da bitiren en iyi öğrencilerin öğretmenliği ve öğretim üyeliğini seçmeye başladığında bu yöndeki umutların daha da artacağına dikkat çekerek, “Bunu elbirliğiyle başarmamız gerekir” diyor.

İlim Yayma Vakfı tarafından düzenlenen 2021 İlim Yayma Ödülleri, yarın akşam, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılacağı törenle sahiplerini bulacak.

Peki, verilen ödüller, hak edenlere ulaşacak mı?

Vakıf Başkanı Erdoğan, bu konuda, titiz hem de çok titiz olduklarının altını özellikle çizerek, “Bu ödülün uluslararası bir saygınlık kazanması, ödülü hak edenlerin başarısıyla mümkün olacak. Bu yüzden, dört elemeli bir süreçten geçiyor. İlk verdiğimiz ödüller bunun bir kanıtı” hatırlatmasında bulundu.

Peki, bir önceki Büyük Ödülü kim aldı?

Geriye dönüp baktığımızda karşımıza önemli bir isim çıktı.

Prof. Dr. Fikrettin Şahin.

10 yıl kadar önce, “Ülkemizde eğer bir gün biri Nobel ödülü olacak olursa, bu, o olacaktır” diye yazdığım Fikrettin Şahin.

Doğru bir seçim. Umarız yarın akşamki Büyük Ödül’ün sahibi de yine bilim dünyasının ayakta alkışlayacağı bir isim olur...

Tören öncesinde, Erdoğan ile bilimi ve özellikle de çocuklarımızın geleceğini, Amerika’da Harvard’da başlayan, İtalya’da devam eden akademik hayatını, doktorayı neden yarıda bıraktığını ve dünya bilimindeki gelişmeleri uzun uzadıya konuştuk. Giriş sınavlarının öğrenci ve veliler üzerinde yoğun baskı yarattığını, bu yüzden yılda bir sınav yerine 5, 6 sınav yapılmasının daha doğru olacağını söyledi. ÖSYM’nin bu konuda daha esnek ve adil olması gerektiğini belirtti. Sınavlarda ilk bine giren öğrencilerin gözlerindeki ferin söndüğüne, çok yorgun olduklarına ve hep belli mesleklere yöneldiklerine vurgu yaparak, sosyal bilimlerin yok olma noktasına gelmesinin kabul edilebilir bir durum olmadığını kaydetti.

Bilimde taraf olunmaz

Bilal Erdoğan ile söyleşiyi İlim Yayma Vakfı’na ait Özel Çamlıca Palet Ortaokulu ve Türk Müziği İlkokulu’nda gerçekleştirdik. Bu okulda öğrenciler, öğlene kadar müfredattaki dersleri görüyorlar, öğleden sonra da müzik eğitimi alıyorlar.

Neden bilim?

Nasıl bilim toplumu oluruz?

Bilim insanı olup, üniversitede kalmayı düşündüğünüz oldu mu?

Bilim penceresinden baktığımızda sizce dünya genelinde bilim insanlarının eğilmesi gereken en önemli konular neler?

Bilimsel üretkenlikler konusunda olmazsa olmazlar neler? Bu atmosferi sağlayabilir miyiz?

Bugün için üniversiteye hazırlanan bir genç olsaydınız hedefiniz ne olurdu?

Bilimin amacı ne olmalı?..

İslam bilimin önünde engel mi?

Yukarıdaki soruları ve daha fazlasını kendisine sorduk. Topu hiç taca atmadan samimiyetle cevap verdi. İşte bu söyleşiden önemli satır başları:

Ödüllerde şeffaflık ve gizlilik çok önemli. Kimlerin ödül aldığını bizler de yarın akşam öğreneceğiz. Dedikodusuz bir ödül sistemi oturtmaya çalışıyoruz. Hak eden alsın. 10 ödülden sonra bu ön yargılar ortadan kalkacak.

Önceki yıl başvuranların sadece yüzde 4’ü kadındı, bu yıl yüzde 38’e çıktı. Bu çok memnuniyet verici.

Ödüller mutluluk verici. Aziz Sancar Nobel aldıktan sonra çok mutlu bir insan oldu. Ondan önce kendisini yeterince tanımıyorduk.

Hiçbir ticari beklentimiz yok. Yeterli bağış aldığımızda daha çok öğrenciye burs veriyoruz.

Üniversite sınavlarında ilk 100’e girenlerden akademisyen olan yok gibi. Bu tabloyu değiştirmeliyiz.

Tek eseri değil, toplu çalışmaları ödüllendirmeyi hedefliyoruz.

Çevre dostu ve geleceğe yönelik projeler konusunda pozitif ayrımcılık olabilir.

Türkiye’nin bilim toplumu olması için ön yargılardan kurtulmamız gerekir. Eskiden çocuklarımız memur olsun istiyorduk, sonra sigortalı olsun istedik, şimdi doktor, mühendis, avukat olsun istiyorlar. Bilime önem verir ve çocuklarımızı bilime yönlendirirsek bilim toplumu olmamız çok uzun zaman almaz.

Avrupa hantallaştı, Amerika inişte, bizim heyecanımız onlardan daha fazla. Bu da bizi çok daha iyi noktalara getirecektir. Bu konuda çok umutluyum. Teknofest’in yoğun ilgi görmesi bunun en önemli göstergesi.

Doğru organize olursak aşamayacağımız sorun yok.

İcat çıkarmayın şeklinde değil, icat çıkarın diyen söylemler geliştirmeliyiz.

İlim için ilim yapmalıyız, para ve unvan sonra gelmeli.

Bilim için tutku gerekir.

Hayırseverler, ilgi duydukları alanlara gençlerin yetişmesi için vakıf ve üniversitelere destek olmalıdır.

7 ve 8. yüzyılda Müslümanlar, Batılı tüm kaynakları çevirip, geliştirip bilimde zirve yaptı, 15. yüzyıldan itibaren matbaanın icadından sonra durakladı, matbaayı bulanların ilk bastığı kitaplardan birisi de İbn-i Sina’nın eseriydi. 18. yüzyıldan sonra onlar bizi geçti.

Bilim adına hiçbir şeyi kaçırmamız gerekir.

Yapay zekâ ve öğrenebilir bilgisayarlar geleceğe yön verecek.

20 Mayıs’ta başlayan ve 31 Temmuz’da sona eren İlim Yayma Ödülleri 2021 yılı başvuru sürecinde, toplam 5 bin 21 kişi başvuru sistemine giriş yaptı. Bunlar arasında 159 üniversite ve 34 diğer kurum ve kuruluştan 428’i kadın, 683’ü erkek olmak üzere toplam bin 111 başvuru tamamlandı.

Bu ödüle aday olma ve gösterilmeyle akademi dünyasının daha da keşfedilmesini istiyoruz. Amacımız başarılı akademik kariyerlere özenilmesini sağlamak. Akademik araştırma denince sadece mühendislik anlaşılmasın, sosyal bilimler de öne çıkmalı.

Başarılı parlak gençler her alanda teşvik edilmeli. Ödül sahiplerimizin tanıtılması ve gençler tarafından örnek alınmaları çok önemli.

Araştırma alanları kamuoyuna ne kadar mal olursa özendirici vasfı o kadar desteklenmiş olur.

Uluslararası yönüyle ilgili çalışmalarımız devam ediyor. 10 yıl içerisinde uluslararası boyuta taşıyacağız ama ondan önce yurtdışındaki Türk bilim insanlarına yönelik kategoriler açacağız.

Ödül alan bilim insanının önü açılıyor, ilgi görüyor. Bu da onlar için önemli bir kazanım olabiliyor

Hedefimiz beşinci ödülden sonra uluslararası bir nitelik kazandırmak. Buna yönelik çalışıyoruz.

70 yıllık tarihimizde ve bundan sonrasında, kendi alanımız ve kendi işimiz dışında başka bir şeyle de ilgilenmeyerek sadece işimize odaklanıyoruz.

Bilimde taraf olunmaz

Özel Çamlıca Palet Ortaokulu ve Türk Müziği İlkokulu’nun Müzik Müzesi’nde yok, yoktu. Erdoğan da ud çalıyormuş...

Bilal Erdoğan

1999 yılında Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldu. Indiana Üniversitesi’nde iki ana dalda yürüttüğü lisans eğitimini 2002 yılında siyaset bilimi ve ekonomi alanlarında tamamladı. 2001 yazını Washington DC’de Woodrow Wilson Center’da stajyer olarak geçirdi. 2004 yılında dünyanın alanında en iyi üniversitesi olan Harvard Üniversitesi, Kennedy School of Government’ta kamu yönetimi alanında yüksek lisans derecesini aldı. Ardından iki yıl Dünya Bankası’nda uzman olarak Slovakya, Hırvatistan, Mısır, Filistin, Irak bütçe gözden geçirme dosyalarında görev aldı, özellikle eğitim bütçesi ve eğitim politikaları üzerine çalıştı. Johns Hopkins Üniversitesi’nde Avrupa Çalışmaları alanında İtalya ve Türkiye örnekleriyle ekonomik büyüme ve gelir dağılım modelleri ilişkisini ele aldığı doktora tezi çalışmasına başladı. Doktorasını henüz tamamlamadı.

Bilimde taraf olunmaz