Eğitimde yeni bir dönem mi, mevcut dönemin devamı mı?

Eğitimin en tepe iki yöneticisi değişti. Önce YÖK Başkanı koltuğuna veda etti, sonra da Milli Eğitim Bakanı. Yekta Hoca’nın görev süresi doldu.

Ziya Hoca’nın ise istifa ettiği söyleniyor.

Yerlerine gelen isimler uzaktan değil. Marmara Üniversitesi Rektörü Erol Özvar YÖK Başkanı oldu, Mahmut Özer de yardımcısı olduğu Ziya Hoca’nın koltuğuna oturdu.

Yani bir anlamda, mevcut sistemin dışından, taze bir kan olanlar değil, yönetimin tam göbeğindeki isimlerdi. İyi tarafı eğitimin tüm sorunlarına vakıflar, kötü tarafı yapacaklarını bugüne kadar neden yapmadılar?..

Mahmut Hoca da, Erol Hoca da böylesi zor bir dönemde, böylesi önemli bir görevi kabul edip, taşın altına ellerini koydukları için her türlü desteği hak ediyorlar. Umarız başarılı olurlar, umarız eğitimde özlenen o mutluluk tablosuna bir an önce kavuşuruz...

Ziya Hoca

En zor bakanlıklardan biri de Milli Eğitim. Kalıcı olmak çok zor çünkü çok yıpratıcı. Bu yüzden bakanlardan biri gidiyor, diğeri geliyor. Özer, Ak Parti döneminin 8. Bakanı. İlk defa olmasa da eğitimin başına mühendis bir bakanın gelmesi, bir avantaj mı yoksa dezavantaj mı? Bu durumu çok farklı yorumlayanlar var. Diplomasından çok icraatlarına bakmak sanki çok daha doğru olacak!

Ziya Hoca, büyük bir beklenti ile gelmişti. Bilgisi, donanımı, mütevaziliği ile kısa sürede kendisini sevdirdi ama üzerinden biraz zaman geçip de sorunlar azalacağına daha da içinden çıkılamaz hale gelince, yoğun eleştiriler almaya başladı.

En büyük şanssızlığı, korona ve tahminlerin çok üzerinde uzayan pandemi süreci oldu. Kafasındakileri hayata geçirmekten çok, günü kurtarmaya çalıştı. Kadrosunu kuramadı, istediklerini yapamadı. Ankara’da duruma hâkim olamayınca kendisini yurt gezilerine verdi, öğretmen ve öğrencilerin gönlünü kazandı ama arkası gelmedi...

Yıllar boyu eğitimci bir Bakan gelirse her şey çok daha farklı olur beklentisi vardı, bu yüzden üzerindeki yük ağır, baskı olağanın çok üzerindeydi. Bu da hareket alanını daralttı. Söylemlerinin havada kalmasına neden oldu.

Ve en önemlisi de yalnız adamdı...

Kimilerine göre naif kişiliği ile hoş bir seda bıraktı kimilerine göre ise derin bir hayal kırıklığı yarattı. Ziya Hoca’nın gelişinde sevinen çoktu ama gittiğine üzülen sayısı geldiğinde sevinenler kadar olmadı!..

Yeni yaşamında kendisine keyfince ve olabildiğince sakin bir hayat diliyoruz...

Mahmut Hoca

Mahmut Hoca’yı Zonguldak’taki rektörlüğünden bu yana tanırım.

Ankara’ya ilk ÖSYM Başkanı olarak geldi ama fazla kalmadı, ardından Bakan Yardımcılığına atandı.

Mühendis ama eğitime yoğun ilgisi var. Özellikle de mesleki eğitime.

Ziya Hoca’dan önceki ve daha nice Milli Eğitim Bakanı da mühendis ya da farklı mesleklerdendi. Eğitimci sayısı, bir elin parmakları kadar bile olamadı.

Bu durumu, eski Başbakanlardan birçoğuna, “Neden böyle?” diye sordum. “Orası siyasi bir makam, birikiminden çok dengelere ve becerisine bakarız” dediler.

Mahmut Hoca’dan da beklentiler çok fazla.

Öğretmenler atama, veli ve öğrenciler yüz yüze eğitim, adaylar adil bir sınav ve ek kontenjan istiyor. Ücretli öğretmenliğin kaldırılması, mesleki eğitimin onore edilmesi, liyakate dayalı özlük hakları, sözleşmelilere kadro, mülakatın kaldırılması ve daha neler, neler...

Eminiz ki sizin de Bakan Özer’den öncelikli istek ve beklentileriniz çok farklıdır. Çünkü ateş düştüğü yeri yakıyor!

Umarız tüm bu istek ve beklentilere kulak verir ve en kısa sürede çözüme kavuşturur...

Özetin özeti: Ülkemiz ve çocuklarımızın geleceği için en doğrusu ve en hayırlısı ne ise olsun...