Eğitimde yeni bir reform sinyalleri(2)

Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunduğu “Öğrencilerimize 21. Yüzyıl Yetkinliklerinin Kazandırılmasına İlişkin Cumhurbaşkanlığı Politika Belgesi Taslağı”nda yer alan stratejik konu başlıklarını tek tek ele almakta yarar var. Bu stratejik konu başlıkları, aynı zamanda nerelerde hata yapıldığının da en önemli göstergeleri! Eğer onları doğru okursak, gerçekleştirilmek istenen yeni eğitim reformunun ana hatlarını da doğru çizmiş oluruz.

Gelin şimdi o konu başlıklarını tek tek ele alalım ve “Bugüne kadar neler yapıldı, bundan sonra ne yapılmak isteniyor?” sorusuna cevap arayalım:

Ders kitaplarının yeniden ele alınması: Ders kitapları konusunda büyük bir rahatsızlık olduğu kesin. Tüm öğrencilere bedava kitap dağıtılmaya başlandı ama yardımcı ders kitaplarına harcanan para daha fazla. Ücretinden çok, içeriği daha önemli hale gelmeliydi. Yardımcı ders kitaplarına ihtiyaç duyulmayacak donanımda ve kalitede ders kitaplarının zamanı geldi de geçiyor.

Ölçme ve değerlendirme süreçlerinin üst düzey düşünme ve ürün ortaya koyabilmeyi destekleyecek biçimde kurgulanması: Ölçme değerlendirme, eğitimin olmazsa olmazlarından biri. O bir terazi ve eğer terazi yanlış tartıyorsa, gerisi teferruattır. Daha da önemlisi neyi nasıl tartacağınız ve neyi nasıl ölçeceğiniz çok önemli. Kurgusunda bir sorun olduğunun tespit edilmesi bile çok önemli. Giriş sınavlarında kaplumbağa ile tavşanın yarıştırılması en büyük yanlışlardan biri!

Öğrencilerimizin teknolojinin güvenli ve doğru kullanımı konusunda bilinçlendirilmesinin yanı sıra yazılım ve kodlama gibi beceriler edinerek teknolojinin yalnızca tüketicisi değil, aynı zamanda üreticisi olabilmelerinin sağlanması: Teknolojinin kullanımı konusunda bir sıkıntı olduğu kesin. Pandemi öncesine kadar, en büyük tehlikenin ekran bağımlılığı olduğunu haykırırken, şimdi onları gün boyu ekrana kilitledik. Verimliliği ve yan etkileri konusunda hiçbir araştırma yok! Yazım ve kodlama konularında ise çok daha fazlasının yapılması gerekiyor. Bunların en başında da, Bilişim derslerinin yeniden konulması ve bilişim sınıflarının yeniden etkin bir şekilde açılması geliyor!

Öğretmen, öğretim elemanları ve eğitim yönetici-lerinin liyakat prensibi çerçevesinde yetiştirilmesi, atanması ve mesleki gelişimlerinin sağlanması: En önemli reformlardan biri bu olacak. Bu konuda çok önemli sıkıntılar var ve doğru olanı bulmak kolay olmayacak. Liyakat esas alınırsa gerisi gelecektir.

Paydaşlarla iş birliğine yönelik olarak, iş dünyasıyla yoğun etkileşim, sektörle bütünleşmiş okul modelleri, staj, öğrenci niteliklerini izleme, kurumlar arasında fiziki ve beşeri kaynakların ortak kullanımı gibi konularda yeni yaklaşımlar ve özgün uygulamaların geliştirilmesi: Dünden bugüne, yarım asırdan fazla, bu görüşleri dile getiren o kadar çok siyasetçi oldu ki gelinen son nokta bu oldu. Yani hâlâ bir reforma ihtiyaç var. Bu konuda dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok. Eğitim tarihimizde bunun pek çok pozitif örneği var!

Yetkinliklerin kazandırılması sürecinde etkin bir kalite takibi için, temel eğitim ve ortaöğretim kademelerinde kalite güvence sisteminin oluşturulması: Yetkinlik kazanımı da en temel reform gereksinimlerinden biri. Pandemi döneminde gördük ki günde 500 test çözen çocuklarımız, iki yumurta kırıp karınlarını doyuramadı! Eğitim bir yaşam sanatı ise yaşam kalitemizi yükseltecek her türlü yetkinlik, bireysel ilgi ve yetenekler doğrultusunda geliştirilmelidir.

Yanlış yanlış üstüne

Yanlışlardan en büyüğü de, ilkokula başlayan her öğrenciye, sanki hepsi de üniversiteye gidecekmiş gibi akademik dayatmanın yapılması. Bu noktada erken yönlendirme çok önemli, umarız o da dikkate alınır.

Atılacak adımların samimi olması çok önemli. Söylemler ile uygulamalar birbiriyle örtüşmezse reform çabaları havada kalır ve daha başlamadan son bulur. Bunun o kadar çok örneğine şahit olduk ki bir yenisi artık çok ağır gelir.

Hazır reform arayışındayken, fabrika ayarlarına yani Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki eğitim sistemine ve sonraki yıllarda gerçekleştirdiği iyi örneklere dönsek ne güzel olur.

Haydi hayırlısı diyelim...

Özetin özeti: MEB, adeta bir reform ve proje çöplüğüne dönüştü. Bu yüzden, her şeyden önce, tüm paydaşları reformun gerekliliğine ve samimiyetine inandırmak gerekir! Yoksa boşa zaman kaybı olur...