Gelin bu kez karneyi kendimize verelim!..

Pandemi nedeniyle zor bir eğitim-öğretim yılı oldu. Geçen yılın ikinci yarıyılı gibi bu öğretim yılının ilk dönemi de uzaktan eğitimle geçti. Pek çok öğrenci de çeşitli nedenlerle bundan yararlanamadı!

Bu arada okullar gibi karneyi de unuttuk. Uzaktan eğitimde, karneler de sanal oldu.

İlk ve ortaokullarda dün sadece dijital karne verildi, liselere ise ara karne yok, yıl sonunda tek karne verilecek.

Öğrenciler, bu dönem, hayatlarında görmedikleri notlar gördüler. Zayıfı olan ve takdir, teşekkür almayan yok gibi...

Hadi gelin bugün bir değişiklik yapalım ve öğrenciler yerine kendimize karne verelim!

Eğitimde kim ne kadar sorumluluklarını yerine getirdi?

Eleştiri ve kabahatli aramanın ötesine geçip kim ne yaptı?

Hangi konularda taşın altına kim elini koydu?

Örneğin MEB, YÖK, ÖSYM, üniversiteler, rektörler, müdürler, öğretmenler, veliler ve biz medya mensupları üzerimize düşenin ne kadarını yaptık?

İçimizde alkışı hak edenler, sadece ve sadece, daha iyisi olsun diye çırpınan öğretmenler, öğrenciler ve bir de velilerdi.

MEB ve YÖK’ün karnesi ne olur?

Bu kişiden kişiye değişir ama MEB, kararsızlığı ve zikzaklar nedeniyle kesin bütünlemeye kalırdı.

YÖK’ün bütünlemeye kalması da olasılık dahilinde. MEB uzaktan eğitim yaparken o da üniversiteleri sadece uzaktan seyretti!..

Görünen o ki eğitim memleket meselesi olmadan, daha iyisi zor.

Böyle gelmiş böyle gider diyenlere şimdi dur denmeyecekse ne zaman denilecek?..

Şişirilmiş notlar!

Karnelerde, şişirilmiş notlar, takdir, teşekkür, ne ararsanız var.

Yakın çevrenizde öğrenci varsa karnelerine bir bakın.

Hele ki özel okullarda ise daha bir dikkatli bakın.

Takdir, teşekkür almayan yok gibi.

Tüm dersler zirvede. Ama siz çocuğunuzu çok iyi biliyorsunuz ya da sonraki yıllarda sınav sonuçları gösteriyor ki çocuğunuz o kadar da iyi değil!

Peki, o zaman, çocuğumuzun öğretmenlerini kendi öğretmenlerimizle kıyasladığımızda, neden bu kadar bonkörler?

Çünkü üzerlerinde baskı var hatta yüksek not vermeyen öğretmen adeta dışlanıyor, okulla ilişkisi kesiliyor ya da günah keçisi ilan ediliyor.

Adil ve objektif bir ölçme değerlendirme sistemi eğitimin olmazsa olmazlarının en başında geliyor.

Eğer o yoksa, gerisi teferruattır ve maalesef bizde ciddi anlamda standart bir ölçme değerlendirme yani not verme sistemi yok!

Moral olsun diye verilen notlar kayıt dönemlerinde ciddi sıkıntılar yaratacaktır!..

Yarıyıl tatili niye verildi?

Dinlensinler diye ama gidin bakın yüz binlerce öğrenci hızlandırılmış kurslarda, yıl içindekinden çok daha yoğun bir şekilde sınavlara hazırlanacaklar. Hem de özeller yetmedi, devlet okulları da yarıyılda dershane haline getirilecek.

Eğitim yüz yüze yapılamadı ama kurslar yüz yüze olacak!..

Böyle saçmalık olur mu?

Olmaması gerekir ama oluyor. Tıpkı hasta olmadan rapor alan öğrenciler gibi. Tıpkı, adeta parayla diploma satan bazı vakıf üniversiteleri gibi. Tıpkı her fakülteden mezun olanın, kendisini o alanda yetkin hissedip, hazır iş istediği gibi...

Eğitimde ve çocuklarımızın yetiştirilmesi konusunda hangi konuya el atsak, elimizde patlıyor.

Çünkü hep görüntüyü kurtarmaya çalışıyoruz. Detaylar umurumuzda değil. Oysa kalite detaylarda saklı.

Özetin özeti: 15 Şubat’tan sonra okullar açılır mı? Çok zor! Belki haftada bir iki gün gidilir, o kadar.

Telafi eğitim için keşke yaz aylarına yönelik şimdiden bir planlama yapılsa!..

DİĞER YENİ YAZILAR